Aylık Arşiv: Kasım 2007

Kara Kis Misafirlige Geliyor?

Sevgili K.I.S.D‘in sobesine cevap vereyim once:

Ve sen gidiyorsun ….
Hayal kutun acildi, Pandora’ninki gibi aynen. Ortaliga sacilan hayallerinin pesinden ciktin yola iste. Cok fazla esyan yok yaninda; bir sen, bir guzel anilarin ve de goren gozlerin, seven kalbin, inancin.. Gidiyorsun Dilara.. Donmemek uzere..

Söylenmesi en zor sözcükler?
“Başınız sağolsun” sozcukleri gercekten benim icin de kullanmasi en zor olanlari. Caresiz kaldigimda karsimdakine soyleyemeyecegim hersey!

Sizin için yağmurdan sonrası, ne ifade ediyor?
Mis gibi toprak kokusu. Temizlik, arinmislik, hafif bir serinlik. Keyifli bir kahve icme ortami:)

Burçak Çerezcioğlu?
Mavi saçlı kız kitabi.

Seni sobeleyeni nasıl bilirsin ?
Durusu olan, icten. Kucuk bir kiz cocugu gibi ayni zamanda.. Ilkin bana yazdigi uzun e-mailleriyle tanidim onu. Bana guc verdi, beni kolladi kendince. Bence o bir sui generis🙂 Sahsina munasir yani:) Arkadasim.

Oldu mu?

:))

 

Ankara’ya buzz gibi soguguyla geldi sonunda sonbahar. Bunu da ozlemistik, pek iyi oldu tabi. O kadar uzun bir zaman yagmurdan ve serinlikten uzak kalmisiz ki, unutuvermisiz sadece uzerimizdeki, iliklerimizdeki etkisini. Usumekten nefret eden ben, icimden “Usumuyorsun, usumuyoruz, usumuyorlar” diyerek avutur oldum son 1 haftadir kendimi. Atkilar-bereler cikti meydana. Her iki paltomu da cikardim dolaptaki koselerinden. Duruma ve kiyafetlerime gore bir onu, bir oburunu giyiyorum. Eldivenler her daim elde, semsiyemiz ‘bavul’ tabir ettigimiz cantamizin icinde, her daim bize yakin! Sinuzitimiz kendini her sabah ve aksam hatirlatmakta, ilaclar icilmekte, fazladan -bana ait olmayan bir davranisdir bu- cikolatalar yenmekte aksamustu kahvesinin yaninda. Sicacik corba askina her oglen yemekhaneye kosturmakta, kah ‘Hasta Corbasi’, kah ‘Sebze ya da Mantar Corbasi’ icmekteyiz.

Sabahlari vaktinde uyanmakta, ve fakat sicacik yataktan cikmakta bir hayli zorlanmaktayiz. Haliyle ise gec kalmakta, sabah sabah Ankara’da nasil bu kadar trafik ve korna calmaya bu kadar duskun sofor oldugunu anlamakta zorluk cekmeye devam etmekteyiz! Is yerimiz sicak oldugu icin sukretmekte, disarida buzz tutmus su birikintilerini gordugumuzde sokakta kalan evsizlere dua etmekteyiz..

Sonbahar anca geldi boylece, ama gidiverecek 2 gun sonra. Tum bunlara bakarak misafirlik sirasi gelen Kis’in gayet kara olacagini tahmin etmekteyiz:)

Hafta sonuna bol plan yaptim tum bu soguga ragmen: Cuma aksami favori mekan Balikcikoy’deyiz yine. Uzun soluklu muhabbete kah kahkaha, kah kalamar tava, kah raki eslik edecek. Bugu yapan camlardan disariya bakarken bir ara kar taneleriyle goz goze gelmeyi bekliyorum artik.

Cumartesi yine spor, ardindan basketbol macina konsantrasyon olacak. Telekom bu hafta Pinar Karsiyaka’yi agirliyor evinde. Sonbaharin gelisini birde bu yuzden seviyorum: Sanirim ben iflah olmaz bir basketbol fanatigiyim!

