Aylık Arşiv: Kasım 2006

S.P.E.A.K.U.P.

2002 yılından bu tarafa Joint Commision on the Accreditation of Healthcare Organization‘ın ~ JCAHO (Jeyko diye okunabilir..) başlattığı bir kampanya var Amerika’da: SPEAK UP! Yani AÇIKÇA KONUŞ!

Hastanelerde, hastaların aldıkları hizmetin her aşamasında başlarına gelebilecek her türlü ilaç ve tanı-tedavi hatalarının azaltılmasına yönelik bu kampanya ile hedeflenen; hastanın aktif ve bilgilendirilmiş bir şekilde kendileri ile ilgilenen tıbbi ekibin bir parçası olmalarının sağlanabilmesi. Bir nevi, hastaların bilinçlendirilmesi ve uyandırılması kampanyası..

SPEAK UP’ı biraz açalım:

Speak up if you have questions or concerns. (Endişe duyarsan, ya da bir sorun varsa açıkça konuş.)

Pay attention to the care you are receiving. (Almakta olduğun sağlık hizmetine dikkat et.)

Educate yourself about your diagnosis, test and treatment. (Sana konulan teşhis-tedavi, ve sana uygulanan testler hakkında kendini eğit.)

Ask someone you trust to be your advocate. (Güvendiğin birinden senin “avukatın” olmasını iste.)

Know what medications you take and why you take them. (Hangi ilaçları niçin aldığın konusunda bilgi sahibi ol.)

Use healthcare organizations that have been evaluated against established standards. (Belirlenmiş standartlar doğrultusunda değerlendirilen sağlık kurumlarını tercih et.)

Participate in all decisions about your treatment. (Tedavinin her aşamasındaki her türlü karar katıl.)

JCAHO’nun bu kampanya ile yapmak istediği halkın farkındalığını arttırmak. Zira 1999 yılında Institute of Medicine ~ IOM tarafından yayınlanan “To Err is Human” ~ Hata İnsana Özgüdür adındaki rapora göre yılda 44.000 ila 98.000 önlenebilir ölüm meydana geliyor Amerikadaki hastanelerde!. Hastaları, tedavi süreçlerine katmakla tıbbi ve ilaç hatalarını azaltabileceklerini düşünüyorlar.

Hastalara haklarını aramaları, ve sağlık ekibi ile koordineli çalışmaları konusunda bir sürü seminer veriliyor; hastanelerde bu konulara dikkat çekici posterler ve el ilanları dağıtılıyor. Zira hasta güvenliğini sağlamak, sağlık kurumları ve hastanelerin en önemli sorumluluklarından biri artık. Ama burada bize, yani hastaların üzerine de düşen bir çok sorumluluk var.

Biz de ülkemizdeki hastanelerde artık yavaş yavaş bu sorumluluğu almaya başladık gibi.. Türkiye’de Akredite olan hastanelerde bu tür çalışmalar yapılıyor, Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri olarak biz de Hasta Güvenliği konusunda ciddi ve özenli çalışmalar yapıyoruz hastanemizde.. Yakında umuyorum ki burada da SPEAK UP’ı uygulayan hastalarımız olur. Burası “TÜRKİYE” demeyin. Siz demeyin, ben demeyeyim, onlar da demesinler. Böyle böyle belki bir şeylerin düzelmesine yardımımız olur.

(Dersimiz bu günlük bu kadar:)))

Guzel mi Guzel..

Hayatin anlamini sorgulamayali o kadar uzun zaman oldu ki… Gerek de yokmus belki de.. Cok ve sik sorguda iyi degilmis, zamanla ogreniyor insan..

32 yasina girdim bu hafta. Kocaman bi kadinim artik.. Olgun.. Yasli:)) Hala sevecenim.. Hala cocuklar kadar mutlu ve masum olabildigimi hissediyorum.. Eglenebiliyorum.. Guluyorum.. Dedikodu da yapiyorum.. “Keske'”de diyorum.. Hala ozluyorum.. Hala kaybettiklerimi aniyor, kazanabileceklerim icin umutlu ve heyecanli hissediyorum kendimi.. Kalbimi attiran seyler de oluyor, uzen ya da kizdiran seyler de.. Kedim ile kapisiyorum cogu zaman, ama onunla alt alta ust uste bogusuyorum da..

Guzel seyler oluyor hayatimda.. Asktan eser yok belki hala.. Ve hala kariyerim icin cikmazlardayim.. Ama biliyorum ki bir tane hayatim var.. Yasamaya deger, ve anlatmaya, ve paylasmaya.. Burada olmak iyi geliyor. Yalan yok bende.. Olmayan hic hic bisey yok! Ben varim.. Siz varsiniz.. Onlar da var.. Hayatimizin tum gercekleri var..

