« Sonunda Benim De Bir Şeylerimin Çalındığına Şahit Oldum! | Main | Kaplumbağalara Özeniş! »

June 03, 2008

* 450*

Japon bahcesi

Bugün tam 450. defa bir şeyler yazıyorum JTB'ye:) Tam 450 defa bir şeyler anlatmış, bir şeylerden bahsetmişim. Bu işe giriştiğimde ucundan, bucağını hiç düşünmemiştim; varacağım, ulaşacağım noktayı. Şimdi bakıyorum da bir sürü güzel şeylerim olmuş yanıma kar kalan JTB sayesinde: Güzel arkadaşlıklar, buluşmalar, karşılıklı paylaşımlar, tecrübeler.. Alınan hayat dersleri, öğrenilen yeni "şey"ler.. Sevgili'm. (Onu da bir şekilde JTB'ye borçluyum diyebilirim:) Yaz mevsiminin ilk ayına 450. yazımla giriyoruz. Hayırlı uğurlu olsun:)

*

Bu aralar spordan doluyuz burnumuza kadar. Benim gibi spor manyağı bir kadına allah tuttu aynı kendisi gibi bir adam veriverdi:) Hafta sonları üşenmiyoruz, ki oldukça geç yatıyoruz bir gece öncesinden, sabahları saat 08:30'da elimizde raketler, full hazır bir biçimde kortlardaki yerimizi alıyoruz. Hatta bazen sabahları birkaç tur yürüyüş bile yapıyoruz öncesinde, ısınma babında:) Seanslarımızı 1 saatten 1,5 saate çıkardık. Bundan sonra hafta sonları 2'şer saatlik alacağız kortları. Tenis sonrası en keyifli şey duş üzerine süper bir hafta sonu kahvaltısı oluyor. Hafta sonu sabahları spor yapmanın sanıyorum ki en çok sonrasındaki kahvaltı düşüncesini seviyorum:)

*

Basketbola hastalık derecesinde tutkumu da biliyorsunuz artık. Ankara'da yaşayan bir basketbol sever olarak da Türk Telekom takımının fanatiğe 5 kalmış taraftarıyım aynı zamanda! Play off Final maçları başladığından beridir haftanın belli akşamları kilitlenmiş vaziyette TV karşısındayım. İlk iki maçı acı bir şekilde kaybedince Fenerbahçe Ülker'e karşı, 3. ve 4. maçları burnumdan soluyarak izledim resmen.  Buradaki ilk maçı aldık, keyfime diyecek yoktu. Hatta zafer sarhoşluğu olayını abartıp, alkolden sebep sarhoşlukla karıştırarak gayet mutlu bir biçimde yatmıştım Cuma gecesi:) Pazar gecesi ise sinirimden çatlamış vaziyette, bir karış suratla gidip yattım saat 21:00 miydi neydi:(  Oyuncularındaki istikrarsızlık, ribaund konusundaki basiretsizlikleri beni öldürüyor! Haluk hala çok iyi bir yönlendirici takımda, oyuna girdiğinde farkını ortaya koyuyor; lakin artık 3 sayı falan atamıyor:(

*

Grand Slam Turnuvalarının içinde toprak kortta oynanmasından sebep benim en favori turnuvam olma özelliğine sahip Roland Garros (Fransız Açık) başladı geçtiğimiz hafta. Evde olduğumuz zamanlarda, yemeğimizi Eurosport karşısında yiyoruz. (Bizim evde Eurosport ve DVD dışında hiçbir şey, evet, hiçbir şey izlenmiyor!) Tek erkekler karşılaşmalarında inanılmaz şeyler oluyor: Fransızlar "Allah allah" sesleri altında kortlarda seri başı oyuncuları birer birer deviriyor! Gael Monfils, ortaokul yıllarından beridir takip ettiğim tenis karşılaşmalarının içerisinde beni en çok şaşırtan bir maça imza attı geçenlerde, şaka gibiydi! Çeyrek finale de kaldı. Kim tutar be seni 1.93'lük Monfils!!  (Sharapova elendi bu arada, gerçi maça yetişemedim ben.. Ama onu eleyen Safina bu yıl gayet formda görünüyordu zaten.)