Cumartesi aksami ise ilginc bir konseptli partiye davetliyim: Sosyal Hayati Guclendirme ve Gelistirme Dernegi’nin geleneksel Yilbasi Yemegi:) Iki sartimiz var: Bir, sapkasiz gelmeyeceksiniz ve eger mumkunse tasarladiginiz, emek verdiginiz bir sapka olacak bu. Iki, kirmizi-beyaz giyineceksiniz. Bakalim, bu benim ilk olacak bu yil 7. duzenlenen bu partideki arz-i endamim. Bendeniz merak icindeyim, fotograf makinamiz ise sonunda tekrar ise yarayacagi icin mutlu mutlu oturuyor kosesinde cantasinin icerisinde:)

Pazar gunumu ise yine spora, guzel ve bol cesitli bir kahvaltiya, bir suru gazeteye, bir DVD’ye ve bir tanisilacak blog arkadasina ayirdim:) Hafta sonu dinlenmek mi? O da ne??

Guzel Seyler..

~ Gecen haftalarda denedigim ve 2. sisesini an itibariyle tukettigim Sarafin Cabernet Sauvignon kirmizi sarabi:)

~ Isiklar marka Sutlu Yagsiz Gevrekler. Oyle boyle degil aliskanlik yapti resmen. Gule gule diet krakerler, nam-i diger ‘tahta’ olarak adlandirdigimiz diyet biskuviler!

~ Cuma gecesi sevgili arkadaslarla burada gerceklestirdigimiz “dogum gunu bahane, meyhane sahane” organizasyonumuz:)

~ Kocaman olmasi sebebiyle yanimiza alamadigimiz fotograf makinamizin eksikligine uzulmemize firsat vermeden birbirinden hos fotograflarimizi cekerek bize harika “basili” anilar armagan eden fotografcimiz:)

~ Dogum gunumde -tam da ihtiyacim oldugunu son gunlerde sikca dile getirmisken- hediye edilen harika siyah bir canta:)

~ Her dogum gunumde kendime hediye alma rituelini gerceklestirebilmek adina, yine GRI renkte aldigim orgu yelegim. Beyaz gomlekle super oldu!

~ Basketbol duskunu biri olarak Cumartesi ve Pazar gunlerini ekrana yapisik olarak gecirmem! Ozellikle Banvit-Efes Pilsen macinda hop oturup hop kalkmam.

~ Cumartesi gecesi can sikintimi gecirmek icin kutuphanenin basina gecmemle elime aldigim ve 3. defadir keyifle okudugum Buket Uzuner’in New York Seyir Defteri adli kitabi. Ilkin Amerika’ya gitmeden once almis ve bir solukta okumustum:)

~ Pazar brunch icin, gecen hafta bizim kizlarin kesfettigi ve bu hafta anneler, kardesler, arkadaslar olarak cumbur cemaat gittigimiz Park Cafe. Lozan Parkinin tam icinde yer alan cok hos, sicak, kucuk ve brunch acisindan oldukca yeterli ve makul fiyatli bir yer. Ankaralilara tavsiye ederim.

~ Haftaya katilacagim ilginc bir parti icin sapka tasarlama calismalarimin en nihayetinde, Tolu’cumun da onerileriyle, bir sonuca ulasabilmesiyle derin bir nefes almam:) Bu olay sebebiyle tasarimci arkadaslarimiza olan saygimin bir kat daha artmasi!

~ Algida’nin Magnum markali o zalim cikolatalari! Cikolata aramayan ben bile dayanamadim, dusunun artik!

~ JCI tarafindan akredite edilen ilk universite hastanesi oldugumuzu bize resmen bildiren o maili sonunda almamiz:)

Dilaram’a.. diye başlıyor..

