Okuyacaklarım (1):
-
Kafka on the Shore (Yazar: Haruki Murakami)
Geçmişte Okuduklarım (29):
-
Kış Günlüğü (Yazar: Paul Auster)Yazarın kendi hayatına yalın, içtenlikle bakışını anlatıyor “Kış Günlüğü”. Yaşadığı 21 farklı adresi, hayatına giren kadınları, başına gelen kazaları, felaketleri, çilelerini, keyifli anlarını, anne-babasını; herşeyi, ama herşeyi açıklıkla ve akıcı bir şekilde ifade etmiş. Elinize alınca bitirmek istiyorsunuz. Okuduğum çoğu an’dan yola çıkarak, zaman zaman kitabın kapağını kapatıp kendiminkileri de düşünmedim değil
-
Eş ve Müşteri Nasıl Kaybedilir (Yazar: Ali Saydam)Yazarın dili çok akıcı, kitabı bir çırpıda okuyorsunuz. Eş ve özel müşteriyi aynı şekilde değerli tutarak, onları nasıl kaybedebileceğinizi kendi hayatından bir çok örnekle anlatıyor. Çünkü yine kendi söylediğine göre eş ve müşteri kaybetme konusunda tecrübeli Ali Saydam, geçmişten tabi:) İletişim konusunda da bir dönem çalıştığım için kitabın içerisindeki kavramlara yabancılık çekmedim ve gerçekten de altını çizerek okudum verilen örnekleri. Ben, faydalı olacağına inanıyorum bu kitabın. Tavsiye ederim.
-
South of the Border, West of the Sun: A Novel (Yazar: Haruki Murakami)Murakami beni sarıp sarmalıyor her kitabıyla.. Sanırım artık “Kafka On the Shore”a hazırım!
Kitabın kahramanı Hacime, kitap boyunca gerçek mi yoksa hayal mi olduğunu sizin zihin gücünüze bırakan çocukluk aşkı Shimamato sebebiyle gel-gitler yaşıyor. Aynı, yazarı Murakami gibi bir jazz (hatta 2) klubü işleten Hacime, sevdiği karısı, 2 kızı, güzel yaşamını gözden çıkarmaya hazır halde kendiyle ve zihniyle savaşıyor.. Dili yine çok akıcı, kitabın ismi yine bir jazz parçası:) -
Norwegian Wood (Yazar: Haruki Murakami)1960′lar Tokyo’sunda, müziğe ve edebiyata meraklı bir üniversite öğrencisi Toru Watanabe. En yakın arkadaşı ile birlikte olan ve onun intiharıyla birlikte garip bir süreçten geçen Naoko, Tokyo’da buluşuyorlar. Birbirlerine garip bir bağları var, bir süre sonra aşka dönüşüyor bu bağ. Birlikte olduktan kısa bir süre sonra Naoko, kendini yarı kapalı cezaevi şeklinde bir senatoryuma kapatıyor. Oldukça garip ve melankolik, ve negatif bir kız olan Naoko beni baydı kitapta açıkçası. Bu arada Midori diye Naoko’nun tam tersi eğlenceli, capcanlı başka bir kız da giriyor Watanabe’nin hayatına.
Kitabı orjinal dilinde okudum ve oldukça güzel yazılmış, temiz bir kitap olduğunu söyleyebilirm. Murakami’nin kendisiyle tanıştığım ilk kitabı, yazara olan ilgimi arttırdı. Sırada diğerleri var:) -
İkinci Yarısı (Yazar: Ece Temelkuran)Yazar hayatının ilk yarısından edindiği izlenimleri; gözlemlerini, yaşadığı tecrübeleri, acıları, dert edindiklerini, güzel bulduklarını ya da karşı çıkışlarını toparlamış; hayatının ilk yarısını yaşamakta olanlara bir kurdeleli pakette sunmuş gibi.
