« Leylek Havada, Biz Yollarda! | Main | Neyi Severim Bilir Misin? »

May 23, 2008

Hayat Paylaştıkça Güzel..

Reflection1  

Değil mi?

O sebeptendir dinlediğim güzel parçaları, okuduğum güzel sözleri, seyrettiğim etkilendiğim filmleri, çevremde tanık olduğum; yaşarken bir yerlerinden bize dokunan ya da bizim dokunduğumuz  her şeyi paylaşmak istemem. Tüm dürüstlüğümle, olanca açıklığıyla, ne bir eksik ne bir fazla kelime kullanarak son 3 yıldır burada yaptığım bu: PAYLAŞMAK. Çünkü ben böyle besleniyorum. Çünkü hayat güzel! Ama böyle daha da bir güzel:)

~

Doğan'cım yapmış yapacağını ve solo albümün ilk -etkilemek gibi olmasın ama bence harika- parçasını, "Defne Ağacı"nı tamamlamış sonunda. Doğan, daha öncede birçok defa bu sayfada sizlere anlattığım, tanıtmaya çalıştığım benim her biri birbirinden güzel ve yetenekli arkadaşlarımdan kurulu MARA grubunun solisti. Doğan'ın bu linkte yer alan sayfasına giderek dinlemenizi ve eğer vakit bulabilirseniz de parça ile ilgili düşüncelerinizi benimle-ve dolayıysla Doğan'la- paylaşmanızı rica ediyorum:)

~

Müzik ruhumuzun gıdasıdır, ama ben -hepinizin artık bildiği üzere- bedenime de katkı sağlayan gıdalardan ve onlarla ilgili deneyimlerimden söz etmekten de müthiş haz alıyorum. Gerçi şimdi bahsedeceğim şey gıda değil, ama onun tamamlayıcısı; yani içecek:)

_ Vee tahmin edin bakalım, ne tür bir içecek?

_ Ş--A-R-A-P mı yoksa!

Evet evet hep bir ağızdan söylenince bayağı etkili oluyormuş! Tebrikler bildiniz dostlar, konumuz ŞARAP! Ama şarabın kırmızısı ve de Avustralya'lı olanı: Yellow Tail'in Shiraz'ı. Ben geçen sene ilkbahar döneminde birileri vasıtasıyla tanışmış, bayağı bir çeşidini denemiştim. Benim damak tadıma göre bir miktar tatlı gelmekle birlikte, her türlü ızgara ve sert-keskin kokulu peynirle çok uyumluydu bu Shiraz. O dönem bir tanıdık vasıtasıyla birkaç şişe almıştım, ama ne enteresandır ki hiç JTB'ye yazmamışım!!! Şimdilerde bu şarapla beni tanıştıran eküri ile irtibatım kopuk, bu sebeple benim kısa süren Yellow Tail macerası da zorunlu olarak rafa kalkmıştı. Ta ki bu haberi görene dek. Sanırım ithalatçı firma ile bağlantıya geçip birkaç şişe alsak fena olmayacak. Şarap seven, koleksiyon yapan ya da değişik tatlar denemek isteyen dostlarıma duyurulur:)

~

Son söz olarak da Mark Twain'den seçtiğim, benim çok sevdiğim bu dörtlüğü size armağan ediyorum. Ve diyorum ki, burada söylendiği şekliyle bir hafta sonu geçirin:)

Yani;

"Dance like nobody's watching;

Love like you've never been hurt.

Sing like nobody's listening;

Live like it's heaven on earth."

Ben aynen bu şekilde yapacağım:) Bir de balkonumuza çiçekler almaya gideceğiz, böyle rengarenk güzel kokulu çiçekler. Sabah kahvaltılarında keyif yapmaya başlayalım artık diye. Pazar akşamüstü saatlerinde aslan Türk Telekom'un playoff final maçının ilki yayınlanacak NTV'den. Kaçırmayacağım kesinlikle. Bir de geçen haftalardan limonata kalmıştı listede, nanelisinden. Şöyle buzz gibi:) Onuda hallettik miydi, değme keyfime:)

Her zaman söylediğim, ve söylemekten hiç bıkmayacağım üzere Süperr bir hafta sonu geçirin. Sonra da paylaşalım:) Niye mi? Başlığa bakın bakiyim:)

TrackBack

TrackBack URL for this entry:
http://www.typepad.com/services/trackback/6a00d8341c75c353ef00e55276cbb38833

Listed below are links to weblogs that reference Hayat Paylaştıkça Güzel..:

Comments

NE güzel bir yazı böyle...İnsanın içini ısıtan, ikram ettiği şarapla kanını kaynatan...Balkonda çiçek ve kahvaltı faslına 1 haftadır başladık biz de...Hafta sonları eğer evdeysek sabah,öğle,akşam yemekelri, çay kahve keyifleri hep balkonda. Hasret kalmış sıcak havalara...Pek keyifli :) Sevgiler.

