Aylık Arşiv: Ağustos 2005

Biraz Ara Verelim…

Düşündüm de yoruldum bu yaz ben.! Dün akşam saatler 21:10’u gösterdiğinde ben assignment’ımı tamamlamış olmanın verdiği huzur ve hafiflemiş bir şekilde ofisten anca ayrıldım. Henüz güneş ve deniz tatili yapamamış bir deniz tutkunu olarak, yarın bu saatlerde Kaş yolunda olacağım.. Bu sebeptendir ki bir mikta teknoloji ile bağımı koparmaya kararlıyım. Yapmak istediğim şeyler; sabahın kör kökünde temiz ve buzz gibi Kaş denizine dalmak, bol bol yüzmek, deniz yatağında güneşlenmek, bol bol yeşil çaylı ice-tea içmek (Onlar da mümkünse hem buzzlu hem de buzz gibi olacaklar. Bu aralar favorim bu!), 2 ay kadar önce satın alıp kapaklarını bile kaldıramadığım 2 kitabımı okumak, bir yarışmaya göndermeyi planladığım yazım üzerinde biraz sakin kafayla düşünmek, Aydın’a söz verdiğim mektubu yazmak, Kuru’nun yerinde çiğ börek yiyip üzüm salkımlarının altında yan gelip yatmak, tekne gezisine çıkıp bu defa daha profesyonelce fotoğraflar çekmek, Saklıken’te buzz gibi sularda yürümeden önce en sevdiğim şey olan gözleme-ayran ikilisi için malum yerde mola vermek:)) Baktım da bu liste uzar gidere benziyor. Biraz ara verelim dedim, ama bu defa da düşük çenemin; pardan klavyemin kurbanı olacaksınız gibi!

İşte böyle.. Tatile gidiyorum, yokum.. Tatil yapabilmiş olan talihliler beni çok iyi anlayacaktır neden ağzımın bu denli kulaklarımda olduğunu.. Henüz yapamamış ya da yapmaya imkanı olmayanlar içinse şimdiden özür diliyorum. Ama söz güzel görüntüler getireceğim onlara da. (Her ne kadar kanlı-canlı bir tatilin yerini tutmasa da!)

Tatlı arkadaşım Demet, bana güzel bir sunum yollamış yine.. Phillip E. Humbert denen bir psikiyatri profesörünün derleyip topladığı ve “Güzel Yaşamın Anahtarları” dediği özlü sözleri sizlerle paylaşayım istedim. Çoğunu eminim biliyorsunuzdur. Benim hiç duymadığım bir tane vardı, öğrenmiş oldum.

Sevdiklerinizle, huzurlu, sağlıklı ve verimli –ama bensiz– 1 hafta geçirin:))

“Güzel Yaşamın Anahtarları”

* Kendini Tanı (Sokrates) İçinde yolculuk yap, günlük tut, kalbin, vicdanın ne diyor dinle!

* Olduğun Gibi Görün Ya da Göründüğün Gibi Ol (Hz. Mevlana)

* En Yukarıda AŞK Var (St. Paul) Sesi müziğe dönüştüren aşktır. Aşk, sevgi, ihtimam olmazsa hayatın kuru bir dal parçasından farkı kalmaz!

*Dünyayı Hayal Gücü Yönetir (A. Einstein) Herşey hayal etmekle başlar.

* Fazla Güzellik Göz Çıkarmaz (Mae West)

* Fırsatlar Yakaladıkça Çoğalır (Sun Tzu) Başarı cesaret ister. Zamanla başlangıçtaki cesaret inanca dönüşür.

* Ya Yap Ya Yapma (Yoda)  Tereddütte kalma.! Sen üstüne gitmezsen, hayat üstüne gelir.!

* Mükemmellik, Ekleyecek Birşey Kalmadığında Değil, Alınacak Bir Şey Kalmadığında Oluşur. (Antoine de St. Exupery)  Hayatı basitleştirin.! İstek listenizi kısa tutun. Tutun ki, odaklanabilesiniz. Odaklanmaz iseniz hayatı yakalayamazsınız.

* Kabiliyet Yoksa Sanatçı Olmaz, Ama Çalışılmadıkça Kabiliyet İşe Yaramaz. (Emile Zola)

Can Kırıklarım…

Günlerdir motive olmuş bir şekilde yarın akşam göndermem gereken assignment üzerinde çalışıyorum. Yoruldum bir taraftan, ama ilerledikçe de bayağı keyif alıyorum doğrusu.. (Şu an itibariyle 8. sayfamı da bitirdim:)) İşte böyle çalışırken de devamlı bir müzik kanalı açık yanı başımda. Yıllardır keyifle takip ettiğim ve bence Türkiye’deki en iyi kadın rock vokalisti olan Şebnem Ferah‘ın bir şarkısı da hem ruhuma işliyor bunca zamandır, hem de tüm tüylerimi diken diken ediyor..

