Aylık Arşiv: Temmuz 2005

New Jersey’deyim.. Iyiyim…

Fonda’nin son dakikada bana yetistirdigi daha buyuk bir valiz ile ulastigim Minneapolis/St. Paul Havaalanin’da,  once 25 $lik bir ceza odedim agir bir valizle yolculuk edecegim icin… Ardindan da ucagim rotar yapti bir miktar.. Chicago’da yaklasik 30 dakika kadar havaalaninda; 25 dakika kadar da ucagin icerisinde bekledik..Jersey’e ulastigimda aksam saat 21:00 civariydi ve arkadaslarim Bezen ve Adil beni bekliyorlardi.. Sagsalim eve geldik ve son 2 gundur de evde oturmuyoruz.. Yazacak vakit bulunca biraz daha haber verecegim.. Simdilik merak gidereyim dedim..(Merak edenler icin:)

Minnesota Macerasi Bu Yil Icin Burada Biter…

Yaklasik 4 saat sonra buradan ayrilip, Amerika’daki son duragim New Jersey’e ucacagim.. Bezen ve Adil’i gorecek olmak guzel, ama ne yalan soyleyeyim evimi, ‘mavi kutumu’ cok ozledim..

Son 4 gunum Abbot NorthWestern Hastanesi’nde bilgi alis-verisi ile gecti. Problemler, sikintilar ya da sikayetler hemen hemen ayni. Ama bize gore kalite, hasta ve calisan guvenligi, risk yonetimi konularinda standartlara uyumlari yillar oncesine dayandigi icin bu konularda (ki bunlar benim calisma konularim!) bizden birkac gomlek-haliyle- ilerdeler. Ama konustugum herkes bu sureci, sancili ve sikintili donemleri yani kendilerinin de yasadigini; bu kulturun oturmasinin biraz zaman alacagini, tek yapmamiz gerekenin pes etmemek ve umudumuzu kaybetmemek oldugunu soyledi:)) Lider kadronun destegi ve personelin egitimi ve bilgilendirilmesi de baslica onemli noktalar tabi!

Bu 4 gun boyunca bana hastanede 1 ay once calismaya baslamis olan Kim eslik etti. University of Minnesota’dan Isletme ve sonrasinda da benim basladigim program olan MHA ( Master of Healthcare Administration) derecesini almis. 2 ay sonra da is bulmus! Bu programdan beraber mezun olduklari tum arkadaslarinin bir yerlere yerlestirildigini soyledi. Is bulma konusunda Minnesota’dakiler, diger yakin eyaletlerdekilere nazaran daha sanslilar. Burada issizlik her gecen gun yuzde olarak dusuyormus cunku.. Daha dun sahit oldugum bir sey oldu: Fonda’nin ablasinin yakin arkadaslarindan birinin kizi ve esi Texas’da yasiyormus ve is bulma konusunda biraz basarisiz olmuslar. Buraya tatil icin gelmisler ve ikisi de -cok parlak olmasa da- birer is bulunca burada, apar topar Texas’a geri donup tasinmak icin tatili yarida kesmisler:))

Valizimle yine basim dertte! Kitaplarim yaklasik 8-10 kilo geldigi  ve cokca yer kapladigi icin valize bir turlu sigdiramiyorum:(( Tek umudum birkac saat sonra gelecek olan Fonda’nin getirecegi ve buyuk oldugunu iddida ettigi bir valiz! Yolculuklarin en cok bu kismini sevmiyorum: Valiz toplamak ve bir seyleri mutemadiyen sigdirmaya calismak…

Kas Yaptim Bu Hafta Sonu…

Basliktan da anlasilacagi uzere sportif ve aktivite dolu bir hafta sonu gecirdim. Her aksam yataga girerken tum kaslarim sizliyordu, ama olsun. Derslerle yogun gecen 2 haftanin ardindan yesillikler, kus sesleri, goldeki tekneler, piknik beni kendime getirdi. Varsin kaslarim agrisin, nasilsa gecer! Ama bu tecrubenin tadi damagimda kalir ve hep hatirlanir:))

