Aylık Arşiv: Ağustos 2006

Ben Gidiyorum Yine…

Nereye diye sormayın:) Evet biraz ani oluyor bu gidiş farkındayım. Ama “kaçmak” için düşündüğümüz tarihler iş açısından bizi zorlamaya başlayınca 30 Ağustos’u bahane edip bu hafta gitmeye karar verdik mavi’yle buluşmaya…

Yazacak çok şey var hafta sonundan, çok da şey olacak bu hafta yaşanacaklardan.. Ama ben de ne yazık ki vakit yok.. Daha doğrusu şöyle yazsam uygun olacak, “Zaman Yönetimi ders notlarımı tekrar gözden geçirmem lazım benim!!” Gün yetmiyor, dolu dolu geçirmem gereken bir dönemdeyim ve fakat biraz dağılmış vaziyetteyim.

Bu yolculuk toparlasın lütfen beni, silkelenmeye ihtiyacım var. Yoksa bu gidişle benim adımı LEYLA olarak değiştirmek durumunda kalacağız:)

Hafta Sonu Hediyem…

Hediyem mi?

Kime mi?

Tabi ki benim gibi güzel ve kaliteli fotoğraflara bayılan tüm JTB okuyucularına.. Bir baktım da uzun zamandır beğendiğim fotoğrafları paylaşmıyorum sizlerle..

Onları daha çok insanın görmesi gerek bence; bir de benim Photoshop kullanmayı acilen öğrenmem lazım:)) Yanaklarınızdan öpüldünüz, keyifli bir hafta sonuna uğurlandınız..

Favori fotoğrafçım DJN’den “Into The Light” ve “Take My Hand”

2006 yılının “Best Western European” Photoblog’u seçilen Deceptive Media‘dan “yeşil

Gosu‘dan “Time Erase”

Philip Anthonie Reyes Cruz (PARC)’dan  “Horizon”

Staring At the Sun (SAS)’dan “Catching the Rain”

Ve yeni keşfim Kiki‘den “Çiğ Damlalı Çiçek”

Lezzet Durağı – “Roka Köftecisi”

 

Eğer ki canınız bir gün şöyle lezzetli bir köfte yemek isterse…

Bahçelievler civarındaysanız, ya da arabayla kolayca gidebilecek bir durumda..

E bir de benim gibi yeşillik, ot, çöp hastasıysanız işte gidilecek bir mekan size ANKARA’da: ROKA

Miniminnacık bir mekan aslında burası, hepi topu 8 masası var bahçesinde. Bir tane ustası ocak başında, bir tane işleteni kasa başında, 2 tane de garsonu var. Arabayla gittiğinizde önünde 2 araçlık park yeri var. Oturduğunuz oturaklar da yemek yediğiniz masa da biraz yere yakın:)

Siz masaya oturduğunuz vakit hemen garsonumuz elinde paket kağıdı vari bir şeyle gelip, masanızı bununla örtüyor. Hemen üzerine de naylondan muşamba vari bir şey seriyor. Daha sonra size ne içeceğinizi ve kaç porsiyon köfte istediğinizi soruyor. Siparişi alır almaz da içeri gidip, elinde bir çanak dolusu yeşillik ile geri dönüyor! Neler yok ki masanızdaki muşambanın zeminine öylece boca edilen bu yeşilliğin içerisinde: Roka, marul, iceberg marul, maydonoz, nane, biraz turp ve küçük domateslerden.. Sonra buzz gibi ayranlarınız özel sürahilerde geliyor.. Köftelerinizi dürüm ya da ekmek arası alabiliyorsunuz. Arzunuza göre közlenmiş domates ve benim en bayıldığım közlenmiş sarımsak da getiriyorlar..

