
İki sıfır sıfır sekiz yılı bana iyi geldi dostlarım:
Geçmiş yıl için beklentilerimi “İş konusunda daha fazla şeye saldırmak istiyorum, daha cok seyahat etmek birde. Beni heyecanlandıran şeyler yaşamak istiyorum, ve daha cok keşfetmek! Daha cok farkında olmak istiyorum çevremin, belki de böylelikle kendimle uğraşmayı bırakabilirim bir süreliğine de olsa” diyerek ifade etmiş, sonra da devam etmişim: “Yolun yarısına 1 adım daha yaklaşacağım ne de olsa:) Ne alırsak bu hayattan kardır. Ve aldıklarımız karşılığında verdiklerimiz bizim dimdik yürümemize, insanların yüzüne gururla bakmamızı sağlamışsa ne mutlu. Mutlu olmak istiyorum ve değer verdiklerimin, yüreğinde iyilik olan herkesin de bu mutluluğu yaşamasını.”
Şimdi buradan bakınca gayet mutlu bir iki sıfır sıfır sekiz yılı geçirdiğim konusunda sanırım zaten hemfikiriz:) Her ne kadar da güzel şeyler yaşasam, yeni yerler görsem, eğlensem, keyif alsam da hayattan yaşamımda uzun zamandır varolan bir boşluğun doldurulduğu bir yıl oldu geçirmekte olduğumuz yıl.
Güvenmeye ihtiyacım vardı.
Gerçek sevgiye, aşka, içten paylaşıma, sahici söylemlere, yalansız riyasız bir ilişkiye ihtiyacım vardı. Samimiyete, sıcaklığa, bazılarının deyimiyle bir evi yuva yapmaya yarayan birkaç ufak, sihirli dokunuşa… Sanki onlar da olursa tadından yenmeyecekmiş gibiydi hayatım. Çok fazla yaşayan örneğini göremiyordum gerçi çevremde, ama umutluydum. Sesli olarak çoğu zaman kendime hep “gelecek o güzel günlere” olan inancımı tekrarlıyordum ve çok da inatçıydım babamın söylediği gibi! Bilemiyorum, sonunda sanırım evren bir şekilde artık sıranın bana gelmiş olabileceği gerçeği ile karşı karşıya kalınca tuttu bana dünya şekeri bir adam gönderdi:) Böylece bu yılın hafızamda, anılarımda özel bir yeri oldu. Unutulması hiç mümkün olmayacak, unutulmak da istenmeyecek zaten:)
*
İş konusunda hayal ettiğim şeyler olmadı. Artık bir işkolik değilim! Hayatımdaki önceliklerim iki sıfır sıfır sekiz yılının sonlarına doğru kökünden değişti!
Bence yeni keşifler yaptım, çok da heyecanlandım. Çok gezdim yine, çok gördüm, burada paylaştım.
İsyankar yazılarıma daha az rastladınız bu yıl. Bir önceki yılın aksine canım daha az yanmış, gözümden daha az yaş dökülmüş, daha az sinir krizi geçirip depresiflikten payımı almışım.
Çevremde işler tabi hep çok iyi gitmemiş. Bir sürü sıkıntı, savaş, ağlayan kadınlar ve çocukların, çaresiz babalar ve abilerin feryatları ile dolu, hak etmeyenlerin sırıtarak dolaştığı, hak edenlerin bir türlü kendilerini ifade etmeyi başaramadıkları, kendilerini dinletemedikleri bir ülkede, bir dünyada uyanmışız her sabah.
Bu yıl insanlığımdan utanmışım ama daha çok!
Tecavüzün neredeyse normal bir hal aldığı, bir dolu çocuk kadınlar yaratılan bir ülkede, suratına tükürülecek adamlara kucak açıp, sokağa serbestçe bırakan kendi yargıma, adaletime inanamamışım.
Yine artmaya başlayan, insanın yüreğini dağlayan şehitlerin sayısı, evlerinden, iş yerlerlerinden kaçırılıp alıkonan, dövülen, öldürülen kadınların sayısı, annesini-babasını öldüren evlatların sayısına bakakalmışım şaşkınlıkla bu yıl.
Nasıl bir yere gidiyoruz, bu ülkeye, bu dünyaya neler oluyor böyle dediğim çok akşamım olmuş; bırakmışım TV’de haber seyretmeyi, gazetede haber takip etmeyi başıma saplanan ağrıların şiddetini arttırmasından sebep.
Neden güzellikler peşinde koşmaz oldu insanlar demişim çokca. Neden?
Neden birbirini yemek, cinayet işlemek, ahlaksızlık yapmak, karşındaki konuşurken üzerine nerdeyse kusarak konuşmak, kabadayı olmak, ukala olmak, kendini birşey sanmak gibi şeyler para ediyor bu ülkede, bu dünyada demişim. Neden birkaç iyi adam kaldı, neden bir avuç kaldık demişim.
*
Sevgili iki 00 dokuz:
Bir avuç kalmayalım, çoğalalım senin yancağızında olmaz mı?
Gülerek, umutla bakan bir çift gözün yarattığı etkiyi bir görsen, şaşar kalırdın!
Yüreği iyi insanların dualarına, çevreye yaydıkları enerjiye, o enerji birleşiminin evrende yarattığı etkiye ise inanamazdın bak yeminle söylüyorum!
Sen sadece aç kollarını bize kocaman, güllerle donat göğsünü. Tüm kötü ve olumsuz duyguları çıkart göğsündeki gül bahçesinden, arındır, iyice temizle. Paylaşmayı, insanlığı bilmeyen utansın da halinden, güzel bahçene kıyamasın, kirletmeye kıyamasın. İçindeki saklı-gizli kalmış kırıntılar canlansın da ADAM olmayı başarabilsin bu yıl. Öyle bir bahçe yarat ki, görenin gözleri kamaşsın o bahçenin dışında olmak istemesin.
Bir de iki 00 dokuz, özel bir arzum var senden:
Hayatıma bir şekilde girmiş ve hala orada bulunan insanların hiç birini sakın ha çıkarma. Çok mutluyum onlarla ben. Yenilerini katabilirsin bak, ona sözüm yok. Ama sakın kimse gitmesin hiçbir suretle hayatımdan. Hepsini çok seviyorum, çok daha “ben” oluyorum onlarla.
Anlaştık mı?









