My Photo

~ "Blue" Notlar... ~

  • ~ Doğru Buldum ~
    "Whatever you are. Be a GOOD one." ~ Abraham Lincoln
  • ~ Sevdim ~
    "I whispered, 'I am too young,' And then, 'I am old enough'; Wherefore I threw a penny To find out if I might love. 'Go and love, go and love, young man, If the lady be young and fair.' Ah, penny, brown penny, brown penny, I am looped in the loops of her hair. O love is the crooked thing, There is nobody wise enough To find out all that is in it, For he would be thinking of love Till the stars had run away And the shadows eaten the moon. Ah, penny, brown penny, brown penny, One cannot begin it too soon." ~ William Butler Yeats
  • ~Beğendim~
    "Never explain yourself to anyone. Because the person who like you does not need it, and the person who dislike you won't believe it."

~ArıYoRum, BuLuYoRuM~


  • Google

    WWW
    journeytoblue.com

~YeMeKOsFeR~


~ Okuduklarım, Elimin Altındakiler ~

  • Bir Nefes Istanbul - Aret Vartanyan
  • Serdar Özkan-Kayıp GÜL
    Beni cok etkiledi bu kitap. Bitirdigimde agliyordum! Diana ve Mary ikilemi bana tamamen kendimi hatirlatti! Artik bir seyler yapma zamanim gelipte geciyor dedim tamda! Kucuk Prens kitabimi okudum uzerine 1 saatte. Okuyun lutfen. Ben de gul yetistirebilmeyi, onu basimin taci yapabilmeyi hayal ederdi m her zaman..
  • Muz Sesleri - Ece Temelkuran
    Ece Temelkuran'ın alıştığımız anlatım dilinden farklı bu romanda kullandığı dil. Biraz zor. Biraz kesik kesik. Çoğu zaman full konsantrasyon istiyor. Ben birkaç defa dönüp cümleleri baştan okudum mesela. Muzların sesleri olduğunu, Beyrut'u, yoksul aşkını öğrendim:) Ben beğendim.
  • Kazanan Yalnızdır - Paulo Coelho
    Coelho bu kitabında O'na tanıdık tüm temalarından uzakta! Süpersınıf olarak tanımladığı zenginleri yerin dibine batırıyor ve 24 saat içerisinde Cannes Film Festivali sırasında bir Rus Milyardere enteresan ve bence olmayacak tekniklerle seri cinayetler işlettiriyor! Ben ne heyecanlandım, ne bir şey aldım. Hırs yapıp 2 gecede bitirdim. Beğenemedim :(
  • Mucizevi Mandarin - Aslı Erdoğan
    6 bölüm ve iki hikayeden oluşan kitap, okuduğum ilk Aslı Erdoğan kitabıydı. Çok yoğun hisler bıraktı bende. Çok zekice derlenmiş cümleler, özellikle aşkın anlatıldığı tariflerin yoğunluğu içinde bulunduğum ruh hali sebebiyle de beni mahvetti. Kesinlikle tek okumalık bir kitap değil yalnız. Başucu!