Cuma gunu Fonda ve ben sehrin UpTown denen bolgesinde yer alan gollerden birinde kano yapmaya gittik. Soyledigine gore, kendini bildi bileli hafta sonlari ya da cani sikildigi her an kendini buraya atar ve bir sure kurek cekermis. Ona da bana oldugu gibi suda olmak iyi geliyormus! Kano yapmaya basladigimiz golden kurek cekerek 3 farkli golden gectik. En sonuncu gol en temizi oldugu icin burada suya girilebilmesi icin ufak 2-3 tane plaj kondurulmus. Yer yer birden derinlestigi icin oyle denizde yuzer gibi yuzemiyorsunuz ama yine de serinlemek icin ideal. Piknik malzemelerini bir Lubnan cafe’sinden aldik. (Orta Dogu mutfagina pek bir duskun Fonda. Esi de Misir’li zaten:)) Sonra da bir kano kiraladik. Hic bu kadar uzun sure kurek cekmemistim, cok hosuma gitti. Plajlardan birine geldik ve piknik malzemelerini ortaya doktuk.. Yanina da bir sise kirmizi sarap! Herhalde birkac saat kaldik, sohbet ettik orada. Saat 7’ye dogru kanoyu teslim etmek uzere hizli kureklerle basladigimiz yere vardik. Iki sey cok hostu: Ilki gunesin bulutlarla yaptigi ve uzunca suren dansi! Oyle guzel kareler yakaladim ki.. Biri asagida. Buradaki fotografta ikinci hosuma giden sey de var: Ordekler… Anne ve yavru ordekler golde siraya girip yuzup duruyorlardi. Biz de onlara elimizde kalan ekmekleri atarak besledik.. Cok sekerlerdi. Boylece bir fotograf ile iki guzelligi ayni kareye aldim! Kanoyu kiraladigimiz iskelede bir suru ufak capli tekne vardi. Buraya yakin oturan insanlar, hafta sonlari tekneleri ile aciliyorlarmis golde..

 

*

Cumartesi ve Pazar gunu ise kendi basima gecirdigim 2 gun oldu. Mary Jane’den odunc aldigim bisiklet ile Cumartesi gunu kampusun kalan kismini (West Bank ve Dinky Town) ve oradan da Riverdale denen bir bolgeyi kesfettim. Bisiklete binmeyeli neredeyse (abartmiyorum) bir 15 yil olmustu! Ama cok ilginctir ki uzerine biner binmez hemen hatirliyorsunuz nasil kullanildigini:)) Turkiye’de ana caddelerde bisiklet kullanmak nasil zorsa, bu memleketde de bir o kadar kolay. Bir kere yollar cok genis. Sonra bisiklet kullananlar icin bir cok yolda ve sokakta cizgilerle ayrilmis alanlar var. Ucuncu olarakta buradaki suruculer trafik kurallarina, yayalara ve tabi ki bisiklet kullananlara pek bir saygililar. Hal boyle olunca korkmadan, gonlumce, ve hatta saatlerce bisiklet kullandim: 15 yilin acisi 2 gunde cikti mi diye sorarsaniz: Cikti vallahi!

Cumartesi gunu kampusun diger bolumlerini kesfettikten sonra, tesadufen Riverdale denen bir yere geldim. Burasi Missisipi Nehri’nin kiyisindaki Maine Parki’nida icine alan bir bolge. Cumartesi gunu icin oldukca kalabalikti. Yasli-genc herkes bir ortu, ufak bir sepetle buraya nehrin kiyisina gelmis; kendi caplarinda piknik yapiyorlardi. Yolun hemen karsi tarafinda ise bir suru sokak cafesi vardi, ciceklerle birbirlerinden ayrilan. Bu cafelerden iki tanesinin arasina bir platform kurulmus. oyle buyuk bir sey degil. Bir jazz grubu muzik yapiyordu. Bisiklet kullanmaktan yorulup, bayagi bir terledigim icin bisikletimi kenara bir yere bagladim ve cimenlere yayildim ben de onlari dinlemek icin. Terapi gibi geldi diyebilirim.

Pazar gunumde de DownTown ve Mall of America’ya gittim bisikletimle. Toplamda 6 saat disarida kaldim ve bunun 3.5 saati bisiklet uzerinde gecti. Pazar pazar sehir pek bir sakin, pek bir huzurluydu. Ben bu Minnesota’yi sevdim galiba:))

Havalar Serinledi… Dersler Bitti…

.. Dun sabaha karsi gok gurultusu ile yataktan kalktim, saat 05:00 civarinda.. Bardaktan bosanircasina yagmur yagiyordu ve penceremden disari baktigimda gordugum manzaranin tadina doyamadim.. (Yukaridaki fotograf:)) Son 2 gundur hava boyle ve oglen saatlerinde isiniyor bir miktar. Ama muthis bir ruzgar var, gercekten de cok siddetli! Insanlar hallerinden pek bir memnun. Onlara gore, gunlerdir Minnesota’daki bu sicak hava dalgasi son yillarda gormedikleri kadar fazlaymis. Zaten Minnesota Kanada sinirinda oldugu icin, kislarin ve baharlarin cetin ve sert gectiginden bahsettiginde insanlar inanamamistim. Zira hic serinlik alameti ile karsi karsiya kalmamistim. Ta ki gecen gune kadar!

