Aylık Arşiv: Mart 2007

Bol Haber’li Bir Yıl Mı Ne?

Yeni yılın ilk gününden beridir bir sürü süpriz haber alıyorum çevremdeki eş-dost-arkadaştan.. Sanal olsun, reel olsun.. Evlenmeye karar verenler, pat diye 3 ay içinde evleniverenler, hiç bebek yapmayı düşünmüyorum deyip 10 yıl sonra “Teyze” olacağım müjdesini verenler, 3 ay içinde evlenip 8 haftalık gebe olduklarını bildirenler… Başım döndü benim, aynı ay içersisnde tam 4 bebek haberi aldım! Bunun bana bir işaret mi yoksa öylesine bir tesadüf mü olduğuna ise henüz karar vermedim:) Tabi tüm bunlarda kafaya taktığım tek nokta bebek eşyası satan hiç bir mağazadan bir haber olmamdan sebep “Bebek Eşyası Satan Mağazalar” cümlesi ve benzerlerini googellamamdır, açık ve net ifade edeyim:) Elde ne var diye bir bakalım:

~ Son 3 ay içinde aldığım evlenme haberleri: 2

~ Son 3 ay içinde gördüğüm düğünler: 3

~ Aldığım bebek haberleri: 4

Nasıl??

Tabi bana her bu ve benzeri haber veren sevgili arkadaşlarım aynı dilekleri benim içinde dileyerek bitiriyorlar sözlerini. Her zaman açık yazdığım için eleştiriliyorum; ama söylemeden edemeyeceğim yine:) Evlenmek, hayatını sevdiğin biriyle birleştirmek fikri tabi ki çok güzel. Bu olaya yaklaştığımı düşündüğüm zamanlar oldu, güzel insanlarla güzel ilişkilerim de oldu. Ama bir noktadan sonra gerçekleşmeyen bu “evlilik” olayı için ben, sadece KISMET böyleymiş demek istiyorum. Ve evlenmediğim için değil, ruh eşimi halen bulamamış olduğum için üzülüyorum.. Zaten ben hala gitme-ler, görme-ler, macera-lar peşideyken kim beni ister ki?

…….

Günlerdir kırmızı üzüm yiyorum akşamları, tadı muhteşem ötesi.. Aynı zamanda kırmızı şarap da eksik olmuyor elimde.. Bol bol film izledim, kendi performansıma şaştım kaldım.. Spor yapıyorum düzenli, kilomla ve bedenimle aramız pek bir iyi -tanrı bozmasın-! Ve fakat derslerle aram nane molla. Son bir haftadır yazıyorum, toplamda 8 sayfalık bir çıktı elde etmişim:(( Yahu bu yaştan sonra okumak ne kadar zormuş! Aslına bakarsanız bir ikilem benimki hafif ironi ile ortaya karışık: Bir taraftan gitme-lere, görme-lere tutkunsun; günün en az birkaç saati bunu düşünerek kendince ileriye dönük planlar yapıyorsun, diğer taraftan da MHA dereceni almak için, hem de -gavurların elinden- kendini paralıyorsun! Kuzum Dilara sen ne yapıyorsun:))

………

Üzümler gerçekten çok güzel, hafta sonu elinizden eksik etmeyin derim. Şarap içinse bir daha birşey söylemeyeceğim:)) Havalar ılık ve temiz gibi bu ara.. Hafta sonu güzel yürüyüşler yapın. Dondurma çıktı pek bir mutluyum ben:) Boğazınıza dikkat ederekten dondurma yiyin mesela.. Güzel filmlere gidin, bol bol gülümseyin. Gülümsemek bulaşıcıdır biliyor musunuz?? Bir de benim gibi yapmayın: Geleceği çok fazla kafanıza takmayın, gününüzün tadını çıkarın. Her ne kadar ben de ara ara böyle söylesem de, bazen kendimi kaptırmış 40 yaşındaki halimi hayal ederken buluyorum:) Neyse, bu akşam bir meyhanede elde rakı kadehi sadece BU GÜNÜME, dostlarıma, sağlığıma ve HAYATA içeceğim.

Büyük Kadınsın Theresa!

People are unreasonably, illogical and self-centered.

Love them anyway!

If you do good, people accuse you  of selfish, ulterior motives.

Do good anyway!

If you are successful, you will win false friends and true enemies.

Succeed anyway!

The good you do today will be forgotten tomorrow.

Do “Good” anyway!

Honesty and frankness make you vulnerable.

Be honest and frank anyway!

The biggest (people) with the biggest ideas can be shot down by the smallest (people) with the smallest minds.

Think big anyway!

People favor underdogs but follow only top dogs.

Fight for some underdog anyway!

What you spend years buildings matbe destroyed over night.

Build anyway!

People really need help but may attack you if you help them.

Help them anyway!

Give the world the best you have, and you’ll get kicked in the teeth.

Give the world the best you’ve got anyway!