~ Son Dönem Seyrettim.. ~

  • Romantik komedi (2010)
    Bizi oldukça eğlendirdi film. Tamam Hollywood çakması falan ama, tüm film boyunca gayetten yüzümüzde gülümseme, kimi zaman kahkaha ile izledik. Zaman geçirmek için güzel diyebilirim. Gürgen Öz'e bayıldık:) (Puanım:6/10)
  • It's Complicated (2009)
    Eglenceli bir filmdi. Filmdeki damat karakterine bayildim:) Merly Streep ise her zamanki gibi muhtesemdi! (Puanim: 6/10)
  • The Road (2009)
    Biraz depresif ve karanlik bir filmdi. Sonu gelmis bir Amerika. Her yer yaniyor, devamli yagmur ve kar; soguyan bir hava. Bir yolda bir baba ve oglu hayatta kalma mucadelesi veriyorlar. (Puanim 5/10)
  • Sherlock Holmes (2009)
    Begendim, keyifle izledim. O zamanlarin gri Londra'si, aksiyonu, goruntuleri ve Robert Downey Jr. iyiydi bence. (Puanim: 7.5/10)
  • Soul Kitchen (2009)
    Heyecanla beklediğim filmdi: Müzikleri sevdim. Bir de "Soul Kitchen"ın bizzat kendisini:) Kocaman bir eski tahıl deposuydu!! Birol Ünel'i de sevdim. Biraz klişelerle doluydu film ama oyunculukları ve doğal akışı içinde beni sonunda esnetmemeyi başardı. Bir Türk'ün elinden çıkmış olması da ayrı bir keyif! (Puanım: 6,5/10)
  • Bolt (2008)
    Son dönemde izlediğim en keyifli animasyondu:) Artist köpek Bolt, sahibi ile birlikte macera filmlerinde oynuyor. Fakat tüm o olağanüstü güçlere gerçek hayatta da sahip olduğunu sanıyor. Bir gün setlerden sokağa çıkmak durumunda kalınca da başına gelmeyen kalmıyor. Bu yaratıkları bu kadar güzel çizmeseler ya, eridim bittim:) (Puanım:7.5/10)
  • Coco avant Chanel (2009)
    Coco Chanel'in Coco Chanel olmadan önceki hayatını anlatan film, beni bir miktar sıktı. Kabare sanatçısı olmaya takık, maskülen bir kadın. İlk şapka tasarımlarıyla adından söz ettirmeye başlıyor. Ben en çok sondaki defile sahnesine bittim. (Puanım:6/10)
  • Avatar (2009)
    Son donemde seyrettigim en fantastik, en epik, en guzel goruntuler iceren, en begendigim ve yonetmeni ve senaristi James Cameron'a saygi duydugum bir film oldu Avatar. Pandora'da yasamak istedim. 3 boyutlu seyrettigim ilk film olarak da benim tarihimde yerini aldi:) Mutlaka seyredilmesini salik verecegim, hem de vakit kaybetmeden. (Puanim: 10/10)

*

  • "Journey To Blue" JTB © 2005-2010 Her Hakkı Bizzat "DiLaRa ErDeM"e Aittir. * LüTFen AlınTılarıNIZda KayNak BelirTereK KişiSeL AnıLarA, YaşanMışlıKLara ve BireYsEL EmeĞe sAYGI DuyDuğuNUZu GöstEriniZ.
    Jtob
Creative Commons Attribution-ShareAlike 3.0 Unported

« Final Countdown! | Main | Güzide Görülesi Şehirler Rehberimden: "LONDRA" (II) »

May 02, 2008

TrackBack

TrackBack URL for this entry:
http://www.typepad.com/services/trackback/6a00d8341c75c353ef00e5520977128833

Listed below are links to weblogs that reference Güzide Görülesi Şehirler Rehberimden: "LONDRA" (I):

Comments

Hosgeldin :)
Ben bir önceki template'i cok begenmiştim ama :)

Süper bir gezi olmuş yazıdan da fotograflardan da anlaşılıyor.
Neden bizim ülkemiz de böyle parklar bahçeler yok!
Hele de Ankara neden bu kadar kasvetli!
Gidilecek, dolaşılacak bir park yok,
tekrar hoşgeldin,
sevgiler

Dilayra'cim sukur kavusturana. Her gidislerinin bir donusu oldugu surece, hemde boyle civil civil resimlerle ve hikayelerle dondugun surece sorun yok ama ben seni ve yazilarinda ki enerjiyi ozluyorum. Arayi cok acma bir daha olur mu? Bu arada Londra sana yaramis :)

Aynı gözlemler içinde olduğumuza hatta favori parkımızın bile aynı olmasına sevindim :) İlk gördüğümde çarpıldım St James Park'a hala değişmedi! Arkadaşının evi gerçekten güzel yerdeymiş. Kew's Garden'da yarım güne şaşırdım, zira beni oradan kovalayanlar gelene dek çıkmamıştım. İkinci gidişimde bile. Dünyanın en büyük tohumundan tut, nükleer savaş çıkarsa diye bırakılan tohum kapsülüne, orkidelerinden, balıklarına, minik müzeciklerine büyülemişti beni orası. Hatta aklımda ağaçlar arasında dolaşma yolları kaldı, son gidişimde yeni açılacaktı, oralarda dolaşamadım, bir daha gitmem lazım :)
Gelelim şehirde yaşama... Bu güzelim parklar var olmasına var da, İstanbul ve Ankara'daki sıkıntılar Londra'da çok daha fazlasıyla var. Yoğun saatlerdeki kalabalıklar, bunalımlı günler, trafik sorunu, Tube yani Metro'da balık istifi gitme, ne istersen var işte. Eğer City'de çalışıyorsan, insanların nasıl koştura koştura işe gidip döndüklerine şahit olursun. Şık kıyafetli hanımlar, ayaklarında spor ayakkabılar komik bir görünüm oluştururlar. Sanırım şirketlerine gittiklerinde değiştiriyorlar! Şehri gezmek için gittiğimde bu koşuşturmaya, insanların soru sorulunca tahammülsüzlüklerine akıl veremiyordum. Ama Cambridge'den Londra'ya çalışmak için gidip günde 5 saatimi yolda harcayınca, dakikaların önemini ve o insanların halini anladım. Robot şeklinde yaşanıyor çalışılırken. Orada da, burada da. Sadece haftasonları Of! demek istiyorsan, trafik ve yol sorunu pek yok. Nefes alabiliyorsun.

