My Photo

~ "Blue" Notlar... ~

  • Pazar sabahı ALES sınavına girdim, bu akşam İstatistik sınavını da halletsem başka birşey istemiyorum:)
  • Öyle çok DVD almışız ki son dönem! Dün gece baktım en az 20 tanesini henüz seyretmemişiz!
  • Wonderful
  • "And those who were seen dancing were thought to be insane by those who could not hear the music." ~ Friedrich Nietzsche
  • "If a little dreaming is dangerous, the cure for it is not to dream less but to dream more, to dream all the time." ~ Marcel Proust
  • Wonderful3

~ Son Dönem Seyrettim.. ~

  • The Notebook (2004)
    Aşk üzerine yazılmış çok hoş bir hikaye. Yönetim çok iyi, kurgu iyi. Oyuncular çok hoş. "Her gerçek aşkın arkasında büyük bir hikaye vardır" filmin sloganı. Çok beğendim, çok yüreğe dokunan bir hilkaye. (Puanım:8/10)
  • Revolver (2005/I)
    Tam bir Guy Ricthie filmi! Jason Statham vardı filmde. Oldukça ilginç bir filmdi. Zihnimizin, egomuzun bize neler yaptırabileceği ile ilgili. Karışık bulabilirsiniz, ama ben alttaki filmden sonra izleyince keyifle izledim. Satranç ve dolandırıcılık: İki tehlikeli birleşim (Puanım:7/10)
  • My Mom's New Boyfriend (2008)
    Sevgili yokken eğlenceli olsun diye seçmiştim. Yani para verip de gitmeyin sakın derim. (Puanım:4/10)
  • Elegy (2008)
    Fena değildi.. Sevgiden korkmamak, ne olursa olsun ertelememek lazım geldiğini anlatan bir Ben Kingsley ve Penelope Cruse filmi. (Puanım:6/10)
  • High Fidelity (2000)
    John Cusak:) Sevimli aktorumun genclik yillarina ait filmin, iliskiler ve ask uzerine esprili bir yaklasimi var. Biz begendik cok. (Puanim:8/10)

*

  • "Journey To Blue" JTB © 2005-2008 Her Hakkı Bizzat Yazarına Aittir. * LüTFen AlınTılarıNIZda KayNak BelirTiniZ.
    Jtob

« December 2007 | Main | February 2008 »

January 2008 posts

January 30, 2008

Guzel Seyler..

Ladybird

~ Uzun sureden beri kendimi gercekten, kayitsiz ve sartsiz "iyi", hatta "mutlu" hissetmem..

~ Uluslararasi bir kongre icin yaptigimiz calismalardan birinin sozlu sunum icin kabul edildigi haberini almam..

~ Mart sonu hem is hem de keyif adina guzel bir ulkeye yolculuk edecegimin kesinlesmesi..

~ Is acisindan inanilmaz yogun bir donemde bulunmam.. Evet, ben bir iskoligim!

~ 6 yildir yaptigimiz calismalarla ilgili 2 ayri dergi icin yazdigim biri 3, digeri 4 sayfalik yazilarin kabul edlilip, hatta coook begenilmesi..

~ Cranberrie'li votka ve Burn'un muhtesem bir karisim oldugunu kesfetmem ve saraptan az biraz uzaklasmam..

~ Yeni i-pod'uma kavusmam ve her gece ona birbirinden guzel parcalar secip yeni playlistler yaparak cocuklar gibi eglenmem..

~ Bu parca ile her aksam en az 15 dakika dans ederek gunluk spor ihtiyacimi -simdilik- bu sekilde karsiliyor olmam..

~ Tum Fransizca albumlerimin arasindan en sevdiklerimi bir gecede dinleme rekoru kirarak - ki bu yaklasik 8 saatimi aldi!, evet sabaha karsi 03:10'du yattigimda- tam 4 saat sonra kalkarak ise inanilmaz zinde ve hoplaya ziplaya gitmem..

