Seyahatname

~Cennetimde Dört Gün-1~

25 Temmuz 2011

Bu yaz tatilimin 4 koca gününü yine, yeniden, cennetime, Kaş’a ayırdım. Uzun kalmak istemekle birlikte -ki 40 gün civarında bir iznim mevcut hala!- 2 yakın dostumla birlikte planladığımız için bu tatili anca bu ortak 4 günü bulabildik! Sonuçta Tolu, Ayşegül Sultan ve ben, nam-ı diğer 3 Silahşörler, soluğu Kaş’ta, her zamanki tercihimiz yarımadada bir otelde aldık bir Cuma sabahı.

Kaş, üçümüz için de “En iyi tatil mekanı” sıralamasında 1. sırada uzun yıllardır. (İkinciliği ben Mavi Tur seyahatine, üçüncülüğü ise sadece birkaç yıl önce bulunduğum ve sevdiğim Datça ve büklerine veririm sanırım.) Kaş’ı benim için özel yapan şey öncelikle tertemiz denizi, …

Devamı…

Eskişehir II

29 Mayıs 2011

Eskişehir

Akşam saatlerinde, meşhur Barlar Sokağı‘na gidip bira içme niyetiyle otelden çıktık. Kaldığımız otelden çıkınca nerdeyse hemen karşımızda sokak! Çok hareketli, cıvıl cıvıl. Sağlı sollu 15-20 tane mekanın bulunduğu bir ara sokak. Araç trafiğine kapalı, Efes Pilsen sponsorluğunda tüm mekan tabelaları standartlaştırılıp, ışıklandırılmış. Hafif bir İstiklal Caddesi edası var. Ama tabi İstiklal’in 100′de biri kadarcık!

Bu barlardan birinde, Kütahya-Simav’da meydana gelen ama birinin sandalyemi salladığını düşündürtecek kadar Eskişehir’i de sallayan 5.9′luk deprem arasında sevgili ile 1. yılımızı kutladık:)

Eskişehir-Külliye

Odunpazarı Belediyesi oldukça değişik bir çalışmaya daha imza atmış Eskişehir’de. 2008 yılında, toplam 25 bin metrekare alana yayılan bir park yapmış: Şelale …

Devamı…

Eskişehir I

23 Mayıs 2011

Eskişehir Hızlı Tren

Eskişehir’e yolculuğumuz Yüksek hızlı tren ile gerçekleşti. Yolculuklarımızda çok seyahat ettiğimiz bir ulaşım aracı olmayan tren ile yurt içinde benim bu, sanıyorum 3 ya da 4. seyahatimdi. Paris-Brüksel arasında da hızlı tren ile seyahat etmiştim yaklaşık 12 yıl kadar önce. Fark, oldukça büyük. Neden bu konuda en iyi teknolojiye sahip olan Japonları örnek almamışız, orası bir muamma! Bir şeyi yapacaksak madem neden konusunda “en iyiyi” örnek alamayız diye düşündürtüyor bir kez daha. Kesenin ağzını açmaksa sorun, o keselerin ağızları hiç olmadık yerlerde ne kadar da geniş şekilde açılabiliyor bildiğimizden bir başarı olarak göremedim ben Ankara-Eskişehir hızlı tren vakasını. Gayet sallana …

Devamı…

Milano

19 Aralık 2010

Duomo

Milano için çok fazla söylenecek ve de yazılacak bir şey yok benim gözümden! Türklerin alışveriş için tercih ettikleri bir şehir olmasının yanı sıra gezilecek-görülecek bir kaç anıtı, yapısı mevcut ve İtalya’nın en modern şehri. Modanın merkezlerinden biri olmasının hakkını verircesine sayısız ünlü mağaza, stil sahibi ve şık İtalyan erkek ve kadınlar var sokaklarda. Hakikaten de gezdiğim ülkeler arasında şıklıkta ilk sırayı hep İtalya alıyor. Erkekler zarif, janti. Kadınlar hoş ve güzel giyimli.

Milano’ya Levanto’dan sabah kalkan trenle seyahat ettik. İtalya’da trenle seyahat, yapılması gerekenlerin başında geliyor. Milano Centrale Tren İstasyonu‘na vardığımızda gözlerimi alamadım diyebilirim. Bir tren istasyonu bu kadar …

Devamı…

Cinque Terre: Masal Gibi..

11 Aralık 2010

Me

Cinque Terre’de yamaçlara kurulu denize nazır rengarenk evler tam da bir masalın ortasında, ya da bir sinema dekorunun içerisindeymişsiniz hissi yaşamanıza sebep oluyor mütemadiyen. Aynı şekilde yamaçlara setler şeklinde sıralanmış üzüm bağları, zeytin ağaçları ve limon bahçeleri ile de eminim bahar ve yaz aylarında çok daha çekici artistik görüntüler sunuyor ziyaretçilerine.

Riamaggiore‘den başlayan yolculuğumuz “Aşıklar Yolu”nu takiben bizi ikinci kasabaya Manarola‘ya taşıdı.

Manarola

Burada, bu bölgeye ait iki şey vardı denemek istediğimiz: İlki Focaccia. İtalyanların en meşhur “yassı ekmek”lerinden biri. Soğanlı, baharatlı, kurutulmuş domatesli, kekikli, zeytinli çeşitleri mevcut. Manarola’da minik bir dükkandan aldık taze taze ve yanına da bir …

Devamı…