*

Orchid

Spor hayatımızın merkezinde gibi görünmekle beraber, bahsetmeden geçemeyeceğim bir nokta daha var. O da akşam yemeklerimiz. Ben zaten ezelden yemek yapmayı seven, kendi çapında gayet başarılı bir kadındım. Yaptığım zaman yemeklerim beğenilirdi. Amma velakin oldukça uzun bir zamandan beridir akşamları yemek falan yapmayıp, salata, tost, peynir tabağı vs.. şeklinde beslenmekteydim yaklaşık 3-4 yıldır. Sevgili'm, yemek yapmak konusunda en az benim kadar başarılı:) Akşamları düzenli yemek konusunda ise benim aksime gayet istikrarlı! Hal böyle olunca son 2 aydır bir düzenli beslenme söz konusu. Bir akşam o yapıyor yemekleri, ben salata, sofra hazırlama işleriyle iştigal ediyorum; bir ben yemek yapıyorum, o devralıyor salata ve sofra bölümünü:) En keyifli kısmı ise mutfakta hazırlık aşaması. Yaklaşık yarım saat kırk beş dakika o mutfakta ikimiz beraber hem bir şeyler hazırlıyor, hem de sohbet ediyoruz çoğu zaman bir kadeh şarabı da eşlikçimiz yaparak:) Akşamları iple çeker oldum.

*

Hafta sonu yine bize Selçuk-Efes yolları göründü. Cuma akşamı gidip, Pazar gecesi dönecek şekilde- bu defa 1 gün daha kısa kalarak- aylık aktivitelerimizden birini daha gerçekleştireceğiz. Ayda bir defa bunu yapma kararı almıştık. Bu defa geçen seferden talimliyim, fotoğraf makinası alınmadan Şirince'ye gidilmeyecek! Yine Simetra Şarabı içilecek Artemis'in bahçesinde. Pamucak yerine başka bir yer daha söylemişti Sevgili, adını hatırlayamadım, oraya gideceğiz bu seferimizde. E zaten 2 öğleden sonramız var hepi topu.

Biliyorum bu aralar cok az yazabiliyorum:( Halbuki vaktim de var.. Fotograflar da var bir suru paylasmak istedigim.. Ama ne bileyim sanirim biraz havalar, biraz hayatimdaki yeni gelismeler, biraz da genel ruh durumum pek buna musade etmiyor. Olsun ama, siz beni anlayisla karsilarsiniz degil mi?

Size, hepinize super bir hafta sonu diliyorum her zamanki gibi:) Isleriniz yolunda, huzurunuz yerinde, aileniz-dostlariniz yakinlarinizda olsun:) Aldiginiz nefesin kiymetini bilin.

TrackBack

TrackBack URL for this entry:
http://www.typepad.com/services/trackback/6a00d8341c75c353ef00e552b001af8834

Listed below are links to weblogs that reference * 450*:

Comments

Sevgiliyle mutfakta zaman geçirmek ne keyiflidir bilirim.Böyle mutlu olduğuna çok sevindim. Umarım hafta sonu Efes geziniz çok eğlenceli geçer. Eğer paraşütle atlanacaksa 1-2 fotoğraf beklerim :) İyi gezmeler ve aşk dolu bir hafta sonu diliyorum sana.Sevgiler...

Evrensel Yaşam,
çok teşekkür ederim:) ben bu defa da atlamayacağım! ama onunkileri kesin çekerim:)umuyorum geçen seferkinden daha güzel kareler yakalayabilirm:) sana da güzel bir hafta sonu dilerim.

merhaba dilayra senin adina cok mutlu olduğumu söyleyeceğim sadece. bende bir zamanlar arkadaşlarına sürekli yazan onlara acaip vakit ayıran biriydim ta ki eşimle tanışana kadar...o hayatımdaki boşluğu öyle bir doldurdu ki başkasına yer bile kalmadı. hiç kimseye yazmadım hiç kimseyi aramadım tam 3 yıl boyunca sadece onu ve mutluluğu dolu dolu yaşadım. onun için seni anlayabiliyorum .mutluluk her daim kapıyı kolay çalmıyor bence hazır kapındayken kapıyı sıkıca kapat sadece senin olsun .gönlünce sınırsızca ve sorumsuzca yaşa bence sen bunu coktan hakettin .sevgiyle kal...sinem

sevgili sinem,
öyle güzel şeyler yazmışsın ki!
"gönlünce, sınırsızca ve sorumsuzca yaşa bence sen bunu çoktan hakettin." bir şeyleri hakettiğimi düşünen, beni yüzyüze tanımasa bile bu kadar ilgiyle ve sevgiyle izleyen insanlar olduğunu bilmek bana o kadar iyi geliyor ki!
çok çok teşekkür ederim sana:)

Merhaba Dilayra.Çok uzun zamandır bu güzel bloğu takip ediyorum ama hiç yazmamıştım sana.Ama senin adına o kadar mutlu oldum ki,yazmadan edemedim bu kez.Mutluluğun daim olsun.Aşk kadar,sevmek,sevilmek kadar güzel şey yok şu hayatta.Madem buldun aşkı sımsıkı sarıl ona ve sakın bırakma.Ve evet sınırsızca yaşa aşkı.Umarım o güzel gözlerin hep aşkla bakar hayata.Sevgiyle ve aşkla kal.