~ Istanbul'dan arayan arkadaslarimin bogaza karsi raki icip 1 kadeh de bana kaldirdiklarini bilmem.. Ozledim evet, Istanbul'a 3 aydir gitmiyorum!!! Ama o gun de cok yakin..

~ Son 5 gun boyunca her aksam salata yiyerek saglikli beslendigime kendimi inandirmam!

~ Bu parcanin her turlu cover'ini ne kadar severek dinledigimi farketmem.. Saydim Jimmy Somerville'de dahil 6 tanesi mevcut bende! Bu da Birkin'den arabesk olani mesela.. Agir biraz gerci..  "Sana Nasil Elveda Derim ki!" diyor parcada..

~ Ankara'ya uzun zamandan sonra yagan kar.. Usumeme ragmen..

Guzel bir hafta sonu gecirin.. Kisisel olarak "guzel seyler"im dediginiz bir suru sey olsun. Gulumsemek icin bir dolu nedeniniz, sukretmek icin gucunuz, gorebilmek icin daha da iyi seyleri ve insanlari yani basinizda, daha cok arzunuz ve inanciniz olsun. Ben o cok arzu ettigim seyler icin inancimi, her ne kadar bu aralar bana ugramasa da sans melekleri, kaybetmemek istiyorum.

January 29, 2008

Can U Keep A Secret?

Ilgazz

~

Sarkitlar

~

Snowboard

~

Snowboardd

~

Snow

~

Secret mi? Burada:) Bayildim!

January 24, 2008

Hafta Sonuna Az Kala...

Greendlr

~ Demistim ya hani yesil isik bizi acmiyor ona karar verdik diye. Iste bir de siz bakin dedim.. Nasil olmus? Tum fotograflarima baktigimda ne goruyorum biliyor musunuz? Kocaman acik bir agiz!! Ne kadar cok aciyorum ben agzimi gulerken.. Bazen gercekten sinir oluyorum, zira bayagi bir fotografimda dislerimi birakin, bademciklerime kadar hersey gorunuyor:) Agzim kapali fotografim cok nadir.

~ Nasil kar yagiyor su anda anlatamam.. Ben memnunum aslen bir cok nedenden dolayi: Hava yumusuyor kar yagdiginda, cok soguktu son donem, ki ben usumekten nefret ediyorum. Bol bol kar demek, bereketle yeraltina inecek su demek.. Susuz kalma olasiligimiz azaliyor.. Mevsimsel dongunun sapmadigina isaret demek. Zugurt tesellisi mi acep? Yaz mevsimi normal gececk demek. Hafta sonu icin daha cok daga gitme, kayak yapma olasiligi demek!

~ Cok sevdigim, seker mi seker bir arkadasim evlenecek bu Cumartesi:) Cok seviniyorum onun adina. Masallardaki kadar cok mutlu olsun istiyorum. Beraber cok sikintili donemlerimize sahitlik etmistik yillar yillar once. Haketmedigi kadar uzuldu, simdi artik hersey tersine donsun istiyorum. Ozum, guzel kizim "SENI COK SEVIYORUM" :)

~ Cuma aksami uzun zamandir konustugumuz, ama bir turlu birbirimizi durtemedigimizden sebep gerceklestiremedigimiz bir etkinlik gerceklestirecegiz. Dev ekranda, yanimizda patlamis misirlar, cipsler, iceceklerle FILM seyrine dalacagiz is yerinden buyuk bir guruhla birlikte:) Ben Parliament Sinema Klubu etkinligi diyorum buna. Fonda da "All My Life" calacak Linda Ronstadt'dan:)

~ Bir arkadasim bir film onerdi: Abim Evin Tek Cocugu. Yarin aksama kadar Buyulu Fener'de oynayacakmis. FilmEkimi'nde gosterilmis. Siddetle onerdi. Seyredeniniz var mi? O kadar film birikti ki seyretmem icin onumde: Amerikan Gangster, My Bluberry Nights, The Diving Bell and The Butterfly... Bu hafta sonu en az birini seyretmem lazim!