Dilayrus,

ben bu aralar okuma ozurluyum sanirim, basligi okudum ama senin yazdigin sekli ile degil "hayat sevince guzel" diye... yazi bittikten sonra, son cumlenin uzerine tekrar okuyunca fark ettim.

Bu aralar yazilarinda sevginin gucunu gordugumden midir, nedir, sanirim farkli algiladim ;-)) affola.

Annemler geldi bugun, New York kazan, biz kepce geziyoruz :-))

Sen de umarim iyi bir hsonu gecirmissindir..

evrensel yaşam,
biz hafta sonunu yağmurla ve resmen buzz gibi bir hava ile geçirdik. bugün mü hava nasıl? sence? günlük-güneşlik:((
çiçekler alındı, rengarenk. sadece o kadarcık çiçek bile balkonun havasını değiştiriyor:) sıra ufak-tefek ayrıntılarda.
heyecanla ilk balkon tecrübemizi bekliyorum.
*
Muhtarcım aşkolsun.. affetmek falan ne demek:) öylede olur böylede. her ikisi de uyuyor bana zaten:)
annene çok selam söyle, tadını çıkarın. sen çok hakkettin tüm bunları:)
öperim,

Haftasonu bir film seyretti. Meksikalı bir aktris vardı ve sana çok benziyordu. Tuhaf bir his, ben seni tanımıyorum. Ama bir yandan da tanıyorum. Nerdeyse eşimi dürtüp aa ne kadar Dilayra'ya benziyor diyecektim. Sonra tuhaflığı anladım. Nerden tanıyorsun dese?

Selamlar

sevgili celerone:)
kimmiş bu aktrist merak ettim?
yüzyüze tanışamıyor olabilirz, ama ben devamlı bloglarını okuduğum, düşüncelerini, fikirlerini bildiğim, yaşam enerjilerinin bir şekilde bana ulaşabildiği herkesi tanıyorum gibi geliyor.

gercekten ne harika bir yazı olmus inanılmaz pozitif enerji aldım cok tskler... bu arada keske su listende istanbul biraz daha erken olsada "kurklu merkur" oyununu kacırmasaydın belki de kacmamıstır...

nube,
bir türlü denk getiremiyorum istanbul'u. birde havalar ısınmaya başladığı için doğa-akarsu-dağ-taş modunda oluyorum:)
kürklü merkür yeni sezonda oynamaz mı acaba tekrar? beğenilen bir oyun olduğunu okumuştum..

Çiçekleri sayıyorum :)

Bu lavantalardan... http://flickr.com/photos/berceste/507031256/in/set-72157594368007371/
Bu karanfillerden... http://flickr.com/photos/berceste/507031252/in/set-72157594368007371/
Bu çuha çiçeklerinden...http://flickr.com/photos/berceste/507057505/in/set-72157594368007371/
oluşan, missss gibi kokan bir balkon diliyorum :)

Begonya ve petunyaları da unutmayalım...

berceste'cim,
dün birkaç saksı daha hallettim.. benim çiçeklerim şöyle; sardunyalarım var eflatun ve pembe renkli, sonra rengarenk katmerli petunyalarım var:) 3 değişik renkte güzel paptyalarım var. bir de yıldız çiçeklerim var mavi, kırmızı ve mavi.. şimdi bu hafta sonu biraz daha saksı ve fesleğen almayı planlıyorum. senin çiçekler de pek hoşmuş:) ellerine sağlık.

Verify your Comment

Previewing your Comment

This is only a preview. Your comment has not yet been posted.

Working...
Your comment could not be posted. Error type:
Your comment has been posted. Post another comment

The letters and numbers you entered did not match the image. Please try again.

As a final step before posting your comment, enter the letters and numbers you see in the image below. This prevents automated programs from posting comments.

Having trouble reading this image? View an alternate.

Working...

Post a comment

My Photo

~ "Blue" Notlar... ~

  • Tulips
  • ~Sufi Meşreplilerin 40 Kuralı~
    *Onuncu Kural* Ne yöne gidersen git, -Doğu, Batı, Kuzey ya da Güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.
  • ~Sufi Meşreplilerin 40 Kuralı~
    *On Yedinci Kural* "Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir."
  • Laleler