“Evrene baktığımızda, insanlar hep değişme ve gelişme içindedirler. İnsanlık kendini yenilemekte ve yeni buluşlarla yaşam değişmektedir. Yeni buluşların bir çoğu yararımıza olduğu kadar, bir çoğuda insanlığın yok olmasınadır. Örneğin; kimyasal silahlar gibi.

Bizler yaşama bağlı olduğumuz için, insanlığın yararına olmayan herşeye karşı olmalıyız. Bunun için iyiyi, kötüyü bilmemiz lazım. Buda okumak ve hayat pratiği içinde kendimizi geliştirmek ve ufkumuzu genişletmekle olur.

Sana bu hususta güveniyorum. Hayatı iyi tanımak, üretime katılmakla olur. İnsan üretken olmalıdır. Üretimden uzak olanlar konumları ne olursa olsun kendilerini bir asalak olarak görürler. Bunu aklından sakın çıkarma.

Sevgiler, başarılar.”

Öğretmenin Bahri Gökçek.

~

Yıl:1984

Ahmet Hamdi Tanpınar İlkokulu’nda okuyorum. İlkokul öğretmenimi çok seviyorum, o da beni çok severdi sağolsun. O günlerde ilk “Hatıra Defteri” furyasına kapılanlardan biriydim ben de. Öğretmenime “O kalbim kadar temiz” ayırdığım sayfalara benim için bir şeyler yazmasını rica etmiştim. Yukarıdaki satırları yazmıştı masasında, çocuklar tenefüs bitiminde sıralarına yerleşene dek!

Geçen akşam çocuklara eski fotoğraflar göstermek için çekmecelerimi eşelerken buldum. Hatıra defterim yok, ama bu iki sayfayı koparıp bir zarfın içine koymayı akıl etmişim. Okuduğumda beni çok duygulandırdı. Zira neden durmadan hep kendime ve çevremdekilere “üretmenin dayanılmaz keyfini” ve “vazgeçilmezliğini” anlatıp durduğumu buluverdim! Neden “asalaklar”dan hiç haz etmediğimi de!

Benden, ilkokul 3. sınıftayken de ben umutluymuş öğretmenim:)

Eğer göçüp gittiysen -ki bu satırları yazdıktan sonraki dönem emekli olmuştun- mekanın cennet olsun öğretmenim. Ben seni hiç unutmadım. Tıpkı ilk göz ağrısı gibi..

30 ARTI 3 !!!

Diiayra

Yuh!!

Daha dun gibi aklimda, gozumun onunde 2000 yilinda kac yasinda olacagimi hesapladigim gunler: Saniyorum 13-14 yasindaydim. Cok irak, iraktan da ote hayal gibi gelirdi bana. Dile kolay, tam 26 yasinda olacaktim 2000 yilinda! Milenyum cagi ve 26 yasinda ben!

26 geldi, 7 sene daha gecti ve ben oldum 30 arti 3!

Bol keyif tadi, bol aci tuzu oldular bu hayatimin.

Ikisinden de vazgecmenin imkani yoktu. Bana ozdes o arguman burada sokmedi: “Ya hep ya hic” olani yani!

Biri bolca, oburu az oldular tabi arada; ama o zamanda denge bozuldu, tadindan yenmez oldu hayatim!

Kabullendim ben de, ve bu ikisi arasinda gidip gelerek, buyudum-olgunlastim-ogrendim-ben oldum!

Bana ait cizgimden,

hayata olan bagliligimdan,

her ne olursa olsun insanlarin icindeki iyi tarafi gormek icin caba sarf etme huyumdan,

dostlarimdan,

paylasmak azmimden,

samimiyetten,

ailemden,

guzel ciceklerden,

mis gibi kokular surunmekten,

gulumsemekten,

durustlukten-dogruluktan,

cilginliklarimdan,

kacislarimdan,

sevdigime karsi o derin hislerimden,

VAZ GEC-ME-YE-CE-GIM!!

Mutlu DogumGunu Bana!!!

Hani Derler Ya Biraz Ondan Biraz Bundan..

