Cuma Hikayeleri

Cuma Hikayesi:)

3 Nisan 2009

Uzun zamandır “Cuma Hikayesi”ne yer vermiyordum sayfalarımda. Bunun en önemli nedeni tabi ki artık “yazmıyor” oluşum! Bir dönem Sevgili arkadaşım Rana Solaker‘in ricasıyla NYC2IST‘da bu tarz şeyler çiziktirmiştim. Oradan okuyamayanlar için, ayrıca kendi bloğumda da arşivlensin diyerek oradaki yazılarımı burada zaman zaman bu başlık altında yayınlayacağım. İşte ilki geliyor:

~ Anytime You Need A Friend, There She Goes..~

Kızların kızlarla arkadaşlığı hep ilginç bir konudur bence. İlginçliği zorluğundan ve hatta zaman zaman da imkansızlığından sebeptir. Dönüp şöyle bir bakarsak kızlar arası ittifaklar ya çok güçlü olur, bağları sıkı olur, düğümleri gemici düğümünden beter olur; ya da olmaz! Evet,

Devamı…

Cuma Hikayesi..

17 Mayıs 2007

 

Uzun zaman oldu bir “Cuma Hikayesi” ile JTB’de olmayali.. Cuma Hikayesine uygun oldu, Cuma Geceleri’m:) Buyrun buradan…

………..

Üniversitede okurken en sevdiğim gün hep Cuma günü, en sevdiğim akşam hep Cuma akşamı olmuştu. Cumaları okulun son günü, çılgın ve eğlencelikli bir hafta sonunun ise başlangıcıydı zira. Cuma akşamları her yerde bir canlılık, bir atraksiyon, parti veya konser olurdu mutlaka. Ben üniversite hayatımın ilk birkaç yılı inanılmaz eğlencelikli günler geçirdim hem gündüz okulda, hem de gece dışarıda.

Bir dönem ev partileri popüler oldu. Bilkent’li gençliğin kampüs içerisindeki evlerinde verdiği kapısı açık partiler. O dönem rahmetli anneannemle yaşıyorum, çoğu arkadaşım da …

Devamı…

Cuma Hikayesi Mi, Hayat Gailesi Mi?

19 Ocak 2007

Sakin ardina bakma!

Sakin ha, sakin! Arkanda birakmaya calistiklarin birak orada kalsin: Simdiye kadar yasadiklarin, gezip gorduklerin, yiyip ictiklerin, giyip attiklarin, alip hicbir sekilde kullanmadiklarin, evin, olmayan araban, esyalarin, kitaplarin, sevinclerin, huzunlerin, sikinti ve mutluluklarin, unutup aramadiklarin, arayp gorusemediklerin, kusup konusamadiklarin, hayatina girenler, hayatindan cikardiklarin, hayatinin hicbir kosesine koyamadiklarin, asik olduklarin, elini tuttuklarin, kalbine dokunanlar, kalbine dokunduklarin, beraber tatil yaptiklarin, ayni masada kadeh kaldirdiklarin, masada olmayip adina kadeh kaldirdiklarin, omzunda agladiklarin, sarilip optuklerin, basardiklarin, basaramadiklarin, katildigin dugunler, nikahlar, dogum gunleri, yil donumleri, sen gibiler, sana benzemeyenler, ailen, akrabalarin, arkadaslarin, yaninda olanlar, karsinda olanlar, sana nefretle ya da sevgiyle bakanlar, senin …

Devamı…

Cuma Hikayesi..

15 Aralık 2006

Gecen gun sabah erken kalktim yine.

Hafta sonu, Pazar gunu olmasina ragmen bir turlu miskinlik yapip, miril miril yatagimda donup durmayi, ya da ne bileyim battaniyeyi bogazima, ayaklarimi gogsume kadar cekip cenin pozisyonunda soguk bir gunu karsilamayi beceremedim. Yine!

Kalktim ve ilk is olarak radyomu actim. Sonra sirasiyla kahve suyu koydum, banyoya suruklenen ayaklarimla lavabomun onunde aynaya baktim: Kendime! Sabah sabah ne kadar da daginik gorunuyordum. Saclarimin zaten bir avuc kopuksuz sekil alma olasiligi azaldikca azalmis, ve gozlerimin alti biraz kararmis mi ne? Bir gece oncesi sarap-peynir muhabbetinden olsa gerek; yine sarap fazla kacmis. Sabah uyaninca o fazla kacan saraplari …

Devamı…

Cuma Hikayesi..

8 Eylül 2006

Antikacı dükkanlarını severim ben. Sanıyorum eskiye olan bu hayranlığım çocukluk yıllarında Çukurcuma ahalisi ile içli dışlı olmam yüzünden. İstanbul’da yaşadığımız dönemlerde en sevdiğimiz şey ailecek yapılan Beyoğlu, Cihangir, Pera, İstiklal Caddesi turlarıydı. Elimden tutarlar; bir tarafımda annem, diğer tarafımda babam.. Benim hep güzel eteklerim olurdu hatırlıyorum, bir de kırmızı rugan ayakkabılarım. Eminim ben her kız çocuğunun bir çift kırmızı rugan ayakkabısı olmuştur:) Daracık sokakları, güzel kapılarla ve pencerelerle süslü evleri ve insanı nedense hüzünlendiren taş binaları. Tabi ben o zamanlar bu duygunun “hüzün” olduğunun çok farkında değilim. Ben pencereler, kapılar, sokaktaki yaşlı amcalar ve karman çorman gibi görünen o dükkanlarla

Devamı…