Merakla bekliyorum diğer yazılarını.

Herhalde hayatında yürümediğin kadar çok yürümek zorunda kalmışsındır İngiltere'de :) En kolay ve kısa ulaşım şekli yürümek zira. Hem parklarda metro ya da otobüs olacak değil ya :P

dilara,

iyi ki geldin : ) keyifli yazılarını okuyabilmek ne güzel.
ozellikle kendimi kötü hissettigim zamanlarda arsivinden bile olsa pozitif enerji dolu-güzel fotografların oldugu yazılarını okuyor ve bir nebze de olsa kendimi olumlu yonde motive etmeye calısıyorum.

sevgiler

mine

sevgili Onur,
bir onceki template, default templatelerden biriydi. o sebeple uzerinde istedigim degisiklerin bazilarini yapmama musade etmedi. mesela fontlarini begenmemistim, ama header hosuma gitmisti:)bununla idaer edeecegiz artik bir sure daha..
*
Yesim'cim haklisin.
ozellikle Neva orada kendini kaybederdi inan bana. cocuklar icin muthis bir sans!
hosbulduk:)
*
Banu'cum cok tesekkur ederim:)
yazilarimdaki eski enerjiyi hissedemiyor olman konusunda haklisin ne yazik ki:( bir defa istedigim vakti ayiramiyorum son zamanlarda. ama artik zaman ve emek isteyen baska bir seye sahibim. bu sebeple beni biraz anlayisla karsilamani istiyorum. herseyi bir duzene sokmayi basarabilince -insallah kisa bir zamanda olur bu - burasi okuyanin tekrar keyif aldigi, cok daha iyi bir yer olacak:)
bana Londra degil, tedbil-i mekan yariyor daha cok:)
*
Berceste'cim:)
bir cumartesi gunu tube sisteminde bir iyilestirme yapilacagindan bazi line'larin calismadigini belirten anonslarla Paddington istasyonunda kalakaldik. iste ben o zaman Londra'nin aslinda ne kadar da kalabalik olduguna sahit oldum. balik istifi tanimin haltetmisti:)
nedense bizde olmayan seylere daha da bir ozlemliyiz ya, bir de ben doga-spor seviyorum ya.. sanirim o sebeple her gittigim ulkede bu tarz olanaklara biraz takiliyorum.
Kew Gardens'a gelince.. o gun cok yagmur yagan, ruzgarli bir gundu bir. ikincisi tum disaridaki agaclar ve cicekler butun uzerlerindekini cimene birakmislardi; ciplak kalmislardi yani:)cogu sergilenen bitkiler kapaliydi, tohum atma zamaniymis falan.. hizli bir gecis oldu benim icin bu sebeple.. mesela orkidelerin bir cogu curumustu! hepi topu 2 fotografim var mesela onlardan..
*
Mine'cim hosbulduk:)
bende seni motive edecek bir suru malzeme var bak. sakin gardimizi dusurmeyelim takipte kalalim:) sevgiler..

Hoşgeldin

Mehmet, hoş bulduk:)
yok mu bu yaz Göcek civarlarına yolculuk?

Verify your Comment

Previewing your Comment

This is only a preview. Your comment has not yet been posted.

Working...
Your comment could not be posted. Error type:
Your comment has been posted. Post another comment

The letters and numbers you entered did not match the image. Please try again.

As a final step before posting your comment, enter the letters and numbers you see in the image below. This prevents automated programs from posting comments.

Having trouble reading this image? View an alternate.

Working...

Post a comment