~ Avustralya Acik Tenis Turnuvasi bitiyor bu hafta sonu. Aramizdaki saat farkindan sebep istedigim kadar cok mac seyredemedim, deli oldum. Ama final maclarini kacirmamak icin tum onlemlerimi aldim. Cumartesi ve Pazar geceleri uyku yok bana. Zira enteresan, enteresan oldugu kadar da heyecanli gececeginden emin oldugum maclar beni bekler. Bayanlar final maci ozellikle! Son donem favorim Ana Ivanovic ve Maria Sharapova finaldeler. Ana sadece 1987 dogumlu, inanilmaz guzel, seksi, kuvvetli, sirin, uzun bacakli ve harika stili olan bir hatun. Takip edilmesi sart! Bu yil tum Grand Slam Turnuvalarinda kesinlikle finalde gorecegimize eminim.

~ Anne Kusumun dogum gunu Pazartesi. Yaninda olamayacagim bir dogum gunu daha gecip gidecek:( Gectigimiz yil ne kadar da az gittim Antalya'ya.. Bilerek mi istemeden mi bilmem ama, Antalya'dan fellik fellik kacasim var benim! Ailemden mi kaciyorum acaba? Ama neden? Birbirimize bulasmadan, hatta teget bile gecmeden hayatlarimiza yasamaya o kadar alistik ki zaten.. Neyse..

Iste boyle.. Aklimdakileri dokeyim istedim. Uzun zaman yazmayinca kendimi sorumlu hissediyorum, en cok kendime; ama bir de bana durmadan "yaz ne olur, sakin gitme" diyenlere:) Gitmiyorum. Gidemem ki.. Burasi benim hayatimin bir parcasi artik. Sevseniz de sevmeseniz de gitmek yok! Kalmak var. Kalmak ve neler yapabilecegimizi gostermek. Yillar sonra donup bakinca bu sayfalar " Iyi ki yazmisim" diyecegimden adimin Dilara oldugu kadar eminim:) Super bir hafta sonu dilerim..

January 23, 2008

Hafta Sonu, Oldu Karnaval!

Sky

Uzun uzun anlatmak istiyorum, ama saat 23.30 oldu bile! Kisa cumleler ve fotograflar olsun. Zaten gulen gozlerimize bakinca 2 gunluk siradan gecebilecek bir hafta sonunun nasil KARNAVAL'a donustugunu hissedebilirsiniz gibi geliyor bana:)

Kastamonu, ILGAZ. Ikinci gidisim..

Orman

Sicacik bir karsilama: Guzel arkadasim Tuba ve ailesi. Icten ve misafirperver Karadenizli bir aile:) En hasindan misir ekmegi ile kahvaltilar. Neredeyse yillar olmus tereyagi yemeyeli .. Corek otlu, tulum peynirli kahvalti etmeyeli! Seker Rizeli anneanneden Karadeniz turkuleri dinlemeyeli:) Her ne kadar Karadenizli olmasa da benim rahmetli tonton anneannem de keyifliyken hep sarkilar soylerdi:)

Sky1

Dag havasi muthis! Insani bir aciktiriyor, oyle boyle degil.. 2 gun boyunca dagda mangal yaptik Tuba ile. Sucuklar, tavuk kanatlari cizirdattik; yanina Arjantin, Bulgar sarabi demedik kah sicak kah soguk sarap ictik:) Yarim ekmek yedim ki ben, inanilmaz!! Oldurseniz iki dilim ekmek bile yemem normal sartlar altinda. Yedigim ekmek kepekli, tam bugday olur; onu da anca tost yaparim! Yapardim.. Ilgaz'a kadar:)

Ilgaz

Kayak, en son 5 yil kadar once yaptigim bir aktiviteymis, hesapladim, utandim! Ama hemen uyum sagladim, sagolsun Tuba iyi bir ogretmen:) Kayaklarimiz en yenisinden.. Bir tek eldivenim yok, ellerim dondu. Kendime not: Kayak icin siki bir eldiven edin!!

