My Photo

~ "Blue" Notlar... ~

  • Pazar sabahı ALES sınavına girdim, bu akşam İstatistik sınavını da halletsem başka birşey istemiyorum:)
  • Öyle çok DVD almışız ki son dönem! Dün gece baktım en az 20 tanesini henüz seyretmemişiz!
  • Wonderful
  • "And those who were seen dancing were thought to be insane by those who could not hear the music." ~ Friedrich Nietzsche
  • "If a little dreaming is dangerous, the cure for it is not to dream less but to dream more, to dream all the time." ~ Marcel Proust
  • Wonderful3

~ Son Dönem Seyrettim.. ~

  • The Notebook (2004)
    Aşk üzerine yazılmış çok hoş bir hikaye. Yönetim çok iyi, kurgu iyi. Oyuncular çok hoş. "Her gerçek aşkın arkasında büyük bir hikaye vardır" filmin sloganı. Çok beğendim, çok yüreğe dokunan bir hilkaye. (Puanım:8/10)
  • Revolver (2005/I)
    Tam bir Guy Ricthie filmi! Jason Statham vardı filmde. Oldukça ilginç bir filmdi. Zihnimizin, egomuzun bize neler yaptırabileceği ile ilgili. Karışık bulabilirsiniz, ama ben alttaki filmden sonra izleyince keyifle izledim. Satranç ve dolandırıcılık: İki tehlikeli birleşim (Puanım:7/10)
  • My Mom's New Boyfriend (2008)
    Sevgili yokken eğlenceli olsun diye seçmiştim. Yani para verip de gitmeyin sakın derim. (Puanım:4/10)
  • Elegy (2008)
    Fena değildi.. Sevgiden korkmamak, ne olursa olsun ertelememek lazım geldiğini anlatan bir Ben Kingsley ve Penelope Cruse filmi. (Puanım:6/10)
  • High Fidelity (2000)
    John Cusak:) Sevimli aktorumun genclik yillarina ait filmin, iliskiler ve ask uzerine esprili bir yaklasimi var. Biz begendik cok. (Puanim:8/10)

*

  • "Journey To Blue" JTB © 2005-2008 Her Hakkı Bizzat Yazarına Aittir. * LüTFen AlınTılarıNIZda KayNak BelirTiniZ.
    Jtob

November 13, 2008

Cay Ritueli:)

1 

Londra'da iken Evren ile birlikte bircok sushi mekani gezdigimizden bahsetmistim hatirlarsiniz. Ankara'da da Evren'le birlikte Quick China'da bulusur, once sushi denizinde gonlumuzce yuzer, daha sonra misler gibi yasemin caylarimizi iceriz. Bu bizim 2 yildir degismeyen rituelimiz. Yine bir gun Evren beni bir restorana goturdu Londra'da ve once yasemin cayi istedi. Garson kadin elinde 2 buyuk su bardagi, bir kettle'da sicak su ve 2 tohumla cikageldi! Once bardaklarimiza suyu doldurdu ardindan da tohumlari bardaklarimiza ativerdi.

2 

Ben saskinlik icinde ne oldugunu anlamaya calisirken arkadasim bana 'su anda farkli bir rituele tanik olacaksin' dedi. O da bu mekani ve bu sekilde sunulan yasemin cayini kesfettikten sonra buraya gelir olmus. Tohumun icinde inanilmaz guzellikte, sikistirilmis yasemin cicegi var. Suya atildiktan sonra tohum, sicaginda etkisi ile yavas yavas acilmaya basliyor:)

3 

Gozlerimi dikmis bir halde saskinlikla izledim yasemin cayimin demlenmesini:) Icindeki cicegin suzulerek disariya dogru cikmasi harika bir goruntuydu. Ankara'ya donerken Cin'li bir arkadasinin ona getirdigi bir kutu tohum halindeki yasemin cayindan birkac tane de bana verdi. Gecenlerde Sevgilim'e yaptim, o da bayildi. Ayni zamanda kendisini konu mankeni olarak kullanarak sizin icin fotograflamayi basardim asama asama bir tohumun misler gibi yasemin cicegi esliginde caya donusmesi rituelini:) Su bittikce kaynar su ilave ederek 2-3 porsiyon cikariyorsunuz bir tohumdan.

4 

Yasemin cayinin kokusunu, iciminin rahatligini ve tadini cok seviyorum ben. Uzakdogu'dan bir seyler isteyecekseniz eger bence bu tohum-cay denemeye deger..

*

Hepinize super bir hafta sonu diliyorum.