Dersleri bugun bitirdik, inanilmaz ama 13 gun olmus ben buraya geleli.. Bundan sonra cok siki bir doneme giriyoruz hep beraber. Cogu benden daha zor durumda, cunku aileleri var. En az 2-3 cocuk. Tum gun iste olacaklar ve eve geldiklarinde de dogal olarak eslerine ve cocuklarina vakit ayirmak isteyecekler. Bir kaci calismak icin en iyi zamanin sabahin erken saatleri oldugundan bahsetti. Diane ise, calismamiz gereken kitap ve okumalari bir CD’ye okutup sabah kosularinda dinlemeyi dusundugunu soyledi:)) Bense, saniyorum ki eve geldikten sonra aksamlari calisabilecegim. Her gun en az 1.5-2 saat duzenli vakit ayirmam gerekiyor, yoksa cok zorlanacagim! Olayimiz kisaca soyle: Her ay bir konudan sorunluyuz. Her ayin son gunu, o konuyla ilgili bize burada verilmis olan odevleri yapmamiz ve ilgili kisilere iletmemiz gerekiyor. Odevlerin cogu ortalama 15-20 sayfa civarinda. Grameriydi, kompozisyon kurallarina uyumuydu falan hepsinin nasil kontrol edilip gonderilmesi gerektigine dair de sayfalar dolusu oneriler var elimizde. Her ay o konuyla ilgili odevden not alacagiz. Bu sekilde bu yil sorumlu oldugum 11 kredim var:(( Bunlardan sadece bir tanesi sunum seklinde olacak. Buna “Regional Presentation” diyorlar. Amerika’da yasayanlar 3 ayri bolgede, Ekim ayinin 3 haftasi bir araya gelerek sunumlari gerceklestirecekler. Ben ve Ispanya’dan katilan Lidia ise ulkelerimizde gerceklestirecegiz sunumumuzu.. Bizimkiler Aralik ayinin 2. haftasinda. Programin koordinatorleri ve o dersten sorumlu olan kisiler Turkiye’ye gelecekler yani.

Bugun son gunumuzdu.. Dun aksam bu yilin bitisi serefine bir parti vardi. Cok eglenceliydi, hayatimda ilk defa karaoke yaptim:)) Hepsi ile vedalastim grubumun biraz once.. Gozyaslari sel olmadi ama, icimiz buruklasti.. Kisa surede cok yakin iliskiler kuruldu zira.. Ben burada kalan tek kisi olarak 1 hafta daha Middle Broak Hall’deyim.. Bakalim bu 3 gunluk off’umda neler yapacagiz? (Pazartesi gunu Abbot Hastanesi‘nde mini-residency’m baslayacak)

Son olarak, muhtesem insan Vernon Weckvert‘in dilek kurabiyesinden cikan ve cebinde sakladigi ozlu bir sozle bitirmek istiyorum (Bu soz, bu uzun yolculuga cikmis bulunan bizler icindi):

Begin! The rest is coming….

Yorucu Bir Hafta Sonuydu…

..ama cok eglendim.. Denemedigim seyler denedim, gitmedigim yerlere gittim ve uzun zamandir yemedigim seyler yedim.. Cuma aksami Down Town‘da tum bir hafta sonu suren bir festival vardi. Benim ISP grubumdan yeni arkadaslarim Diane, Lidia, Gary, Kevin ve 2 Andy ile beraber bu festivale gittik yemekten sonra. Down Town, benim bulundugum universite kampusunden yuruyerek yaklasik 20 dakika uzaklikta. Ama biz araba kullanmayi tercih ettik. Cunku Gary Utah’dan, Andy’lerden biri Duluth (Minnesota)tan geldigi icin burada arabamiz var.