Altını çize çize okumakla birlikte, bir anda okunup bitirilecek bir kitap değil. Başucunda durmalı. Ara ara sevdiğiniz yazıları tekrar okumak için.. -
Excuse Me, Your Life is Waiting : The Astonishing Power of Feelings (Yazar: Lynn Grabhorn)Biraz “Secret”ı andıran, kişinin kendini olumlamasına ilişkin yönlendiren bir kitap. İsteklerimize odaklanmak ve mütemadiyen olumlu duygulara yoğunlaşmakla ilgili. “İstemiyorum”lar yerine “İstiyorum”lara yönelmekle ilgili. Bana iyi geldi. Son dönemdeki değişme isteğimle uyum yakalayan bir kitaptı.
-
Geceyarısı Öyküleri (Yazar: Selim Karakaya)Bana dokunan, hüzünlendiren, düşündüren; ya da sadece iyi gelen bir sürü kısa hikaye var kitapta. Yazarının çok sevgili bir arkadaşım olması da cabası. Romantik, kalemi kuvvetli, gözlem gücü yüksek Selim Karakaya’nın kah yaşadığı, kah yaşadıklarından kurguladığı birikmiş an’lar güncesi “Geceyarısı Öyküleri” benim gözümde.
-
Yolda (Yazar: Buket Uzuner)Yolculuklarda yaşanılan ne enteresan hikayeler var:) Sevgili Buket Uzuner’in dilini ve kitaplarını çok severim. Bunu da sevdim, ama 7 hikaye içinde sadece bir tanesi benim çok hoşuma gitti. Yolculukta okunması tavsiye edilir:)
-
Ask (Yazar: Elif Safak)Bir Pazar başlamıştım, bir Pazar bitirdim:) Beni ağlattı bu AŞK. Tam da ihtiyacım olan bir zamanda çok iyi geldi. Tekrar okuyacağım ve Şems’i Tebrizi’nin kurallarını çerçeveletip odama asacağım.
-
İki Yeşil Su Samuru (Yazar: Buket uzuner)Çok hoşuma gitti. Kendimle, çocukluğum, genç kızlığımla, o zamanki hissiyatımla ilgili bir sürü flash backlar oldu okurken. Nilsu’da yer yer kendimi buldum!
-
Maraz (Yazar: Hande Altaylı)Ne yazık ki çok beğenmedim. Özellikle sonuna doğru olanlar bana anlamlı gelmedi çok. Bir otobüs yolculuğu ya da havalanında vakit geçireceksiniz okuyun, otherwise no need!
-
Taking on the World (Yazar: Ellen MacArthur)Yelken sporuna küçüklüğünde vurulan ve 23 yaşında Dünya’nın en büyük organizasyonu Vendeé Globe’u 2.likle bitiren güçlü ve azimli bir kadının hikayesi.Rüyasının peşinde koşan genç bir kadının insanı sürükleyen ve ilham veren hikayesi ya da.. Tatilde seçtiğim bir kitaptı ve yelkenliyle yaptığımız mavi yolculuk sırasında okumak için daha iyisi olmazdı diye düşünüyorum:)
-
Bizim Gizli Bahçemizden (Yazar: Nermin Bezmen)Bilmediğim yönlerini öğrendim bu inanılmaz aşık ve aşkı bir ömür boyu yaşamış çiftin. Etkileyici, fakat Nermin Bezmen bu kadar aşıkken o kadar acı dolu ki kocasının kaybından.. Kitabın içerisinde biteviye tekrarlanan “aşkım, kocacığım, seni seviyorum, vs..” tarzı kelimelerin ve birbirine eş bir sürü yoğun aşk kokan paragrafların olması sebebiyle bir süre sonra itti beni.. Sanıyorum bu kadar yoğunluk sıktı biraz okurken.. Ama acılı bir kadının mektubu olduğu için o çok sevdiği kocasına.. Alın, en azından neler de aşılabiliyormuş bir aşkta görün derim.
-
The White Tiger (Yazar: Aravind Adiga)Yazarın ilk kitabı ve çok prestijli bir ödül kazandırmış ona. Hintli gazetecinin anlatımı oldukça alaycı, eleştirel ve Hindistan’daki ahlaki karmaşayı çok güzel vurgulamış. Ben beğendim. Tavsiye de ederim:)
-
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi (Yazar: Ayfer Tunç )Karadeniz’de bir kent. Denize sırtı dönük, o sırtta bir tane bile pencere olmayan bir “Deliler Evi”-Akıl Hastanesi. Ve oradaki tek tek her bir insanın geçmişinden bugüne, ve birbirleriyle hikayesi. Siyasal ve toplumsal değişikliklerin bu insanlarda bıraktığı izler. Eğlencelikli, gittikçe çoğalan tek bölümlük bir ağır roman:) Ben çok beğendim.