Kaydik, gulduk. Hatta ben gulmekten oldum bir ara:) 1 sise sarabi icip Ilgaz'in tepesine cikinca asagilar bana bir guzel, bir ucsuz bucaksiz, bir guzel gorundu ki.. Biraktim kendimi defalarca oylesine, heyecanla, coskuyla, ozgurce:) Hatta bol kara saplandik kaldik farkli bir alternatif yol denemesi sonunda. Oradan kendimi kurtarmam 10 dk.mi aldi. Sonra kayak pistine cikis yolunu kapali bulunca, omuzlara attik kayaklari yuruduk yokus yukari. Ne oldu? Gitti benim yarim ekmege sucuklar, tavuk kanatlari ile vucuduma ekledigim kaloriler:))

Dlr

Bol bol birbirimizi fotografladik. En cok da ikimizin ayni karede olmamasina uzuldum:( Birisine fotograf makinasini vermemisiz! Bir aksamustu alttan yesil isikli spotlu bir yer bulduk, inanilmaz komik fotograflar cektik. Buraya koyabilir miyim bilemiyorum, zira korkunc gozukuyoruz:)) Ama hem cekerken, hem evde fotograflara bakarken muthis eglendik.. Yesil isik bizi acmiyor, ona karar verdik:) Ben hep derim zaten gun isigi gibisi yok diye:)

Dlo

Yildizlar ucustu durdu benim etrafimda. Karnavallarda ustunuze renk renk, yaldizli kagitlar serpistiriler ya iste tam da oyle oldu:) Etli ekmek yedim son gun, Kastamonu'ya ozguymus. Eflanili Konagi'nda.. Bir de helva aldim. Saray helvasina benziyor, cok lezzetli.. Bir de Eksi diye birsey ictim. Eksi elma suyundan yapilan bir cesit meyva suyu.

Her gece saatlerce puzzle yaptik Tuba ile. Sagolsun beni de fena bulastirdi bu ise. 1000'lik puzzle ben eve ulastiktan birkac saat sonra bitmis:) Kameradan gordum:) Yenisi yolda. Hadi hayirlisi:)

Tubaenguzel_copy

2007'nin hayatima kattigi guzel, guzel oldugu kadar akilli Yrd. Doc. arkadasim Tuba'cim:) Tesekkur ederim hersey icin. O guzel gulusun hic eksik olmasin yuzunden ve olabildigince, hayatimiz elverdigince biz arkadas olalim. Dosta dogru gideninden ama. Seni Seviyorum. Karnaval Hafta Sonuma kattiklarin icin KOCAMAN TESEKKURLER:)

January 17, 2008

2008 Kacis Takvimi..

Snow_2

Takvimdeki ilk maddenin uzerine bir cizik atmaya gidiyorum ben:) Bu yilki kacis takvimi oldukca kapsamli. 2007'nin son aylarindan beridir bir tarafa kipirdayamiyor olmamdan sebep oyle sistim ki az daha Ankara'da kalsam BOOM diye patlayacaktim orta yerimden!

Hafta ici inanilmaz bir yogunlukla calistik. Aksamlari 8'den once cikmadik neredeyse. Rektorumuz, hastane ust yonetimi ve yardimcilari belli olup yavas yavas yerlerine yerlestikce, bizim de yapacagimiz islerin ucu gorunmeye basladi: bucagi belli degil! Baska birsey demeyeyim ben!

Kaciyorum:) Nereye mi? Kastamonu dolaylarina, biraz dag havasi almaya diyeyim:) Aysegul Sultan Finlandiya'da, Tolu'cum Misir'da.. Ben de bir Ilgaz ve kayak olayina gireyim. Hatta kayak ve dagda mangal.. Donene kadar su parcayi bir dinleyin ne olur. Kelimelerin gucunu anlatiyor.. Soyledikten sonra geri alamayacaginiz kelimelerin onemini..

~ Hepinize harika bir hafta sonu diliyorum. ~

January 13, 2008

Tasimak Uzerine Kurulu Hayat!