Cok kadeh icilmic bir aksamdan, guzel sohbetli bir yemekten arta kalanlar var su an.. Guzel olmasini umut ettigim bir haftaya baslangic var.. Dostlarin, ici iyi olan tum tanidik-tanimadik dostlarin, iletisilenlerin de ayni duygulari iclerinde var etmesini, ayni sekilde, belki de daha fazla hissetmelerini istedigim dakikalar var su an! Corrina Bailey Rae var simdi..

Siz de ne var? Full? Flos? Yoksa sadece bes benzemez mi? Farketmez. Ne olursa olsun onu iyi kullanacak ve hayata blof atabilecek dostlarim var benim.. Kaybetmeyen, kaybetse de yikilmayan.. Gulumseyen ve inatla gulumseyecek olan.. Bir tek bu bunu bizden kimse lamaz.. GULUMSEMEMIZI.. Yanilmiyorum degil mi???

Güzel Şeyler…

* Hafta sonu, sabah 09:30 saatlerinde Anıttepe’de sabah sporumuzu yaparken yaklaşık 20 dereceye ulaşan hava sıcaklığı!

* Yeni yaşımı bahane edip kendime aldığım yeni küpelerim:))

* Emre Aydın‘ın “Afilli Yalnızlık” albümü.. Ba-yıl-dım. Tavsiye ediyorr muyum? Kesinlikle.. Albüme emeği geçenler arasında Manga, Göksel, Vega, Barlas, vs.. gibi değerli ve benim beğendiğim müzisyenler bulunuyor..

* Cumartesi gecesi burada yapılan erken birthday party:) İçilen sayısız içki ve güzel sesli solist hatunun etkisiyle uzun zamandır eğlenilmediği kadar eğlenilen, yaklaşık 15 kişilik sevilen ve arada sıkça görülemeyen arkadaşlarla beraber olmanın getirdiği olağanüstü keyif duygusu:)) -helal be, anladınız mı bu cümleyi??-

* Pazar sabahı Tolu&Selam ikilisinde yapılan kaymaklı, ballı uzun kahvaltı..

* Doğduğum günün dışında alınan renkli-paketli hediyeler:)

* Telekom’un maçını yine kazanması! Jagla‘nın sevimliliği:))

* Sağlığımın, aile üyelerimin sağlığının yerinde olması!

* Evde yaptığım bol domates soslu spagettinin dayanılmaz çekimine kendini kaptıran dostlar:)

* Kimsenin 32. yaşıma basacak olmama inanmaması:))))

Sizin bu hafta sonu güzel şeyleriniz neler oldu? Olmuştur olmuştur.. Bir tane, hiç’ten iyidir:)) “Güzel Şeyler”le doldurabileceğiniz bir hafta diliyorum:)

All I Ever Really Needed To Know…

I Learned in Kindergarten!

Hayatımızde bize faydası dokunacak, ihtiyacımız olan bilgileri ilk öğrendiğimiz yerin “Anaokulu”muz olduğunu söylüyor Robert Fulghum aynı adlı kitabında.. Hazırladığım sunumumda kullanmak üzere bir şeyler ararken buldum çok hoşuma gitti, sunumumda da kullandım; sizlerle de paylaşmak istedim. Sizce de doğru değil mi allah aşkına?

…..

“Most of what I really need to know about how to live, and what to do, and how to be, I learned in Kindergarten.

These are the things I learned:

~ Share Everything. (Herşeyi Paylaş)

~ Play Fair. (Adil Oyna, Centilmen Ol:))

~ Don’t Hit People. (İnsanlara Vurma)

~ Put Things Back Where You Find Them. (Aldığın Şeyleri Bulduğun Yere Koy)

~ Clean Up Your Own Mess. (Kendi Dağınıklığını Kendin Temizle)

~ Don’t Take Things That Aren’t Yours. (Sana Ait Olmayan Şeyleri Alma)

~ Say You Sorry When You Hurt Someone. (Birini İncittiğinde Özür Dile)

~ Learn Some and Think Some And Draw Some And Paint And Sing And Dance And Play And Work Some Everyday. Bu benim favorim:))

~ When You Got Out into The World, Watch For Traffic, Hold Hands, And Stick Together. (Gerçek Dünya ile tanıştığında Trafiğe Dikkat Et, Elele Tutuş ve Birarada Kal) ”

….

by Robert Fulghum

**Fotoğraf, benim 2 ayrı fotoğrafımın bir kombinasyonudur. Her ikisi de benim çekimimdir.**