-
Koloni (Yazar: Jean-Christophe Grange)“Klasik” bir Grange romanı. Cinayet-Kan-Din ve Tarikat dörtgenine bu defa dahil edilenler çocuklar! Kahramanlarımız biri yaşlı, emekli diğeri genç, serseri 2 polis. Biraz Kızıl Nehirlervari:) Hastayken 3 günde okuyup bitirdim. Aman aman değildi ne yazık ki. Bu adamın kurgulama biçimi beni cezbediyor.
-
Mucizevi Mandarin (Yazar: Aslı Erdoğan)6 bölüm ve iki hikayeden oluşan kitap, okuduğum ilk Aslı Erdoğan kitabıydı. Çok yoğun hisler bıraktı bende. Çok zekice derlenmiş cümleler, özellikle aşkın anlatıldığı tariflerin yoğunluğu içinde bulunduğum ruh hali sebebiyle de beni mahvetti. Kesinlikle tek okumalık bir kitap değil yalnız. Başucu!
-
Kazanan Yalnızdır (Yazar: Paulo Coelho)Coelho bu kitabında O’na tanıdık tüm temalarından uzakta! Süpersınıf olarak tanımladığı zenginleri yerin dibine batırıyor ve 24 saat içerisinde Cannes Film Festivali sırasında bir Rus Milyardere enteresan ve bence olmayacak tekniklerle seri cinayetler işlettiriyor! Ben ne heyecanlandım, ne bir şey aldım. Hırs yapıp 2 gecede bitirdim. Beğenemedim
-
Muz Sesleri (Yazar: Ece Temelkuran)Ece Temelkuran’ın alıştığımız anlatım dilinden farklı bu romanda kullandığı dil. Biraz zor. Biraz kesik kesik. Çoğu zaman full konsantrasyon istiyor. Ben birkaç defa dönüp cümleleri baştan okudum mesela. Muzların sesleri olduğunu, Beyrut’u, yoksul aşkını öğrendim:) Ben beğendim.
-
Kayıp Gül (Yazar: Serdar Özkan)Beni cok etkiledi bu kitap. Bitirdigimde agliyordum! Diana ve Mary ikilemi bana tamamen kendimi hatirlatti! Artik bir seyler yapma zamanim gelipte geciyor dedim tamda! Kucuk Prens kitabimi okudum uzerine 1 saatte. Okuyun lutfen. Ben de gul yetistirebilmeyi, onu basimin taci yapabilmeyi hayal ederdi m her zaman..
-
Bir Nefes İstanbul (Yazar: Aret Vartanyan)Cok begendim.
Cok etkilendim.
İstanbul aski bir baska.
Rum’u, Kurt’u, Turk’u, Ermeni’si hep birlikte, el birlikle neler yapabilirler?
Kadinlar ve erkekler nasil etkilesir, neler yasarlar?
Aslinda cogumuzun aklindan gecen ama bu kadar net ifade edemedigimiz bir suru sey daha. Bence begeneceksiniz. Aret Vartanyan’i tebrik ediyorum. -
Savaş ve Barış (Yazar: Lev Nikolayeviç Tolstoy)Klasiklerden okumadığım bir kitaptı. Orjinalini 1500 küsür sayfa yazmış Tolstoy. NTV Yayınlarından çıkan bu kitap gerçi 105 sayfaydı, ama hiç yoktan iyi oldu diye düşünüyorum. Bir gün orjinalini de okumak kısmet olsun umarım.