Overrmyshoulder

Marketten yaptigim alis-veris sonrasi torbalari tasirken aklima geldi bu konu. Ne kadar cok sey tasidigimizin farkinda misiniz acaba yasamimizda?

Aldiklarim biraz peynir, 2 sise sarap, makarna ve sosunu hazirlamayi dusundugum 2-3 parca daha malzeme. Ama oyle boyle degil, gayet agirlar! Zaten sirtim problemli haftalardir, guc bela eve kadar yaklasik bir 10 dk.lik mesafede yiyeceklerimi tasidim apartmanimin bulundugu sokaga. Oradan evime, sonrasinda da kapidan mutfaga.. Hayatim icin gerekli seyler onlar, yiyecekler-icecekler. Tasimazsam, olmaz! Bir hayatim olmayabilir onlarsiz zira..

Sonra mesela baska neler tasiyorum hayatim icin dedim: Giyim-kusam esyasi. Kazaklar, pantolonlar, ayakkabilar. t-shirtler, eldivenler.. Her daim giysi aliyoruz. Malum ciplak yasanmiyor! En azindan bu yuzyilda.. Hatta birkac yuz yildir boyle diyebiliriz:) Bunlari da tasiyoruz kah Tunali'da bir magazadan, kah Istanbul'da Akmerkez'den, kah Paris'ten.. Araban varsa ne ala, daha az mesakatli, daha az yorucu. Ama benim gibi halen arabaniz yoksa yine tum yuk kollarda, sirtta, omuzlarda!

Kitap tasiyordum okuldayken. Cantasiyla hem de. Ilkokuldayken pek hatirlamiyorum tasidigim cantalarin agirligini. Ama en azindan simdiki ilkokul cocuklari gibi cekcekli cantalara ihtiyac duyacak kadar yuklu olmadiklarini gayet net hatirliyorum. Ne annem ne de babama ihtiyac duymadim kitaplarimi tasitmak icin. Hep kendim tasidim. Sonra ortaokul, lise. Kabul ediyorum universite doneminde daha az kitap tasidim, ama tasidim. Yuklerin cinsi degisik, ama baski yaptigi yerler hala ayni vucudumda.

Arada ev de tasidim. Hayatimizin gerceklerinden biri daha: Tasinmak! Kabul, hayatimda kendi basima 1 defa tasindim henuz; ama ben gocebe ruhumumun derinliklerinde karsi karsiya geldigim maceralarimi da birer tasinma olarak addediyorum. Boyle zamanlarda da gorunmez valizler, koliler tasiyorum devamli. Belki hic sahip olmadigim surf malzemelerimi, ya da ne bileyim bir ormana falansa maceram sari renkli cadirimi ve uyku tulumumu da tasiyorum sirtimda. Tripodumu, fotograf makinami tasiyorum. Belki ihtiyacim olur diye dizustu bilgisayarimi. Cep telefonumu da cebimde tasiyorum, ve cuzdanimi. Kimliklerimi, benligimi, birkac guzel fotografi ani olsunlar diye bana.. Anilarimizi da tasiyoruz kucuk ciplerde beynimizin icinde. Ellerimde, sirtimda, omuzlarimda, cebimde, ruhumun ta derinlerinde. Hep tasiyorum. Hep tasiyoruz..

Bir de "sevgi"leri tasiyoruz hayatta. Anne-baba sevgimizi, kardes-arkadas sevgimizi, sevgilimize-esimize sevgimizi. Basimizin uzerinde tasiyoruz bazen, bazense koltugumuzun altina sikistiriveriyoruz alalade, oylesine. Sanki dusecekmis gibi duruyorlar, ama hayatimizin tasima gerekliliklerinden biri de onlar!

             Basimizin uzerinde tasindiklari zaman zor geliyorlar bir sure sonra, malum agirlastikca tasinmalari da zor oluyor. Bas taci edilen sevgilerde ihanetler gordugum icin belki de. Ya da basimin uzerinde tasimaya karar verdigimi cok fazla belli ettigimden karsimdakine. Aslinda hep diyorum, hani hepimizin bildigi o cumle var ya "3 kurusluk adama 5 kusurluk deger verirsen..."le baslayan. Iste boyle sevgiler bas agrisi yapiyor! Fena hem de. Bir apranaxlik falan degil, bazen birkac kutu prozac'lik ediyorlar adami!!