Senden böyle mutluluk kokan, aşk dolu yazılar okumak beni öyle sevindirdi ki!
Umarım birbirinizin kıymetini bilirsiniz ve bu ilişki çok daha güzel yerlere taşınır.
Ama içinde bulunduğun anları da en güzel şekilde değerlendireğine eminim.
Güzel bir gezi ve haftasonu diliyorum,
herşey gönlünce olsun,
bu günlere gelmeyi fazlasıyla haketmiştin,
sabırla beklediğine inanıyorum,
sevgiler

sevgili ferhan,
çok teşekkür ederim. çok güzel ve inan benim için derinden anlamlı bu söylediklerin, dilediklerin..
*
yeşim'cim,
ben de inan günümü yaşamaya özen göstermeme rağmen, bu ilişkide karşılıklı bir şeyleri başarabilmemizi çok istiyorum. biraz yardıma ihtiyacım oluyor benim zira:))sevgili'yi bezdirmem umarım yakın bir zamanda:)
sana da çok teşekkürler:)

Efem, madem bu kadar basketbol tutkunusunuz sizden yeni başlayan NBA Final serisi hakkında da birşeyler okumak isteriz ;)

Sevgili Dilayra,

Cok uzun zamandir bloguna bakmamistim. Bugun okurken yeni postunu, 'ben' den 'biz' e gecis yaptigini gordum ve senin adina cok sevindim. Sevgili'yle paylasimlar gercekten insani hele de kadin'i bambaska kiliyor, muthis bir yasam gucu ve motivasyon asiliyor. Bu beraberligin ruhundaki yansimalari yazilarindaki yansimalarindan eminim cok daha buyuk ve coskuludur. Sevginiz ve paylasimlariniz her zaman daim olsun. Saripapatya...

sevgili Burak,
ne yazık ki NBA'den tamamen uzağım ben:( ben Türkiye liglerinden bahsetsem olmaz mı??
:)
*
sarı papatya:)
dileğine teşekkür ediyorum:) yaşam gücü ve motivasyon konularında öyle haklısın ki!! bunun karşılıklı hissedilebildiğini görmek de ayrı bir keyif..

Verify your Comment

Previewing your Comment

This is only a preview. Your comment has not yet been posted.

Working...
Your comment could not be posted. Error type:
Your comment has been posted. Post another comment

The letters and numbers you entered did not match the image. Please try again.

As a final step before posting your comment, enter the letters and numbers you see in the image below. This prevents automated programs from posting comments.

Having trouble reading this image? View an alternate.

Working...

Post a comment

My Photo

~ "Blue" Notlar... ~

  • Tulips
  • ~Sufi Meşreplilerin 40 Kuralı~
    *Onuncu Kural* Ne yöne gidersen git, -Doğu, Batı, Kuzey ya da Güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.
  • ~Sufi Meşreplilerin 40 Kuralı~
    *On Yedinci Kural* "Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir."
  • Laleler

~ArıYoRum, BuLuYoRuM~


  • Google

    WWW
    journeytoblue.com

~YeMeKOsFeR~


~ Okuduklarım, Elimin Altındakiler ~

  • Kitaptürk.com | Maraz - Hande Altaylı - Remzi Kitabevi
    Ne yazık ki çok beğenmedim. Özellikle sonuna doğru olanlar bana anlamlı gelmedi çok. Bir otobüs yolculuğu ya da havalanında vakit geçireceksiniz okuyun, otherwise no need!
  • İki Yeşil Su Samuru-Buket Uzuner
    Çok hoşuma gitti. Kendimle, çocukluğum, genç kızlığımla, o zamanki hissiyatımla ilgili bir sürü flash backlar oldu okurken. Nilsu'da yer yer kendimi buldum!
  • AŞK
    Bir Pazar başlamıştım, bir Pazar bitirdim:) Beni ağlattı bu AŞK. Tam da ihtiyacım olan bir zamanda çok iyi geldi. Tekrar okuyacağım ve Şems'i Tebrizi'nin kurallarını çerçeveletip odama asacağım.
  • YOLDA
    Yolculuklarda yaşanılan ne enteresan hikayeler var:) Sevgili Buket Uzuner'in dilini ve kitaplarını çok severim. Bunu da sevdim, ama 7 hikaye içinde sadece bir tanesi benim çok hoşuma gitti. Yolculukta okunması tavsiye edilir:)
  • GECEYARISI ÖYKÜLERİ
    Okudum. Bana dokunan, hüzünlendiren, düşündüren; ya da sadece iyi gelen bir sürü sayfası var:)