Benim bu hafta sonu yapilacaklar listemde Cagan Irmak'in Issiz Adam filmini gormek, kalan DVD'lerden en az birini seyretmek, bir aksam disarida icmek, sinava calismak ve visneli-cikolatali kek yapmak var:)

Donuste paylasalim hafta sonumuzu. Paylasmaya deger anlarimiz olacagina hic suphem yok benim:)

November 09, 2008

Bahardan Bir Gun Caldik!

Abant 

Pazar sabahi motora atladik..

Harika bir hava, tepemizde gunes bizimle, Bolu Dagi'na dogru yola ciktik. Ilk istikameti dagdaki kahvalti edilecek mekanlardan herhangi biri olarak belirlemistik; Arslan'in Yeri'nde karar kildik.

Son fotograftaki dag cilekli yogurdun, sucuklu yumurtanin, kizarmis ekmekler ve bal-kaymak-tereyag uclusunun eslik ettigi super bir kahvalti yaptik. Gunes hala tepede!

Yaprak  

Kahvalti sonrasi Abant'a dogru cevirdik rotayi ve yesiller-sarilar arasinda guzel bir seyir yaparak durak noktamiza vardik.

Hava misler gibi, oyleki uzerimizdeki hemen hemen herseyi attik ve uyku tulumumuzu cimenlerin uzerine seriverdik..

Once biraz fotograf..

Sonra 1 sise kirmizi sarap:)

Sohbet, keyif, huzur.. Iyi ki gelmisiz dedik, iyi ki Ankara'da kalmamisiz bu bahardan caldigimiz gunde!

Iyi ki variz dedik, iyi ki bir arada beraberiz. Iyi ki boyle ayni seylerden ortak keyif alabiliyor, iyi ki kirmizi sarap seviyoruz:)

Iyi ki hayattan -olumsuz her seye ragmen- guzel seyler almak icin caba sarfediyor, tadindan yenmez anlar yaratabiliyoruz.

Umuyorum ki sizlerde tadindan yenmez anlar calabildiniz bu hafta sonu.

Olmadiysa da pes etmek yok.  Ama ertelemeyin sakin, lutfen ertelemeyin hayatinizi. Kucuk seyler icin buyuk, kocaman planlara gerek yok. Tek ihtiyac.. Kendiniz, hayalleriniz, inanciniz. Ben de bunlar var zira, ise yariyorlar:)

Super bir hafta diliyorum:)

Yogurt  

November 06, 2008

Geçen Yıl Aynı Dönemden..


Ist 104 copy 

Bu tarafa bir bakalım.. Burada bahsettiğim o güzel bebekler 1. yaş günlerini kutladılar bile:) Sevgili Didem'in oğlu Arda, aşkım benim bu arada, dünyalar güzeli (MAŞALLAH) bir küçük adam oldu:) Bayılıyorum ona elimde değil. Sanırım erkek çocuk sahibi olmak istiyorum ileride. Gerçi birçok seveni var benim gibi, yalnız değilim. Devamlı kapışıyoruz Facebook'da diğer hatunlarla:) Bu küçük adam büyüdüğünde neler olacak tahmin edebiliyorum ve şimdiden Didem'cime kolay gelsin diyorum:)

Bezen'cim, Lara Su ile cebelleşmekle meşgul. Uzun süredir mailleşemedik, arada bloğuna yazdıklarından takip edebiliyorum onu da kızını da. Bir doğum günü fotoğrafı bekliyorum kırmızı yanaklı Lara Su'ya ait artık Bezen'cim. Duy sesimizi:)

...

Anlatmak istediklerim bugün başka aslında, öylece sabah sabah içime doğuverdi:)

Geçen yıl bu zamanlarda hastalıklarla mücadele içinde, üzgün, bezgin ve yorgunmuşum ben! Güzel insanlarla tanışmışım ama. Başak'cımdı o güzel insanlardan biri ve biz tam 1 senemiz bile dolmadan arkadaşlığımızda, ailecek mavi tur'a çıkacak kadar sevdik birbirimizi. Ayrıca daha önce bahsettim mi hatırlamıyorum, ama bizim tarafımızdan  "aile" olmamızı kendisine borçluyuz. Sevgilim onunla aynı şirkette çalışıyor, benden önce arkadaşlarmış. Bana ondan ilk bahsettiği zamanı hatırlıyorum. Kasım sonlarıydı sanırım. Üzerinden 3 ay geçtikten sonra tanıştık, tanıştığımız akşam tam 7 saati beraber geçirdik! 10 gün sonra beraber olmaya karar verdik. Tam 1 ay boyunca beraber yaşamamız için beni ikna etmeye çalıştı adam, malum 15 yıldır tek başına yaşayan, yaşadığı tüm ilişkilerinde hep ayrı evlerde varlığını sürdürüren bir kadını ikna etmek hiç kolay olmadı. Naz değildi yaptığım, ben kendimi iyi tanıyan bir kadınım. Korkuyordum çok. Boğulmaktan, -ki ben çabuk boğulan bir kadınımdır- ve sonra o hiçte hoşa gitmeyen şeyi karşımdakine yapmaktan: Boğmaktan!