                     Koltugumun altinaysa henuz sikistirip yurudugum bir sevgi'm olmadi. Benim icin olamaz zaten boylesi. Olsaydi, olabilseydi eger tasidigim sevgi'ler hanesindeki sayi bayagi fazla olabilirdi kabul! Ama ben koltugumun altinda fazla sey sikistirip yoluna devam edemeyenlerdenim. En azindan oraya layik gorulmus bir sevgi'den daha onemli seylerim oldu koltugumun altina aldigim bu hayatta!

Kalbimde tasidiklarim sanki daha iyi, az yorucu geliyorlar. Tasiyabiliyorum oylelerini. Denge merkezindeler mi acaba? Bilmem! En azindan oradan istedigim zaman alip atabiliyorum. Kalbime sokuyorum elimi ve cikariyorum. Oylece. Bazen kanatiyorum biraz. Acisi, sizisi oluyor. Ama kalbimin tasiyamayacagindan fazla yuklenmiyorum ona. Kalp tasiyor, bas tasimiyor! Psikiyatrlarin en onemli gorevleri, benim bakis acimdan tabi, beyinle-zihinle ilgili olanlar. Iluzyonlar, catismalar, asabiyet, ruhsal bosluk, cokuntu, aci vs. hep beyinden salgilanan salgilar yuzunden varlar! Basimizin uzerinde tasidigimiz agir seyler yuzunden salgi bezleri tetikleniyor bence!

Baska neler tasiyoruz acaba? Bilgi? Tecrube? Yeni bir is icin, eskisindeki tecrubeleri de atip kutuya alip gelmiyor muyuz yeni ofisimize. Ya unvanlarimiz? Onlari da tasiyoruz ordan oraya..

Hayatimiz sahiden de tasimak uzerine kurulu degil mi sizce de? Yorucu degil mi ve de? Aman tanrim, bir market alis-verisi bile bana neler yapiyor bu aralar...

January 10, 2008

Please Give Me Something

Leaf
Bu parca ile yatip kalkmaktayim son gunlerde.
Haftayi siz de bununla bitirin istedim. Bana iyi geliyor dinlemek. Soyleyen de gencecik bir cocuk. Sesi de hos, rahatlatici..
Bu hafta cok yogun gecti. Yapmam gereken 3 is cikti ayni anda. Teslim tarihleri arasinda 5'er gun var. O sebeple siraya koydum, aksam nasil oluyor anlamiyorum. Ihtiyacim vardi isle ilgili bir mesguliyete gerci. O sebeple cok da sikayetci degilim. Beni bilenler bilir, "IS" dedin mi akan sular durur! Bu yil cunku ya isimi yola koyacagim, ya 10 yillik is hayati ve 6 yillik saglik sektorundeki tecrubemi bir kenara koyup alip basimi... artik ne halt edeceksem edecegim. Konusmaktan yoruldum, belki sizi de yordum. Farkindayim. Ama insanin ugrasacak evi, cicegi, bocegi, ailesi, cocugu, arabasi, hastaligi, ne bileyim boyle seyleri olmayinca; benim gibi belki de "aman oh, ne rahatim" diyecegi seylerle kafayi bozuyor! Affedin artik, hatasiz kul olmuyor!
Evet iste sozleri ile You Give Me Something ~ James Morrison'dan..
~
You want to stay with me in the morning
You only hold me when I sleep,
I was meant to tread the water
Now I've gotten in too deep,
For every piece of me that wants you
Another piece backs away.

'Cause you give me something
That makes me scared, alright,
This could be nothing
But I'm willing to give it a try,
Please give me something
'Cause someday I might know my heart.