~ArıYoRum, BuLuYoRuM~


  • Google

    WWW
    journeytoblue.com

~YeMeKOsFeR~


~ Okuduklarım, Elimin Altındakiler ~

  • Kitaptürk.com | Maraz - Hande Altaylı - Remzi Kitabevi
    Ne yazık ki çok beğenmedim. Özellikle sonuna doğru olanlar bana anlamlı gelmedi çok. Bir otobüs yolculuğu ya da havalanında vakit geçireceksiniz okuyun, otherwise no need!
  • İki Yeşil Su Samuru-Buket Uzuner
    Çok hoşuma gitti. Kendimle, çocukluğum, genç kızlığımla, o zamanki hissiyatımla ilgili bir sürü flash backlar oldu okurken. Nilsu'da yer yer kendimi buldum!
  • AŞK
    Bir Pazar başlamıştım, bir Pazar bitirdim:) Beni ağlattı bu AŞK. Tam da ihtiyacım olan bir zamanda çok iyi geldi. Tekrar okuyacağım ve Şems'i Tebrizi'nin kurallarını çerçeveletip odama asacağım.
  • YOLDA
    Yolculuklarda yaşanılan ne enteresan hikayeler var:) Sevgili Buket Uzuner'in dilini ve kitaplarını çok severim. Bunu da sevdim, ama 7 hikaye içinde sadece bir tanesi benim çok hoşuma gitti. Yolculukta okunması tavsiye edilir:)
  • GECEYARISI ÖYKÜLERİ
    Okudum. Bana dokunan, hüzünlendiren, düşündüren; ya da sadece iyi gelen bir sürü sayfası var:)

~ Son Dönem Seyrettim.. ~

  • Marley & Me (2008)
    Keyifli bir filmdi. Aniston ve Wilson iyi iş çıkarmışlar. Başroldeki harika köpek Marley de ne biçim rol kesiyordu öyle:) Gerçi öyle bir köpeğin olsun istemeyebilirsin, ama filmi izleyince "varsın olsun" diyebilirsin gibi. (Puanım:6,5/10)
  • Fast & Furious (2009)
    Bol aksiyonlu, diğer 3'ü gibi klasik bir Pazar sabahı filmiydi. (Puanım:5/10)
  • Two Lovers (2008)
    Çok karanlık bir çekim, film boyunca başrol oyuncusunun sıkıntısını hissettiriyor. Sonunu tahmin ettim her zamanki gibi. Oldukça tuhaf insanların, tuhaf bir hikayesiydi:) (Puanım:6/10)
  • Twilight (2008/I)
    Bu tarz filmleri cok siklikla seyretmemeye calisirim, ama o kadar israr gelmisti ki cevremden.. Muhtesem degildi, ama bazi sahnelerin gorselligi ve kurgusunu sevdim. (Puanim: 6/10)
  • Sharkwater (2006)
    Uzun zamandir seyretmek istedigim bir belgeseldi. Kopekbaliklari ve o buyulu denizalti dunyasina iliskin, kopekbaliklarinin nasil vahsice sadece yuzgecleri icin katledilip denize atildiklari ve buna karsi gelen aktivistlerin verdikleri cabalar izlenmeye deger. Sualti tutkunlarina ozellikle tavsiye edilir. (Puanim:8/10)
  • Evening (2007)
    Kadın karakterlerin hepsi de olağanüstüydü. Vanessa Redgrave, Claire Danes.. Görüntüler ve müzikler de öyle. O evde yaşamak istedim! Ölüm döşeğinde yaşlı annenin sayıkladığı bir isim, merak içinde 2 kadın, isim üzerinden geçmişe ve şimdiki zamana gidip gelen yaşlı kadın ve kocaman bir aşk hikayesi. (Puanım:6.5/10)
  • Seven Pounds (2008)
    Will Smith, "Pursuit of Happinesss" filminden sonra beni yine duygulandırdı oyunculuğuyla. İlk andan itibaren sizi içine çekip merak uyandıran bir konuya ve anlatıma sahip. Çok güzeldi. (Puanım:7,5/10)
  • Valkyrie (2008)
    Tom Cruise kesinlikle artık oyunculuğuna laf edilemeyecek bir aktör. Bu filmde de harikaydı. Film ilginçti, Hitler'e suikast girişiminde bulunan bir grup Alman Generalinin hikayesi ama tam sevemedim nedense.. (Puanım: 7/10)
  • The Wrestler (2008)
    Vallahi Sean Penn aday olmasaymış, kesinlikle bu ödül Mickey Rourke'un hakkıymış diyorum. (Brad Pitt hikaye oldu bu ikisinin yanında) Filmi de, hikayeyi de ve özellikle de Mickey Rourke'un oyunculuğunu da çok sevdim. Biraz benim için kanlı bir filmdi, ben dayanamıyorum bu kadarına bile. Kesinlikle seyredin diyorum. (Puanım:8.5/10)
  • The Day the Earth Stood Still (2008)
    Keanu Reeves nasıl oluyor da buluyor bu rolleri, üzerine cuk oturuyorlar:) Cumartesi kahvaltısı sırasında vaktimizi geçirmemize yardımcı oldu. (Puanım:5/10)

*

  • "Journey To Blue" JTB © 2005-2009 Her Hakkı Bizzat "DiLaRa ErDeM"e Aittir. * LüTFen AlınTılarıNIZda KayNak BelirTereK KişiSeL AnıLarA ve İnsAN EmeĞinE sAYGI DuyDuğuNUZu GöstEriniZ.
    Jtob

Creative Commons Attribution-ShareAlike 3.0 Unported