Arabamizi park ettikten sonra kalabaligin arasina daliverdik. Barikatlarla Minneapolis’in en buyuk caddesinin iki tarafini kapatmis polisler.. Arada kalan yerlerde bir suru aktivite, konser ve tabiki Amerika’nin olmazsa olmaz yiyecek-icecek standlari vardi. Bizim bahar senliklerinde yasanan goruntuden cok da farkli degildi acikcasi..Asagidaki fotografi konser veren gruplardan birini dinlerken cektim…

 

Bu hengamenin arasinda Amerikan denizcilerinin (Marines) de bir standi vardi. Konu Marines olunca haliyle aktivite de guc gosterisi ile ilgili oluyor. Yuksekte bir barfiks kurmuslar ve hem kadinlar, hem de erkekler bu barfikste gucunu siniyor. Kazanana donanma t-shirt ve sapkalarindan veriyorlar. Denemesi bedava! Denedim haliyle. Daha dogrusu niyetli degilken, sportif biri olmamdan kaynaklanan gorunumum neticesinde grup arkadaslarim tarafindan barfiksin bulundugu alana itiliverdim! Erkeklerden 50 defa barfiks cekmeleri beklenirken, kadinlardan barfikste 70 sn. kalmalari bekleniyordu. Tam 63 sn. kaldmayi basararak t-shirtu kacirdim, ama sapkayi kaptim:)) (Gercekten de hic kolay degildi.. Asagidaki fotograf ben barfikste direnirken Lidia tarafindan cekildi. Sonraki fotografta beni alin terimle kazandigim sapka ile goruyorsunuz:))

 

*

 

Cumartesi gunune zor basladik haliyle.. Normalde erken kalkmaya alismisken, ne yazik ki cumartesi sabahi saat 10 sularinda -kahvaltiyi da kacirarak- gune basladim.. Cumartesi icin bir gece onceden yaptigimiz iki plan vardi. Birincisi Amerika’nin en buyuk alis-veris merkezi olan Mall of America’ya; ikincisi ise Minnesota Twins ve Los Angeles Angels arasinda oynanacak olan buyuk ve onemli beysbol macina gitmekti.

Mall of America dedikleri yer Akmerkez’in yaklasik 10 kati (abartmiyorum) ve yuksek degil.. Sadece cok genis bir alana yayilmis. Alis-veris veya alis-veris merkezleri benim icin cok bir onem tasimadigindan buraya dair anlatacak bir sey bulamiyorum acikcasi. Yalnizca -bence tabi- bazi seyler indirim zamani muthis ucuz! Ornegin -gercekten alinacaklar listemde bulundugu icin- bir tane sandalet aldim. (Parmak arasi dedigimiz turden. 15$’a..) Bir de listemde olmadigi halde 20$’a jean aldim. Dedigim gibi alti-ustu tuketim toplumuna yarasir tasarlanmis, insanlarin ordan oraya kosturdugu ve yiyip-ictigi devasa bir mekan iste..

Isimizi bitirdikten sonra Metrodome denilen Beysball Stadyumu’na gittik beraberce. (Biletler 27$’di..) Hayatimda ilk defa beysball macina gittim ve saniyorum ki (cok zor durumda kalmadigim surece) bu benim gittigim gidecegim son beysball maci oldu:)) Tam 3 saat suren, anlatmalarina ragmen ne oldugunu bir turlu tam olarak kavrayamadigim, sadece filmlerde gordugum ve bence oyle kalmasi gerektigini dusundugum bir oyun bu beysball.! Stadyum cok heybetliydi ve tam 34 bin kis idik o aksam maci izleyen..

*

 

Insanlarin tek yaptigi sey yemek yemek!! Oyle boyle degil.. Porsiyonlar oldukca buyuk, yiyecekler yagli ve devamli kizartilarak hazirlaniyor.. Icecekleri bizim Mc Donald’s buyuk bardaklarinin yaklasik 2 kati.. Misirlari, cipsleri kocaman kovalarla aliyorlar. Meshur hot dog’lari yaklasik  (Yemin ediyorum abartmiyorum, olctum.. Benim bir karisim 20 cm gelir yaklasik..) 40 cm. civarinda! Insanlari yerken gordunce otomatikman doyuyorsunuz. (Ya da mideniz allak bullak oluyor) Velhasil bu Amerika denen memleketin tek sevdigim tarafi; her gelisimde bayagi bir kilo kaybederek donuyorum ulkeme.. Hatun kisiler bunun ne demek oldugunu iyi bilirler:))

Beysball maci sonrasi kendimizi bir seyler icmek uzere bir pub’a attik ve yaklasik 2-3 saat kadar kaldik. Sohbet ettik, gulduk.. Allahtan grubumdakilerle cok iyi anlasiyoruz da her sey yolunda ve keyifli gidiyor sayelerinde. Burada tum ickili muesseseler (:)) saat tam 02:00 dedinmiydi kapaniyor. Oyleki, gectigimiz aksamlardan birinde yine disaridaydik ve saat ikiye tam bes kala bodyguardlar gelerek herkese kibarca (ikinci uyarilari pek kibar olmuyor ama…) cikmalari gerektigini soyluyor..