Bu cicekleri evime aldim, icimi aciyorlar baktikca.. Oldum olasi cicekleri sevmisimdir de, bir turlu sakida cicek yetistirmeyi ya da soldurmadan onlara bakabilmeyi becerememisimdir. Uzunca bir suredir cicekciden boyle demet halinde aliyor, sonra da o ufak cam vazodan evimde yarattiklari hakimiyete sasiriyorum! Eve gelipte cicekleri gordugumde yuzumde guller aciyor, gorduklerim ister papatya, ister kasimpati, ister lale olsun:)

Gectigimiz hafta icerisinde Antalya’dan kardesim ve esi bana konuk oldular. Onlarla beraber vakit geciriyoruz. Anitkabir’e, alis-verise, Turk Telekom’un macina gittik. Telekom Alpella’yi oldukca farkli yendi bu hafta. Gecen haftaki son saniye yedikleri basketle Antalya’ya tek sayi farkla yenildiklerinden midir nedir, hirsli gordum bu hafta takimi.. 30 sayiya yakin fark attilar.

Cocuklar evde olunca tabi, her aksam duzenli bir sekilde yemek yeniyor masaya oturulup. Bir taraftan iyi de oldu bana, zira haftada 3 gun spor yapmaya basladigim icin kurtlar gibi ac bir vaziyette aliyorum solugu evde! Tekrar cardio calismaya basladim. Vucudum hastaliktan iyice birakmisti kendini ve hareketsiz kalmistim uzunca bir muddet, simdi toparlanmasina duzenli aktivite ile yardimci olmak gerek. Tabi ben spor konusunda asiri hirsli oldugumdan sebep, kisaca buna literaturde “vur deyince olduruyorum”da denebilir, Cumartesi sabahi 2.5 saatlik bir seansdan cikinca eve yurumekten vazgecip kendimi dolmusa zor attim:) Gayet duzenli gidiyor simdilik, Lalecim de yan cizmezse beraber oldukca keyifli bir kis sezonu gecirecege benziyoruz.

Bu hafta dogdugum gunden sebep bir kutlama yapmamiz gerekecek her sene oldugu uzere:) Ne zaman kutlamaktan vaz gececegim bilemiyorum. 25 yasimdan sonra ne dogdugum gun kutlamasi ne de yilbasi eskisi kadar keyif vermemeye basladi. Eskiden neden kadinlarin yasi soruldugunda her zaman “30” dediklerini ve 30’dan sonra hic yaslanmadiklarini simdi gayet iyi anliyorum:) Halbuki aslen “kadin” olmaya, fiziksel olarak daha “kadin” gorunmeye ve dusunsel olarak daha “kadin” hissetmeye yine bu yastan sonra basliyorsunuz! Tecrube ile sabit! Ama yine de ilginc bir ikilem bence.. Bu hafta sonu solugu bir meyhanede almamiz bekleniyor. Meyhane, eski basketbol oyuncularindan birine aitmis. Her hafta davet edile edile bir hal olmustuk, dogdugum gun kutlamasi bahane oldu iste mekani gormeye. Yalniz bana gelen duyumlarda Fatih Urek’in “Hadi hadi” parcasini bilip bilmedigimiz sorulmus Tolu’ya. En cok istek alan ve neredeyse gece boyunca sahneye cikan 2 grubun en az 3’er defa seslendirdigi, yetmiyormus gibi musterilerden de eslik etmelerini istedikleri bir numarali parcaymis Meyhane’de..  Yandik ki ne yandik! Arkadaslarim “Olsun ya, cok eglenecegiz bak, dalgamizi geceriz biz de” diyorlar, ama bir taraftan da benden ciddi ciddi sikirtili bir sal-fular falan takmami istediler o gece. Parca calinca muhtemelen boynumdan alip belime baglayacaklari icin midir acep diye kara kara dusunmekteyim. Izlenimlerimi yazarim bilhare gulme krizinden olmez; rezil oldugum icin kendime ev hapsi vermez isem!

