
“Evet, biliyorum biraz geciktim. Ama yol cok uzun, cok mesakatliydi. Yolda gelirken bir suru yere ugramam gerekiyordu. Kuslara kucak acmam, dogaya bir ufak dokunusla can vermem; bir suru insani da bu arada gulumsetmem gerekti. Tabi bunlari yapmak o kadar da kolay olmuyor takdir edersinizki! Velhasil Ankara semalarina Cuma gunu gibi ulasabildim.
Cuma aksamustu keyfi yoktu Dilara’nin. Cani ne eve gitmek istiyordu, ne de disariya cikmak. Tabi onun ofisinde bulundugu bolumden disariyi gormesi biraz zor. Dolayisiyla aksam uzeri havaya neler yaptigimi da cok fark edemedi. Hal boyle olunca da mizirdanip durdu durduk yere. Sonra allahtan disari cikinca fark etti benim yakinlarda oldugumu. Bir gayret atti kendini Tunali’ya, o uzunca suredir yurumedigi sokaklara. Ne yapsam derken koseden gordu o en sevdigi mekani, “Hadi” dedi, ” Hadi surada biraz keyif yapayim.” Daldi bahcesine mekanin, oturdu masasina. Aysegul Sultani da geldi tam oldu. Birer kadeh aksam ustu kirmizisi soylediler masaya. Bir sigara yakti derin derin cekti, bir yudum kirmizisindan aldi. Muzikler de pek guzeldi hakkaten. Dilara sever Fransizca bilirsiniz. Havayi da ilittim, misler gibiydi. Muzik, sohbet, dertlesmeler, kirmizi, sigara, ilik estirdigim meltemsi ruzgar keyfine keyif katti. Kendi kendine gulumsedi cok defa, yakaladim ben onu izlerken bir koseden.
Ikinci kirmiziyla iyice keyfe geldi. Aysegul’u de ozlemis belli ki. Bilemiyorum ne yapacak bu kadin Aysegul yokken buralarda? Sonra, kendini baska bir yerde hissettigini gecirdi icinden. “Sanki Ankara’da degilim gibi. Sanki burada hic olmamisim, yasamamisim gibi. Ne guzel.” dedi. Kalktilar eve gitmek icin, saat daha cok gec olmamisti halbuki. Eve mutlu geldi. Mutlu mutlu bir kadeh daha koydu kirmizidan. Puzzle’ina son bir gayret asildi. Ve.. Evet ve bitirdi onu:) 1500 parcalik kocaman bir seydi onumuzde duran. Ben gerci actigi pencereden biraz basimi iceri sokup bakabildim. O sirada o bayildigi Robbie Williams’dan Morning Sun calmaya basladi. Son zamanlarda en sevdigi parca o Dilara’nin. Kocaman gulumsedi. Bu kadin hep gulumsesin bence:)
Hala yakinlarinda oldugumu O’na hatirlatmak icin sabah sabah, gunesten yardim istedim, isiklarini gondersin diye. Basarili olduk:) Pencereyi acti mis gibi kokular yolladim odasina. Kuslari da bir durttum ufak bir senfoniyle “Gunaydin” desinler diye! Kalkti kahve makinasinin dugmesine basti, muzigi acti. Klasik sabah rituelleri iste. Sadece kahve icti yalniz. Bu kadina biri bari hafta sonlari kahvalti etmesini soylemeli! Ev temizlemek zamanidir diyip ise koyuldu. Tertemiz evinde koltuga oturdugunda saatler ogleyi biraz gecmisti! “Kalk” dedim pencereden, “hadi kalk da karis sokaklara, mis gibi cek icine havayi. Bak senin icin geldim, getirdim tum bunlari. Uzat elini al sadece”. Dedim. Dinledi. Cikti, yurudu uzun uzun. Oyalandi, kahve icti o en sevdigi bir onceki gece gittigi kosedeki mekanda. Kulaginda yeni kesfettigi bir muzik: Jon Allen-Happy Now. Mirildana mirildana aksama kizlarla sevilen mekanda programi var diye eve geldi aksamustune dogru. Giyindi, makyaj yapti. Pek guzeldi hakkaten. Mutlu olunca baska guzel bu kadin!
Uzandik birlikte sevilen mekana. Yaninda yururken benim kokumla onunki karisti birbirine. Boyle bir guzel olduk iste, anlatamiyorum tam olarak. Sevilen mekan kalabalikti, ben disarida kaldim, pencere kenarina oturdu Dilara. O’nu seyrettim disaridan. Yine bir suru muhabbet etti dostlari gelene kadar mekandakilerle. O’nu ne kadar da seviyor iceridekiler? Sonra rakisini soyledi, az su cok buzlu. Dostlari gelince zaten hic susmadi. Bol bol fotograf cektiler, Gulmekten bir hal oldular. O kadar merak ettim ki neye gulduler bu kadar diye! Hani hep soylenir ya kendisi “Goz kenarlarimdaki cizgilere cizgi katiyorum’ diye. Hah iste, dun bir milyon tane daha katti hayirli olsun!
*

Bugun sabah erkenden uyandirdim yine O’nu. Ne yapayim ozlemle bekliyordu beni biliyorum, getirdiklerimden maksimum faydalansin istiyorum. Kalkti spor giyindi, kulagina muzik yine.. Atti kendini disarilara. Bayagi yurudu. Soluklanmak icin kahve zincirleriyle unlu o mekana oturdu. Gazete okudu, tost yedi -yasasin!- kahvesini icti. Sonra kocaman o magazaya girdi aylik dergilerini aldi, kitap aldi. Sonra tugla dergileriyle evinin yolunu tuttu. Tam koseden gecerken cicekci vardi kosede, kulagina fisildadim: “Hadi sunlardan al bir demet ve gotur evine, misler gibi koksun evin. Ben gibi koksun” dedim. Dinledi. Evine mis gibi ciceklerle dondu. Sonra klasik iste. Dergilerine daldi, dunyayi unuttu bir muddet. Tolu aradi yine cikti, yine kosedeki mekan! 3 gundur ayni yere gidiyor. Boyle bir yere baglandi mi kopamiyor oradan bu kadin.
*
Iste boyle. Bu hafta sonunu O’nunla gecirdim. Hep yanindaydim. Icindeki pir pir ucusan kelebeklerden bahsederken de yanindaydim. Kendi kendine gulumserken de. Cogunlukla kahkahalar atip goz kenarlarindaki cizgilere milyonunculari katarken de. Sarki soyleyip, dans ederken de. Yalniz basina sportif aktivitesini icra ederken de:) Velhasil geciktim, ama telafi etmek icin elimden geleni yaptim.
Sanirim O’na iyi geldim ben. Ne iyi ettim:)”
Imza mi? ~Bahar~ desem:)