You already waited up for hours
Just to spend a little time alone with me,
And I can say I've never bought you flowers
I can't work out what the mean,
I never thought that I'd love someone,
That was someone else's dream.

'Cause you give me something
That makes me scared, alright,
This could be nothing
But I'm willing to give it a try,
Please give me something,
'Cause someday I might call you from my heart,
But it might me a second too late,
And the words I could never say
Gonna come out anyway.

January 08, 2008

Neler Ogrendik?

Buke

Sicak sarap yapmanin cok harika bir tecrube oldugunu.. Bu surecte evinizin muhtesem kokularla dolup dolup tastigini..

            1 sise sarap ve 1 bardak su ile hazirlanan sicak saraptan yaklasik 6 kadeh "buyulu iksir" cikartabildigimizi.. Bu iksir'in hasta bogazlara iyi geldigini..

....

Arkadaslarimla olmanin bana ne kadar iyi hissettirdigini.. Birlikte ne kadar cok seye, ayrintiya, sacmaliga saatlerce gulebildigimizi.. Onlarin cevremde olmasina sanki daha fazla sukretmem gerekirken bunu yeterince yapmiyormusum gibi hissettigimi..

         Yalniz kalmanin o kadar da iyi birsey olmadigini.. Ama yalniz kaldigim zamanlarda bazen ne kadar uretken bazen de ne kadar tembel bir kadin olabildigimi.. Ve tum bunlarin beni "ben" yaptigini..

...

Her ne olmus olursa olsun insanin biten bir iliskiye hicbir suretle geri donmemesi gerektigini.. Basta kendimi iyi hissetmis olsam da bunun bir yanilsama oldugunu anlamanin gayet acili, inciten bir surec oldugunu.. Karsindakinin buna bile degmeyecek kadar "adam" olmadigini..

       30 yasindan da sonra guzel arkadasliklar kurulabildigini.. Hayatima son donem giren Tunc, Basak ve Tuba'yi ne kadar onemsedigimi, onlarin "gercek" anlamda yanimda olabildiklerini, beni merak ettikleri icin aradiklarini ve aslinda bu kadar iyi iliskiler kurmak icin liseden itibaren arkadas olmamizin gerekmedigini..

...

Acimadan, kanamadan, incinmeden, dusmeden ya da sendelemeden bir yil gecirmenizin mumkun olmadigini.. Hayatta herseyin hicbir zaman "toz pembe" olamayacagini.. Savaslarin, felaketlerin -her ne kadar da istemesek, kabul etmek istemesek de- yasamimizn "kotu" bir gercegi oldugunu.. Ama tum olanlara ragmen her yili bitirip yenisine basladigimda, bu gucu kendimde bulabildigim icin -kendi adima- ne kadar sansli bir kadin oldugumu..

       En yakin dostlarimdan birinin bebegini bizzat gormeden de cok sevebildigimi, bebegin fotograflarina bakarken gozlerimin dolmasina engel olamadigimi, her carsi-magaza gezisinden elimde "bu 2 yasina gelince cok yakisacak, bunu 4 yasinda giyer" diyerek aldigim torbalarca minik esya ile donebildigimi.. Ve eve gelince kendime inanamadigimi!

...

"Anne kokusu" denen seyin siz 33 yasina da gelseniz burnunuza geldigini. Mis gibi anne kokusundan ne kadar uzak kalirsaniz kalin, buna hala alisilamayacagini.. Annenizi gulumsetebilmenin size bircok seyden daha iyi geldigini..

        Koydugum hedefler bir bir gerceklestiginde kendimden ne kadar gurur duydugumu.. Ama hedeflerimin sonraki asamasi icin hic birsey

yapamadigimi:( Bunun icin geceler boyu "Nasil yapsam, ne yapsam, bir yol gosteren olsun Tanrim" diye zirlayarak aglayabildigimi.. Gece yatarken aglamanin ertesi gun sis gozlerle insan icine cikmamda en buyuk etken oldugunu..

...