Alisveris yaptik dedim ya, bu ara gri takintisi basladi bende. Zaten muhtelif tonlarda beyaz ve siyah cicilere sahipken, bir de orta renk cikti basimiza iyi oldu! Halbuki anne kusum benim yaslarimda rengarenk giyinmeye baslamisti yavastan. Cok merak ediyorum hayatimda uzerime giymisligim olmayan pembe ve ne bileyim sari renklerde bir seylerle insan icine cikacagim bir zaman gelebilecek mi? O zaman geldiginde ben kac yasinda olacagim? Bu renklerle nasil gorundugumu umursayacak miyim? Guzel mi gorunecegim, sapsal mi? Bu sorulara simdilik bir cevabim yok benim. Oldugunda nasilsa dayanamayip buraya yazacagim, cunku JTB, ben hayatta kaldigim surece buradan siz sevgili arkadaslara, bazi arkadaslarimin adlandirmasiyla siz sevgili “okurlara” canli yayin yapmaya devam edecek:)

Simdilerde tek derdimiz – Tanri baska dert vermesin, AMIN – Kurban Bayraminda ne yapacagimiz konusu. Klasik bir sorunsaldir bu bilenler bilir. Bilimum dini ve milli bayram ve yilbasi gunlerini sadece tatil yapmak ile es deger goren belli bir kesime mensup insanlardan biriyim ben de. Keza cevremdeki arkadas ve dostlarim da oyleler. Malum Seker Bayrami evde ve dahi Ankara’da gecirildigi icin simdi kasinmalar bir miktar artmis vaziyette. Hal boyle olunca tum es-dost sohbetleri bir yerde gelip “Eee, ne yapiyoruz bayramda?” sorusuyla percinlenmekte! Verdigim cevap ise “Bilmiyorum” oluyor benim hala. Londra’ya niyet neye kismet olacak ben de heyecanla beklemekteyim acikcasi! Su omru hayatimda miles&miles kapsamindaki odul biletimle bir defa ilk Prag seyahatimi yapabildim. Miller birikiyor biriktikce de nedense ben bir seye karar verdigimde, bir onceki yazimda da bahsettigim uzere, onumuzdeki 33 ay bloke edilmis oluyor! Bakalim, umudumuzu kaybetmemek lazim degil mi? Ne demisler “Cikmayacak candan umit kesilmez”:)

Yagmurlu, ama guzel bir hafta beni bekliyor. (Hafta sonu 18 derece sicakligiyla beni cocuklara rezil etti bu arada bu Ankara havasi! “Aman kalin kazak, bot, atki, eldiven falan getirin donarsiniz mazallah” demistim de kendilerine..) Bu aralar is yerinde heyecanli bir bekleyis icerisindeyiz! Rektorluk secimleri var Hacettepe Universitesinde. Ve bu secim beni hem kisisel ve tabi bizi de departman olarak cok ciddi ilgilendirmekte. Ay sonunda Cumhurbaskani tarafindan atanmis olacak rektorle yeni bir doneme merhaba diyecegiz! Gonlumuz tabi ki bizim bu islerde hep yanimizda olan, her zaman bahsettigim o vizyon sahibi liderlerimizden birinin atanmasi. Lalecim ruyasini gormustu, dun de ben gordum. Ben biliyorum gerci atanacak olani. Ama yine de isim telaffuz etmek icin bekleyelim 1 hafta daha! Parmaklarimizi capraz yaptik haftaya oyle basladik:)

Siz de guzel baslayin. Her zaman diledigim uzere, superr bir hafta gecirin.. Icsellestirdigimiz ve inandigimiz surece hersey basimiza geliyor. O yuzden hadi sabah sabah, ya da gece gece (ne zaman okuyorsaniz bu satirlari) bu haftanizi gozunuzde canlandirin en guzelinden.. Demisti Dilara dersiniz:)