~ by Mother Theresa

Merhaba Dostlar

Merhaba dostlar:)

Nasildi hafta sonunuz? Benimki ki? Fena degildi. Bol bol yagmur vardi Ankara’da, hatta dolu bile yagdi iri iri taneleriyle.. Iyi spor yaptim yine. 1 ay ara verdigimiz squash’ta toparlanma evrelerindeyiz. Cumartesi-Pazar sabah joggingleri tamam ama.. Onlari aksatmadim hic.. Evde yemek yaptim kendime sonra. Bir aksam da bizimkilerle beraber muhtesem bir sofra esliginde guzel saraplar icip Milli mac heyecani yasadik, veeee kazandik:)

Bu haftaya baslarken Istanbul’da sokaklardan cektigim birkac fotografi paylasmak istedim, pek renkli, pek ic acici geldiler bana.. Size de oyle gelirler umarim..

Bahar ayindayiz, Mart’in sonlarindayiz.. Zamanin farkinda misiniz? Nasil oldugunu anlamadan kisi bitirdik, ve baharin 2. ayina dogru dolu dizgin kouyoruz. Tanri yardimcimiz olsun. Guzel bir hafta gecirelim hep beraber, hadi bakalim dostlar…

* Bu butik cok hostu, ona kendimce “little sunshine’s boutique” dedim:) Tam Galata Kulesi’nin yanibasindaki sokakta..

GörDüm, OkuDum, DinleDim…

Geçen gün bir adam GörDüm ben. Uzun yıllardan sonra bir anda çıkıverdi karşıma, ansızın geliverdi, “Öylesine uğradım” dedi. Kahve içtik, konuştuk birbirimizin hayatında olmadığımız onca yıl neler oldu bitti diye. O adamın bana bakışını özlemişim ben, konuşurken gözlerimin ta içine bakışını. Sigarayı tutuşunu, söndürüşünü, muzip gülümsemesini, meraklı-ama meraksız görünen suallerini, ağır tavırlarını tam da adam gibi.. Susup öylece kaldığımız zamanlarda aslında ne çok konuştuğumuzu anımsadım sonra, aynı oldu yine. Söylediklerini dinledim, söylediklerimi dinledi, öptüm yanaklarından “Kendine iyi bak” dedim, gitti..

Bir şiir OkuDum o çok sevgili şair-düşünür Pablo Neruda’dan, yeni keşfettiğim bir blogda. 30’larıma gelirken hayat felsefeme katmaya başladığım bir sürü baharata ithaf ettim şiiri. “Ne kadar da doğru diyorsun Neruda” dedim kendi kendime.. “Demek ki çok geç olmadan ben farkına varmışım da, o yüzden değiştirmeye çalışmışım hayata bakışımı, geleceğimi” dedim sonra da.. Ne diyor Neruda biliyor musunuz?

“Seyahat etmeyenler, yavaş yavaş ölürler” diyor.. “Okumayanlar, müzik dinlemeyenler, vicdanlarında hoşgörüyü barındırmamayanlar, yavaş yavaş ölürler..”

“Alışkanlıklarına esir olup, hep aynı yolda yürüyenler…”

“Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler..”

“Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar..

“Elbiselerinin rengini değiştirme cesaretini kendinde bulamayanlar.. Yavaş yavaş ölürler” diyor..

Bir müzik parçası DinleDim ben yeni keşfim flamenko gitaristi Vicente Amigo‘dan. Bir dinledim, bir daha dinledim, bir daha, bir daha… Yanına bir şişe şarap ve birkaç mum eşliğinde biraz gözyaşı, biraz hüzün, biraz dalgınlık, biraz düşünceyle.. “Üç notayla seni istiyorum” diyordu şarkı: “Tres Notas Para Decir Te Quiero” 24 Nisan’da Ankara’da olacakmış, kaçırmamak lazım diye not düştüm ajandama..

İşte böyle geçirdim, böyle bitirdim bu haftayı ben.. Ders çalışmaya tekrar başladım bunlara ek olarak. Squash’a devam, bir o kaldı elimde zira adam gibi rutine oturtabildiğim.. Hafta sonu için henüz seyredemediğim “The Departed” DVD’si kiraladım, 1 şişe Gürcistan Şarabı hazırladım, bir sürü makale bastım okumak için, alış-veriş yaptım ev için. Malum hafta sonu havalar bozuk, evde geçireceğiz besbelli ki 2 günümüzü de. Bir de sinemada 300 Spartalı’yı seyretmek istiyorum. Bakalım, göreceğiz. Hepsi ve daha fazlası Pazartesi burada:) Süperr bir hafta sonu geçirin, her zamankinden keyifli ve farklı olsun..

Bir Tatli Huzur…

Istanbulu sevmezse gönül aşkı ne anlar..

Düşsün suya yer yer erisin eski zemanlar..

Sarsın bizi akşamda şarap rengi dumanlar..

Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış’tan.. Ah Kalamistan..

Of off… Fethettiniz ay parlayarak sen gülerekten..

Gündüz koya sen gel gece kalsın ay yanımda of of..

Ses çıkmıyor artık ne kürekten ne yürekten.. Emret güzelim istediğin şarkıyı emret of of.. Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamıştan.. Ah Kalamıştan..

Yok başka yerin lütfü ne yazdan ne de kıştan..

Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamıştan..

Yok zerre teselli ne gülüşten ne bakıştan..

Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamıştan.. Ah Kalamıştan

Bir tatli huzur aldim ben Kalamis”tan.. Bir kac kadeh de Sayin Munir Nurettin Selcuk icin yudumladim bu guzel gunbatimlarinda:)) Serefinize dostlar.. Keyfini cikarin…