Gece yine bayagi gec yattigim icin pazar gunu yine gec kalktim haliyle.. Bugun 09:30’da bulusacak ve Tubing yapmaya gidecektik. Bu tubing denen seyi ilk defa Aydin’dan duymustum. Onlar bu mereti yapmaya siklikla gidiyor ve de cok egleniyorlar. Tubing, kocaman lastiklerin icine binip (oturup ya da her nasil rahat duruyorsaniz) uzunnnn bir nehirde yine uzunnn saatler boyu surukleniyorsunuz demek! Yalniz guzel tarafi, herkes yanina mutlaka sogutucularini da aliyor. Bunlarin icine iceceginizi, yiyeceginizi dolduruyorsunuz.. (Malum 3-4 saat sudasiniz) Biz ne yazik ki dun geceki uzunn muhabbet sonrasi bu tubing olayina 3 kisi gidebildik. Cok eglendim gercekten. Ne yazik ki fotograf makinasini suya dusururum endisesi ile yanima almadigim icin goruntuden mahrum kaldik! Ama cok huzurlu, bazen dinlendirici, bazen heyecanli (cunku bazi yerlerde suyun debisi artiyor ve bayagi hizli hareket ediyorsunuz!) bir 3 saat gecirdim. Hemen hemen herkes alkol aliyor bu gezinti sirasinda. Biz bol bol su ve diet-cola tercih ettik. Bir kac kucuk suya yuvarlanma sureci sonrasi (su, bazi yerlerde oldukca sig ve taslar kaya boyutunda!!) dizimde ve sol el bilegimde ufak ciziklerle aksam ustu saatlerinde Still Water denen kasabaya ugrayip bir kahve ictikten sonra evimize donduk:))

 

Bu arada; tubing yapmaya gittigimiz yer Apple River yani, Sommerset denen bir mevkide. Bu mevki Still Water kasabasina cok yakin. Tum bunlar da Wisconsin eyaleti sinirlari icersinde. Yani Wisconsin’den ufak da olsa bir parca yer gormus oldum bugun:))

Evimize donduk donmesine de, karnimiz cikti bayagi.. Benim buraya gelmeme sebep Marry Jane Madden‘la daha onceden bu aksam Uzak Dogu mutfagi tecrube etmek icin sozlesmistik.. Bize katilan Lidia ve Diane ile birlikte Rainbow adinda super bir yere gittik. Ben Cin-Japon mutfagini ve dahi sushi olayini cok severim. Gunlerdir adam gibi bir sey yememis oldugumdan sebep guzel bir yemek yemeyi hakettigimi dusunen Mary Jane ince dusunerek bizi buraya getirdi. 1 haftadir yedigim en guzel yemekti diyebilirim. Fiyatlar da cok makuldu. Haftaya tekrar gidecegim gibi gorunuyor:))

Simdi ise saat burada 23:05. Yaklasik 1 saat sonra Pazartesi gunune girecegiz. Carsamba gunune odevimiz vardi. Ben de odevimi yaptim yemek sonrasi. (Saka gibi.. Odev falan.. 30 yasinda kocaman kadin oldum ben ya!) Yaklasik yarim saattir sayfamla mesgulum ve sanirim gidip yatacagim artik.

Tum arkadaslarim beni e-mailleri ile yalniz birakmiyorlar sagolsunlar. Ayrica duzenli takip ettigim Zeynep‘in weblogunda benden bahsetmesi de cok hosuma gitti.. Tesekkur ederim Zeynep.. Umuyorum ki bu sayfayi takip eden herkes kendince huzurlu, verimli, dinlendirici ve benimki kadar (yorucu da olsa) keyifli bir hafta sonu gecirmistir.

Yarin icin kerkese guzel ve dinamik bir calisma gunu diliyorum..