Ne güzel demiş ama…

“Bu kalabalığın içinde yapayalnız hissetmektense

Dünyanın bir ucunda tek başımayım…

Kir göstermeyen renkleriniz sizin olsun

Korkmaktansa

Bulanıklığın tam içinde bir başımayım..” .. İşte buradan sonrası asıl beni mahveden bölüm.. Eline sağlık Şebnem!

“Benim belki de gizli bir bildiğim var

Elbette ağlarım, benim can kırıklarım var..

Senin gördüğün yanağımdan süzülenler

Asıl içimde, içimde yüzdüğüm bir deniz var..”

Fast & Funny:))

İlk defa düzenlediğim bahçe partime katılan, eğlenceli ve keyifli bir Cumartesi akşamı geçirmemize neden olan, suların kesik olmasına rağmen alalacele yetiştirmeye çalıştığım yemekleri “süper olmuş” diyerek silip süpüren, önceden gelip bana yardımcı olan; kısaca yapımda ve yayında emeği geçen herkese (toplamda 13 çılgına) TEŞEKKÜR EDİYORUM..

Hafta sonum böylece keyifli başladı, keyifli devam etti.. Pazar günü de Formula 1 heyecanı ile bir önceki akşamın parti yorgunluğunu çıkarırcasına evde oturup, koltuğumla bütünleştim.. İlk organizasyon için başarılıydı bence. Ayrıca heyecanlı da oldu diyebilirm. (Benim favorim Weber, tam ataklarına başlamışken yarış dışı kaldı ufak bir kaza sonucu ama..) Yarışın favorisi Fin’li pilot Kimi Raikonen aldı 1. İstanbul Park Türkiye GP’yi..

Yarış sonrası, konsantre olabildiğim ölçüde ders çalışmaya çalıştım.. Başardım da.. 12 sayfalık ödevimin 2 sayfası bitti bile..Kalanını da Perşembe gününe kadar bitirmem gerekiyor, zira tatile kaçacağım..

 

Bugün Cuma:)

Yaşasın diyoruz.! Her ne kadar hafta benim için çok zor geçmese de, Cuma gününün gelmesi ile beraber hafta sonuna saatler kaldığını bilmek çok güzel.. Hafta sonu rüzgar gibi geçse bile:))

Bu hafta sonu güzel şeyler yapılacak; Mesela kızlarla hamam sefası, arkadaşlarla evde mini-parti yapılacak, kardeşimle keyifli vakit geçirilecek, ders çalışmaya çalışılacak, aldığım iki DVD ve Pazar günü Formula yarışları TV’den izlenecek…

Evdeki mini-parti yaklaşık 10 kişilik olacak. Menü kafamda oluştu gibi: Ayşegül Sultan o meşhur kısırından yapacak. Ben de meşhur böreklerimden birini, zeytinyağlı patlıcanlı mezemi, barbunya pilakimi ve bademli tavuk yemeğimi yapmayı düşünüyorum.. Olmazsa olmaz peynir tabağım ve meyve de sofrada olacak tabi. (Tekrar yemek yapmaya başladığım için çok mutluyum)

Aslında enteresan filmler de gelmiş sinemalara bugün.. Bir Otostopçunun Galaksi Rehberi, Bak Kim Gelmiş, Çılgın Haftasonu, Bombon Köpek ve Son Sosyalist Mitterand. Vakit kalırsa birine gidilebilir.!

Ankara’da hafta sonu sıcak olacakmış yine.. Bu da demektir ki  zaten az ve öz olan açık havuzlarımızda şenlik olacak! (Biz genelde ODTÜ Mezunlar Derneği’nin Vişnelik Tesisleri’ne ya da Hacettepe’nin Beyaz Ev’ine gidiyoruz.) Ankara’da tek sevmediğim şey mavi, sonsuz, serin, lacivert, derin bir denizimiz olmaması.:((

İyi hafta sonları..

Ol..!

“Sevgide Güneş Gibi Ol,

In loving others be like a sun,

Cömertlik ve Yardım Etmede Akarsu Gibi..

In generosity and helping others be like a river..

Hataları Örtmede Gece Gibi Ol,

In Concealing Faults Be Like a Night,

Tevazuda Toprak Gibi..

In modesty be Like an Earth..

Öfkede Ölü Gibi Ol..

In Anger and Furry be a Like a Dead..

Hoş görülükte Deniz Gibi..

In Tolerance be Like a Sea..

Her Ne Olursan Ol,

Whatever You Are,

Ya Olduğun Gibi Görün,

Ya Göründüğün Gibi Ol.!

Either Exist As You Are Or Be As You Look.!

Hz. Mevlana