Çok düşündüm, bu ciddi bir şeylere adımdı ayrıca benim tarafımdan. Aynı evde kimseyle uzun süre yaşamadım ben, testti bu karşıma çıkan. Tanrının bana testi. 4'er yıllık uzun uzun ilişkiler sonrası en fazla tatile beraber gidip, onda da genellikle hep kavga ederek dönen bir kadının, 30'lu yaşlarının ortasına doğru ilerlerkenki testiydi bu. Tamam dedim başladık. 1 ay sonra beraber aynı evdeydik. Sadece kıyafetlerim birkaç parça yanımda. Bir 3 ay evimi boş tuttum. Ne olur ne olmaz diye:)) Buna kızacak Sevgilim muhtemelen. Çünkü her başın sıkıştığında gitmekten bahsediyorsun demişti bana bir gün! Farkında değildim, ama kafam bozulunca gidip kendi sığınağıma kapanmak istiyordum alışkanlıklardan sebep. Daha önceleri hep böyle oldu çünkü. Kaçacak, saklanacak, zırıl zırıl ağlayacak, kendimle kalıp bir kadeh şarabımı içecek, blues söyleyen hatunlarımın sesleriyle mest olabileceğim kendi dünyamda kalmak isteyebiliyordum bir süre. Aynı evin içinde yaşamanın ne kadar zor birşey olduğunu anladım, karşımdakini gerçekten çok değerli bulmama rağmen! Zormuş! Ama;

Bir sürü güzel tarafını da keşfettim bu zaman zarfında bu tarz bir beraberliğin.

Mesela beraber mutfakta olmanın keyfine vardım, elde yer yer kadehler yer yer soğan doğrayan bıçaklarımızla:)

Beraber evimiz için alış-veriş yapmanın, manav reyonundan sebze-meyve seçmenin eğlenceli tarafını, banyoda aynanın önünde birbirimizi ittirip diş fırçalarken şaklabanlık yapmanın, yatağı toplarken, nevresimi yorgana geçiririrken 2 elin daha yardımınızda olduğunu görmenin ne hoş birşey olduğunu gördüm.

Sabah değer verdiğiniz adama sarılarak uyanmanın, yastık kavgası yapmanın, acelemiz olmadan, bir yerlere yetişmeye çalışmadan birbirimizle doya doya vakit geçirmenin, uzun uzun sohbetler edebilmenin, beraber gülebilmenin, gecenin bir yarısı kafalarımız iyiyken halının üzerinde tepine tepine dans edebilmenin, akşamları eve gelirken elele yürümenin, beraber kapının önünde beklemenin, anahtarla aynı kapıyı açıp aynı hole adım atmanın hazzını tattım, tadıyorum da hala.

Diyeceğim, zor birşeyleri başarmaya çalışıyorum aynen babamın söylediği, önemli olanın tam da "bu" olduğu gibi. Diğer taraftan kendimle mücadele ediyor, değer verdiğim adamın bazen sabrını zorluyorum boğulduğumu düşündüğüm için. Ama beraber bir şeyleri göğüslemek güzel. Bana bu konularda destek veren birinin yakınında olduğunu bilmek, görmek güzel. Yıllarca hep yalnız oldum, şimdi öyle hissetmiyorum. Zor da olsa bu testten iyi puanlarla geçmek istiyorum.

Tam bir "aile" olabilmek istiyorum. Hırçın olmadığım, kızgın olmadığım, boğulduğumu düşünmediğim, boğmadığım zamanlar çabuk gelsin, benim de kendi evladımla ilgili yazacağım şeyler olabilsin istiyorum buraya. Başarmaya çok niyetliyim. Öyle işte.. Bunlar geldi bugün içimden.. 

...

Temennim sevgiyle geçirebileceğiniz, sıcacık bir hafta sonu sizleri beklesin. Biz bu hafta sonu ufak, günübirlik bir gezi planlıyoruz. Çok istiyorum ben, bakalım havalar müsade edecek mi? Güzel fotoğraflar çekmeme, mis gibi dağ havasını içime çekerek kızarmış ekmek-bal-kaymaklı bir kahvaltı edebilmeme:)