Casa Batlló aynı cadde üzerinde bulunan Gaudi'nin iki önemli eserinden bir tanesi. Esere dışarıdan baktığınızda balkonların kafatasına, destek blokların da kemiklere benzediğini görüyorsunuz. Burasını zengin bir aristokrat için inşa etmiş Gaudi. Bir diğer eseri ise Casa Mila (La Pedrera). 8 katlı bu binada hiç düz duvar formu kullanılmamış, dalgalı dış yüzeyi ve süslü bacalarıyla inanılmaz bir bina. Gauidi'ye ait bir de Park Güell var ki.. Burayı gezerken çok keyif aldım. Güelller oldukça aristokrat ve varlıklı bir aile imiş Barselona'da ve yaşadıkları süre boyunca da Gaudi'ye oldukça destek olmuşlar. Bir gün kendileri için stili olan bir büyük park inşa etmesini istediklerinde Gaudi onlara Park Güell'i yaratmış:) Parkı çevreleyen duvarlarda ve içeride girişte sizi havuzun üzerinde karşılayan o meşhur kertenkeleye kadar hemenm hemen her yerde süsleme için kırık mozaik ve seramikler var. Rengarenk. Çok güzel ve iştah açıcı:) Bu park UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine eklenerek koruma altına alınmış.
İspanyol Köyü'nü de görmeyi çok istiyordum ben. Bu sebeple akşam vakti de olsa gidelim dememe itiraz etmeyen yorgun bünyeler, beni kırmayarak bu meşhur köyü akşam karanlığında görmeye razı oldular! Aslında akşam bile güzeldi, ama alışveriş mekezleri ve restolar açık olmadığından aktivite ve hareketlilik yoktu göze çarpan. Biz de sükunet içerisinde gezdik sokaklarını bu köyün. "Pablo Espanyol", nam-ı diğer İspanyol Köyü 1929'da bir inşaat fuarı için yapılmış. Sonrasında yıkılmak üzere. İçerisinde birbirinden farklı mimariye sahip 116 ev var. Bu evler İspanya'nın değişik bölgelerine özel ve bu evlerin inşası için çalışan mimar ve mühendisler buraya kuracakları evleri belirlerken 1600 kasaba ve köyü gezmişler. Etkileyici bir yer. Sanki tüm İspanya'da dolaşmışsınız gibi hissediyorsunuz turunuz bittiğinde.
Yediğimiz içtiğimiz şeyleri Madrid yazısında anlatmaya çalışmıştım, burada da çok farklı bir şey olmadı. Yine ben TAPAS Barlardan vazgeçemedim. 2 tabak bana fazlasıyla yetti de arttı bile. İçilen içkiler hep şarap oldu. Birkaç öğlen vakti soluklanışlarımızda bira içtik diyebilirim. Oradan dönerken kendime aldığım bir kitap ve bir kolye, Sevgiliye bir t-shirt dışında şarap ve peynir getirdim:) Peynirler burada market fiyatlarının en az yarısı idiler. Şaraplarında henüz iki şişesini tattık pek beğendik:) İlk defa-hayatımda- bu tatile boş bir valiz ve sayılı malzeme ile gittim ve bir sürü şişe ve peynire rağmen hala boş bir valizle dönebildim! İnanılmazdı!
Fotoğrafları yayınlamaya devam edeceğim. Elimden geldiği kadar çekmeye çalıştım, ama bu konuda sanırım asla Zeynebim gibi olamayacağım:) O şahsına münasır bu konuda. Kulaklarını çınlattım Zeynebim. Nasıl çekiyorsun sen 1 haftada 7000 küsür fotoğraf yaw? Benim toplam 700 anca oldu:( Böhüüü:(



dilayra çok tatlı çıkmışsın :)
fotolarda harika ellerine sağlık :)
keyifli hafta sonları diliyorum
sevgiyle kal ...
Posted by: burcu | October 10, 2009 at 19:46
Sevgili dilara
Fotoğraflar çok güzel (bunları bekliyordum). Keyifli de gözüküyorsun. Ne güzel, kendine iyi bak...
Posted by: sevda | October 12, 2009 at 09:40
burcu ve sevda,
teşekkür ederim.
kendime pek iyi bakamadım sanırım, grip oldum bende bu modaya yakalanıp:(
Posted by: dlayra | October 12, 2009 at 14:18
geçmiş olsun dilaracığım :)iyi bak kendine dikkat et o çok sevdiğin havalara aldanma :)
Posted by: burcu | October 12, 2009 at 14:24
La Sagrada Familia'nın fotoları için çok teşekkürler. Mutlaka görmeliyim listemde olan bir yer çünkü. Ablam anlata anlata bitirememişti. Görmeden de olmayacak sanırım.
Posted by: Esen | October 12, 2009 at 15:56
burcu nasıl oldu bende anlamadım. sanırım c.tesi akşamı bir içeri bir dışarı yapmaktan arada kaptım:(
*
esencim,
çok ihtişamlı bir eser hakkaten de.
çok detaylı incelemen gerek. ön ve arka tarafı birbirinden o kadar farklı ki!
Posted by: dlayra | October 12, 2009 at 16:02
Çok etkileyici bir şehir..Ellerine sağlık..
Posted by: Ayşe | October 13, 2009 at 14:07
rica ederim ayşe'cim:)
Posted by: dlayra | October 13, 2009 at 14:52
pek bir güzel anlatmışsın, ellerine ayaklarına sağlık Dilara. GEçmiş olsun.
Posted by: sema | October 13, 2009 at 15:08
sema çok teşkkürler,
ama bu namussuz virüsler, ben kilo kaybına uğradıkça bana daha sık uğramaya ve de çokça kalmaya başladılar:(
yeni yerler görmek çok güzel. darısı senin başına en yakın zamanda:)
Posted by: dlayra | October 13, 2009 at 15:12
Dilara yine muhteşemsin, ellerine, gözlerine ve emeklerine sağlık.
Yazın da, resimler de ve sen de çok güzelsiniz :)
Bu arada ben de senelerdir sinüzitten muzdarip biri olarak geçen ay neredeyse sırtımın altına kadar gelen saçlarımı (ki senelerdir böyle uzun kullanıyordum) kısacık erkek gibi kestirdim. Biraz üzüldüm ama böyle de güzel oldu ve inan rahatladım. Tavsiye ederim. Nasıl olsa kökü sende :))
Sevgiler
Gamze
Posted by: gamze | October 14, 2009 at 10:25
Sevgili Gamze,
çok teşekkürler,çok naziksin.
ve sanırım haklısın da. saçlarım son dönemde uzadı biraz ve ne yazık ki bu sinüzit beni daha çok ziyaret etmeye başladı o zamandan beri. sabahları kuruturken çok dikkat ediyorum, ama tabi yine de yetmiyor herhalde. az kaldı, bir yakın arkadaş düğünü atlatacağım sonra kestireceğim:)
Posted by: dlayra | October 14, 2009 at 10:38
Barcelona hep aklımda olan bir şehirdi, objektifinizden göründüğü kadarıyla buna değermiş. Güzel fotolar, özellikle gözlükden yansıma selt-portrait harika :) tabii bir de nikon kalitesi, D80 mi o gördüğüm :))
Posted by: nil | October 14, 2009 at 11:53
sevgili Nil,
D200:)
sevindim beğendiğine:)
Posted by: dlayra | October 14, 2009 at 15:01