Gitmek istedigimi.. Baska bir sehre, baska bir ulkeye, baska bir hayata, baska bir eve.. Bir suru "Baska"larla dolup dolup tasirdigimi hayatimi.. Artik buna 1 yil daha dayanamayacagimi..

OG-REN-DIM

Bu yil ben bunlari ogrendim.. Ya siz?

*ps* NYC2IST, Sehir Günlüğü'nde yeni yazıma buradan ulaşabilirsiniz:) İçimdeki Kadınlar

      

    

January 03, 2008

Doruk..

Kkar

"Koylulerden birine sordum:

- Doruga varilabilir mi?

Bu soruma aldigim yanit, 3 soru oldu:

- Doruga varmak mi? Bu mevsimde mi? Ne yapacaksin dorukta?

- Hicbir amacim yok. Yalnizca soruyorum. Doruga varilabilir mi?

- Tabi varilir, dedi. Eger kendinde o gucu goruyorsan ve oraya nicin cikmak istedigini biliyorsan.

Doruga nicin ulasmak istedigimi bilmiyordum. Ama ne zaman doruga baksam, orada olmak istiyordum. Belki dorugu da asip, dagin obur yamacini gormek.

Kuskusuz bu istek, bir gucten degil, bir gucsuzlukten kaynaklaniyordu. Onunde sonunda ben de bir insanogluydum. Birtakim insanogullari gibi bir yere varmaya cabalamak istiyordum. Bir yeri asmaya. ormedigimi gormeye. Oraya varmak, sonra ordan geri donmek.

( - Nereye vardin?

- Doruga.

- Neyi basardin?

- Doruga cikmayi.

- Ne gordun?

- Tum daglari, tum yaylalari.)"

                                                                ~ Ferit Edgu (Dogu Oykuleri'nden)

Bu kitabi okuyorum bu ara. Sevdim. Ikilemlerin oykuleri var: Hayat-olum. Varlik-hiclik. Mutluluk-mutsuzluk.. Niye mi? Bilmem, belki de hepimizin icindeki ikilemlerin doruga ciktigi zamanlardan biriydi benim icin gectigimiz ay. Belki de bu yuzden bu kitapla veda etmek istedim o eski yila. Bana cok da iyi seyler getirmeyen, canimi acitan, cogunlukla mutsuz hissettiren, kendimi cok fazla dinlettiren o yila.. Veda ediyorum eskisine, HOSGELDIN diyorum yenisine.

"Yeni Yildan Beklediklerim-Istediklerim" listesi yapmadim bu defa. Beklentiler acik artik: Kariyerse kariyer, seyahatse seyahat, asksa ask, keyifse keyif, sagliksa saglik.. Is konusunda daha fazla seye saldirmak istiyorum. Daha cok seyahat etmek birde. Beni heyecanlandiran seyler yasamak istiyorum, ve daha cok kesfetmek! Daha cok farkinda olmak istiyorum cevremin, belki de boylelikle kendimle ugrasmayi birakabilirim bir sureligine de olsa.

Yolun yarisina 1 adim daha yaklasacagim ne de olsa:) Ne alirsak bu hayattan kardir. Ve aldiklarimiz karsiliginda verdiklerimiz bizim dimdik yurumemize, insanlarin yuzune gururla bakmamizi saglamizsa ne mutlu.

Mutlu olmak istiyorum ve deger verdiklerimin, yureginde iyilik olan herkesin de bu mutlulugu yasamasini..

...

Guzel bir hafta sonu gecirin. Kar yagdi bugun Ankara'ya 1 yildir ilk defa!! Istanbul'dan da ayni haberleri aldim. Sicak cikolatalar, sicak saraplar haftasi ilan ettim bu sebeple ben de bu haftayi:) Berceste'nin tarifini deniyorum C.tesi icin. Asli'cimin minik kizini gormeye gidiyorum sonunda:) Butun kizlar toplandik etkinligi icin icmeye gidiyorum meyhaneye. Yeni kitaplar aliyorum Dost'tan, oncelikle Jane Austin. Kisacasi "one live, live it be Dilara" modundayim:) Darisi basiniza diyorum..