22 Mayıs 2009
Tamam mı Devam mı?
Evdeki her türlü ampul, spot veya bilimum musluk contası değiştirme, ufak çaplı tadilat, pencerelere silikon, müzik sisteminin kolonlarını bağlama vs. gibi işlerden anlamaktan, anlamayı geçtim yılardır tüm bunları kendi başıma halletmekten usandım ben! Bunları öğreneceğim diye defa defalarca çarpıldım, musluklardan fışkıran sulardan sırılsıklam oldum, çekiçle parmağımı ezdim. Yani bayağı bir emek verdim acısıyla falan. Olsun varsın, da dirayetle davranıp, azmedip yaptık da ne oldu? Sevgilin senin evindeyken, sen bunlarla cebelleşirken “Vay be, süpersin hatuncum. Aferin sana. Şimdiki kadınlar böyle ufak tefek işler için bile hemen tamirci çağırıyorlar” dedi mi? Dedi. Peki sen pis pis sırıtıp, elindeki …
Devamı…
8 Mayıs 2009
Bahara Vurgun Bendeniz.
Mis gibi bir bahar sabahına uyandım erkenden ve hemen pencerelerimi açtım. Bahçedeki manolyaların kokusu sarhoş edecek düzeyde baskın bu sabah, inanılır gibi değil.. İlk manolya ağacı ile tanışıklığımız 1998 yılı Mayıs’ına denk gelirdi, onu hatırladım birden: O tarihlerde Paris’teyim. Teyzemin şeker ve çılgın bir arkadaşının evinde kalmıştım 12 gün kadar tek başıma. Hatunla Amerikalı eşi bir iş gezisine beraber çıkıp Amerika’ya gitmişlerdi ben kendileriyle tanışıp pek bir kaynaştıktan tam 2 gün sonra. İşte o andan itibaren ben St. Michel bölgesinde eski tip yüksek tavanlı, kocaman şömineli, ahşap tabanlı ev ile kırmızı kadife kaplı, aynalı asansörümüzle başbaşa kalmıştım. …
Devamı…
24 Nisan 2009
Elif Şafak’ın Siyah Süt’ünü okuduktan sonra yazdımdı bunu:) Yine NYC2IST’dan..
İçimdeki Kadınlar
— “Nasıl oldu da ilk ben akıl edemedim içimdeki sesler korosunu bu şekilde tasvir etmeyi, kâğıda dökmeyi?” diye az düşünmedim, dövünmedim Elif Şafak’ın “Siyah Süt” isimli otobiyografik romanını okuduktan sonra! (Birisi benden önce, bence dâhice bir şeyi kâğıda dökebilmişse eğer, hem de bu birisi benim kalemini zekice kullandığına inandığım ve takip ettiğim birisi olursa hem de önce çok kıskanır, dudağımı ısırır, yumruklarımı sıkar; sonra toparlanır, ona ve tanımlamalara hayran, saygıyla önünde eğilirim.)
Kitapta Elif Şafak, iç seslerinin hepsini ete kemiğe büründürmüş, boylarını-kilolarını, giydikleri kıyafetlere kadar onlara …
Devamı…
10 Nisan 2009
NYC2IST’da yayınlanan başka bir yazı daha:) İyi okumalar.
“Good Morning Sunshine”
Her sabah aynı güzel iki kelime ile uyandım güne ben: “Good Morning Sunshine”
Hava güzel ve parlak, ışıl ışıl güneşli de olsa,
Karanlık, biraz sisli ve puslu; henüz ağaramamış da olsa gün,
Sonbaharın o uğultulu rüzgarıyla bürülü kasvetli bir sabahı,
Ya da kışın kar-buz içinde iliklerimizin döndüğü bir güne bile uyansak beraber…
Ben her zaman O’nun Sunshine’i idim. Bu böylece yaklaşık 3 sene kadar sürdü.
Derken o gün geldi ve ayrıldık ciddi bir sebepten ötürü; ben İstanbul’a taşındım apar topar işimi, evimi, arkadaş-eş ve dost ahalisini, bahçemdeki açmaları için …
Devamı…
3 Nisan 2009
Uzun zamandır “Cuma Hikayesi”ne yer vermiyordum sayfalarımda. Bunun en önemli nedeni tabi ki artık “yazmıyor” oluşum! Bir dönem Sevgili arkadaşım Rana Solaker‘in ricasıyla NYC2IST‘da bu tarz şeyler çiziktirmiştim. Oradan okuyamayanlar için, ayrıca kendi bloğumda da arşivlensin diyerek oradaki yazılarımı burada zaman zaman bu başlık altında yayınlayacağım. İşte ilki geliyor:
~ Anytime You Need A Friend, There She Goes..~
Kızların kızlarla arkadaşlığı hep ilginç bir konudur bence. İlginçliği zorluğundan ve hatta zaman zaman da imkansızlığından sebeptir. Dönüp şöyle bir bakarsak kızlar arası ittifaklar ya çok güçlü olur, bağları sıkı olur, düğümleri gemici düğümünden beter olur; ya da olmaz! Evet, …
Devamı…