Biz dürüm içerisinde köfte aldık 1’er porsiyon.. 2 tane de ayran. Toplamda 18 YTL ödedik. Köfteleri beğendim, personelin ilgi alakaları da iyiydi gayetten.. Ağaçlar altında, gölgede oturup birer de demli çay içtik. Ben beğendim dostlar, bir daha gidilir mi derseniz gidilir:))

Adres: 7. cadde 22. sokak 4/A Bahçelievler. Telefonu 2221933-2223458 (Paket servisleri de mevcut) Kolay bulabilmeniz için şöyle söyleyeyim: 7. cadde’de ilerleyin, sol tarafınızda OXXO Mağazasını gördüğünüzde, sağa dönün. Zaten 2. sağa dönüş yok. Sağa döndüğünüzde hemen sol tarafınızdaki 2. dükkan:)

 

What Does Your Birthday Mean?

Hadi bakalım, işiniz yoksa buyrun: Doğum gününüz ne anlama geliyormuş..

Bunlar da benim doğumgünüme karşılık gelenler ve benim bu konuya yorumlarım:

You’re a restless rebel with an unpredictable nature. Doğruya doğru şimdi!/ Bright but unbridled, you tend to seek out wild experiences over new ideas. Hmmm.. İlginç:)) / People are frustrated by your great potential, but you love your unconventional life. That’s right baby! / You’re a heartbreaker. People get attached to you, and then you’re gone. Tamam zamanında gitmişizdir, ama.. Heartbraker falan, yok o kadar değil!

Your strength: Your thirst for adventure….  Completely true!

Your weakness: Not taking time for slow pleasures Sabırsızların kralıyım ben be!

Your power color: Hot pink…. İlk defa duyuyorum!

Your power symbol: Figure eight… Bunu çok duydum!

Your power month: March… İlginç!! 2007 Mart’ı cidden önemli benim için ama.. Göreceğiz.

**Bu arada bu blogthings sayfasında yok yok!! ** Ne kadar dürüstsünüz? Hangi mitolojik kahramana yakınsınız? Geçmiş yaşantınızda hangi hayvandınız? Nasıl bir “akrep”siniz?  90% Akrepmişim bu arada:)) Ne kadar şanslısınız? vs..**

Bir Dargın Bir Barışık…

Kuzumla benim bu günlerdeki halimiz: Bir dargın bir barışık!

Sabah erkenden çıkıyorum bazen, acelem oluyor mesela.. Cumartesi sabahı olduğu gibi.. Akşam eve bir geliyorum her yer darmadağan.. Sabahtan ilgilenmeyince, akşam “Ben sana gününü gösteririm” misali evde savaşıyor kendi kendine.. Olan bana oluyor tabi.. Şimdiye kadar 1 vazo, 1 bardak ve 1 mumluk feda ettim kendisi ile olan bu soğuk savaşlarımız esnasında..! Bunlar kırılanlar; bir de diğer kategori var ki onları buruşanlar, yırtılanlar, dökülenler ve dağılanlar olarak adlandırabiliriz..

Bu dargınlıkların ardından bir barışma seansı başlıyor: Hanımefendi önce koltuğa yanıma sıçrıyor. Sonra yavaş yavaş kucağıma patilerinden birini uzatıyor. Geriniyor, şımarıyor.. Eğer ben kötü tepki verirsem atlayıp kaçıyor, bir müddet daha uğramıyor yanıma. Ama eğer ben de yelkenleri suya indirmişsem kucağıma zıplayıp yapmadığı şaklabanlıkları yapıyor; patileriyle masaj yapmalar mı dersiniz, çenemi okşamalar mı, yoksa kolumu yalamalar mı:))

Sonra barıştığımıza kanaat getirince kendini en sevdiği yastıkların üzerine atıp, mayışıyorda mayışıyor.. Ama düşünüyorm da iyiki almışım onu.. Ne yaparsa yapsın bayağı alıştım ben ona..  Bu arada bugün kızımın doğum günü. O tam 5 aylık:)) İyi ki doğdun kuzum, iyi ki geldin yanıma…