-
Ölü Ruhlar Ormanı (Yazar: Jean-Christophe Grangé )Bu adamı severdim. Bu sebeple de çıkardığı tüm kitapları alıp, okuyup, kitaplığa diziyorum. Amma velakin başlarda ilginç gelen tarzı, cinayetleri, kurgusu kendini tekrarlamaya, klişeleşmeye başladı benim nezlimde. Velhasıl ben artık sadece iğrenti duyuyorum anlattığı cinayet sahnelerinden! Sadece bitirmeliyim diye devam ettim. Tavsiye eder miyim? Beklentiniz olmasın. Midenize de dikkat!
-
Ejderha Dövmeli Kız (Yazar: Stieg Larsson )Begendim mi? Evet. Cok surukluyor, elimden birakamadim ve 3 gun icerisinde okuyup bitirdim. Anlatilanlardan daha aman aman bir hikaye bekliyordum, ama cikmadi. Diger iki kitabi da alip okuyarak bir son soz soylemek isterim.
-
Yeşil Peri Gecesi (Yazar: Ayfer Tunç)Ayfer Tunç ile tanışmam “Bir deliler evinin yalan yanlış anlatılan kısa tarihi ” isimli tuğla romanı ile oldu geçen sene. Dili, anlatımı, kullandığı kelimelerdeki zenginlik açısından en sevdiğim yazar şu an. Devamlı not alırken buluyorum kendimi.
Yeşil Peri Gecesindeki kadın kahramanın kendime yakın birçok hissiyatı vardı. Ailesi ayrılan, sakat ve kendine acımaktan hayatına devam edemeyen babasıyla aynı evde yaşamak, ona bakmak zorunda olan güzel mi güzel, güzelliği başına bela, asi bir kadının hikayesi. Aynı zamanda günümüz toplumsal yaralarına da parmak basmış yazar. Şantaj, ahlaksızlık, nihilizmin artık boku çıkmış yansıması, bürokrasideki büyük abilerin istedikleri herkesi satın alarak istedikleri her şeyi, her türlü rezilliği yaparken çevrelerine verdikleri rahatsızlıktan bir haberlikleri.. Kesinlikle okuyun. -
Just Kids (Yazar: Patti Smith)Patti Smith’i çok yakından tanımıyordum kitaptan önce. En favori tek şarkım dışında da bildiğim başka bir parçası yoktu: “Because the Night”
Robert Mapplethorpe ise fotoğraftan gelen merakımla adını bildiğim bir sanatçıydı. Bu ikilinin çok da uzun olmayan bir hayatı değişik şekillerde, birlikte paylaştıklarını öğrendim bu kitapta. Birbirlerine olan tutkuları, sanata olan tutkuları beni çok etkiledi. Değişik bir kitap, bir biyografi olarak severek kütüphanemde yer bulacak Çoluk Çocuk. Tavsiye ederim. -
Hayat – Dürbünümde Kırk Sene (Yazar: Ayşe Kulin)Ayşe Kulin’in yazım dilini, ifadelerini çok seviyorum. Biyografileri ise ayrı bir seviyorum. Dolayısıyla bu kitap ve devamındaki “Hüzün” beni mahvetti tek kelime ile!
Babasının ona, onun babasına düşkünlüğü, okul hayatını anlatan bu kitabı çok sevdim ben. -
Elif (Yazar: Paulo Coelho )Hatırlayanlar olacaktır, “Kazanan Yalnızdır” adlı kitabını ne kadar beğenmediğimden, ilk kitaplarına oranla ne kadar sığ bulduğumdan bahsetmiştim. Elif, bu kitabından hallice geldi bana. Bir çırpıda okunmadı. Beni sarmalamadı. Dağıtmadı. Kendi içsel serüvenini anlatırken Coelho, bence tamamen canının istediğini yapıyor. Kaygısı yok artık nede olsa.. Yazarının geçmiş kitaplarına hürmeten alınmış ama benden çok puan alamamış bir kitap Elif.
-
Az (Yazar: Hakan Günday)Hakan Günday’ın son kitabı, benim kendisiyle tanışmama vesile olan ilk kitap oldu. AZ’ı, ben özellikle ilk bölümde oldukça ÇOK buldum. Yazarın başka kitabını okumadığım için anlatıma, dili kullanımına bayıldım. Şaşırtıcı, etkileyici ve bence başarılı bir kitap.