~ Son Dönem Seyrettim.. ~

  • Marley & Me (2008)
    Keyifli bir filmdi. Aniston ve Wilson iyi iş çıkarmışlar. Başroldeki harika köpek Marley de ne biçim rol kesiyordu öyle:) Gerçi öyle bir köpeğin olsun istemeyebilirsin, ama filmi izleyince "varsın olsun" diyebilirsin gibi. (Puanım:6,5/10)
  • Fast & Furious (2009)
    Bol aksiyonlu, diğer 3'ü gibi klasik bir Pazar sabahı filmiydi. (Puanım:5/10)
  • Two Lovers (2008)
    Çok karanlık bir çekim, film boyunca başrol oyuncusunun sıkıntısını hissettiriyor. Sonunu tahmin ettim her zamanki gibi. Oldukça tuhaf insanların, tuhaf bir hikayesiydi:) (Puanım:6/10)
  • Twilight (2008/I)
    Bu tarz filmleri cok siklikla seyretmemeye calisirim, ama o kadar israr gelmisti ki cevremden.. Muhtesem degildi, ama bazi sahnelerin gorselligi ve kurgusunu sevdim. (Puanim: 6/10)
  • Sharkwater (2006)
    Uzun zamandir seyretmek istedigim bir belgeseldi. Kopekbaliklari ve o buyulu denizalti dunyasina iliskin, kopekbaliklarinin nasil vahsice sadece yuzgecleri icin katledilip denize atildiklari ve buna karsi gelen aktivistlerin verdikleri cabalar izlenmeye deger. Sualti tutkunlarina ozellikle tavsiye edilir. (Puanim:8/10)
  • Evening (2007)
    Kadın karakterlerin hepsi de olağanüstüydü. Vanessa Redgrave, Claire Danes.. Görüntüler ve müzikler de öyle. O evde yaşamak istedim! Ölüm döşeğinde yaşlı annenin sayıkladığı bir isim, merak içinde 2 kadın, isim üzerinden geçmişe ve şimdiki zamana gidip gelen yaşlı kadın ve kocaman bir aşk hikayesi. (Puanım:6.5/10)
  • Seven Pounds (2008)
    Will Smith, "Pursuit of Happinesss" filminden sonra beni yine duygulandırdı oyunculuğuyla. İlk andan itibaren sizi içine çekip merak uyandıran bir konuya ve anlatıma sahip. Çok güzeldi. (Puanım:7,5/10)
  • Valkyrie (2008)
    Tom Cruise kesinlikle artık oyunculuğuna laf edilemeyecek bir aktör. Bu filmde de harikaydı. Film ilginçti, Hitler'e suikast girişiminde bulunan bir grup Alman Generalinin hikayesi ama tam sevemedim nedense.. (Puanım: 7/10)
  • The Wrestler (2008)
    Vallahi Sean Penn aday olmasaymış, kesinlikle bu ödül Mickey Rourke'un hakkıymış diyorum. (Brad Pitt hikaye oldu bu ikisinin yanında) Filmi de, hikayeyi de ve özellikle de Mickey Rourke'un oyunculuğunu da çok sevdim. Biraz benim için kanlı bir filmdi, ben dayanamıyorum bu kadarına bile. Kesinlikle seyredin diyorum. (Puanım:8.5/10)
  • The Day the Earth Stood Still (2008)
    Keanu Reeves nasıl oluyor da buluyor bu rolleri, üzerine cuk oturuyorlar:) Cumartesi kahvaltısı sırasında vaktimizi geçirmemize yardımcı oldu. (Puanım:5/10)

*

  • "Journey To Blue" JTB © 2005-2009 Her Hakkı Bizzat "DiLaRa ErDeM"e Aittir. * LüTFen AlınTılarıNIZda KayNak BelirTereK KişiSeL AnıLarA ve İnsAN EmeĞinE sAYGI DuyDuğuNUZu GöstEriniZ.
    Jtob

Creative Commons Attribution-ShareAlike 3.0 Unported